Tarih boyunca süregelen bir gerçek var ki o da TALAN… Savaşlar, istilalar, defineciler, din istismarcıları… Sebep aramaksızın yok edilen eserler ve yazılı bilgiler… Bilinçli veya bilinçsiz insanlık tarihinin yok edilişinin göstergesi olan eylemler..
Tarihte Moğollar istilacı ve talancı olarak anılır. Ne kadar doğru belirsiz ama kaynaklar bugün ayakta olan birçok kentin Moğol istilasına uğradığı ve bütün yazılı kaynakların ateşe verildiğinden bahseder…
Moğolların yazılı kaynaklara karşı özel bir düşmanlık besledikleri de tarihe kaydedilmiştir. Moğolların inançlarına göre yazılı kaynaklar kötülükleri geleceğe taşıyan araçlar olarak görülür. Bunun yanı sıra Bağdat, Hasankeyf, Kudüs ve daha birçok yer Moğollar tarafından istilaya uğramış, tarihsel ve görkemli yapılarını kaybetmiştir.

Tabii ki de istila ve talan sadece Moğollara mahsus bir durum değil. Örneğin İskenderiye Kütüphanesi gibi muhteşem bir birikimin yerle bir edilmesi; Genel kanı bu kütüphanenin, çıkan çeşitli fanatik görüşler nedeniyle, Pagan tapınakları ve Hıristiyanlar tarafından yakıldığı yönündedir. Ama bir kısım tarihçinin görüşü de İskenderiye Kütüphanesinin Romalı askerler tarafından yakıldığı yönündedir. Sonuç olarak tarihe ışık saçan kütüphanede önce kan akmış sonra da ateşe verilmiştir.

Günümüzde, tarihte olan biten birçok olayın bugüne aktarılmamasına Moğol- Roma ve diğer imparatorluklarının payı büyüktür.

Tarih, savaşların sonuçlarında olan biteni de yazar. Öyle ki savaşlarda artık yıkım politik bir amaç haline geldi. Mesela 2. Dünya savaşında faşizmin en önemli temsilcilerinden Musollini ve Hitler binlerce kitabı meydanlarda, fırınlarda yaktı. Faşist liderler ele geçirdiği kentleri yağmalayıp, yakıp yıkarken; kitapları özelikle sokaklarda, insanların gözüne sokaraktan yakmaları tesadüf değildir.

Kitap yakmak tamamıyla psikolojik ve siyasi bir amaçtır.
Bu siyasi amaç 12 Eylül 1980’de ülkemizde de sahneye çıkmıştır. Bizler o devrin şahidi olmasakta büyüklerimizden dinlediklerimiz ve okuduklarımızdan o dönemde kültüre ne denli zarar verdiklerinin bilgisine sahip olduk. Askeri darbenin maşaları, yazılan kitapları ve yazarları hain ve düşman ilan edip, sanata ve sanatçıya vurulabilecek en büyük darbeyi vurmuşlardır. Binlerce kitap siyasi etiket altında fırınlarda yakılmıştır. Tarihi belgeler ortadan kaldırılmıştır. Sadece belgelerle sınırlı kalmayıp tarihi değiştirebilecek insanları da yok etmişlerdir. Ve bunların toplamında apolitik, düşünmesine izin verilmeyen bir gençliğin yetişmesine sebep olaraktan yapılabilecek kötülüğün en büyüğü yapılmıştır.
Yok etme ve talan güdüsü geçmişten kalan miras özellikle orta doğu ve Mezopotamya hala daha devam etmektedir. Geçtiğimiz yıllarda Saddam muhalifleri tarafından Bağdat'ta günümüzde de IŞID tarafından Suriye, Tunus'ta… Çok afedersiniz ama bu yaratıklar insanlık adına ne varsa yağmalamaktadır. Tarihi eser avcıları, para hırsıyla yanıp tutuşan zavallı insanlar, talana ve yangına ateş taşımaktadırlar. Bir kısım zavallı yaratık, insanlığın geçmişine ait ne varsa yok etmektedir.
Talan son günlerde tüm hızıyla devam ederken ekranlarda gördüğümüz görüntüler içimizi acıtır cinstendi. Terör örgütü IŞİD, Ninova eyaletinde yer alan ve içerisinde binlerce yıllık heykellerin bulunduğu Nineveh Arkeoloji Müzesi'ni balyozlarla ve matkaplarla talan ettikten sonra internet üzerinden satışlara başlamıştır. Daha sonra Musul Kütüphanesi'ni yakarak, aralarında Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalma harita ve el yazması eserlerinde bulunduğu binlerce kitabın yok olmasına sebeb olmuştur. Ve malesef son olarak Tunus'ta Bardo Müzesine gerçekleştirdikleri saldırıyla 23 masum insanı katleden bu örgüte dur diyecek kimsenin olmaması da ayrı bir trajedidir.
Bu trajedinin en acı tarafı da ABD Irak'ta, Suriye'de petrol alanlarını sıkı korumaya alırken, kültürel varlıkların talan edilmesine göz yummuştur. Bağdat Kütüphanesi yanarken, müzeler talan edilirken, internet üzerinden satış yapılırken izlemiştir. ABD petrolü korumaya alabiliyor ama kültürel varlıkları koruma altına alamıyor! Ne kadar ironik değil mi?

Bu olaylar bilinçli yürütülen bir senaryo gibi. ABD ve diğer egemen güçler Mezopotamya Kültürünü dinamitliyor. Silmek, ortadan kaldırmak istiyor. Önce işgal edip daha sonra yöresel terör örgütlerinin ellerini kuvvetlendirerek böl parçala yönet sistemiyle hem bölge barışını hem de kültürü yok ediyor.

Kısaca tarihsel süreçte dünyanın neresinde olursa olsun yapılan istilalar ve talanlar kabul edilemez ve barbarlıktan başka bir şey değildir. Umarım kültür, sanat ve arşivlere yapılan bu saldırılar bir an önce sonlandırılır…

Geleceğe aktarım ne kadar iyi olursa gelecek nesiller de o kadar sağlıklı olur…