Malum, son günlerde PKK'nın silah bırakmasının şartları konuşuluyor. Şartlardan biri Barış veya açılım sürecini izleme komitesinin kurulması. Böyle bir komitenin kurulacağını HDP duyurduğunda hükümet tarafından yalanlanmıştı. Bu yalanlama bir çok kişiyi rahatlatmıştı. Öyle ya yarın öbür gün süreç izleme komitesini genişletelim, ülke dışından birkaç kişi daha eklensin, daha sonra da bu süreç birkaç yabancı ülke tarafından izlensin, sonunda da hep beraber masaya oturalım, mesele uluslar arası bir problem haline gelsin senaryosunun çalıştırılabileceği ve gerçekleştirilebileceği muhal değil.
PKK uluslar arası arenada bir terör örgütü. Bu yaftadan kurtulmak için 'legalite' peşinde. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde PKK terör örgütü listesinden çıkarılıp, 'ayrılıkçı, muharipler' sınıfına girmeyi hedefliyor.
Bu tehlikeyi görmüş olsa gerek ki sayın Cumhurbaşkanı medya aracılığı ile böyle bir komitenin kurulmasının yanlış olacağını bizlere iletti. Açıklamadan rahatsız olan hükümet böyle bir kararın hükümetin sorumluluğunda olduğunu Başbakan Yardımcısı aracılığı ile kamuoyuna bilgi verildi.
Sayın Erdoğan'ın yaptığı veya söylediği her şeyin doğru olduğunu söylemek çok zor ama, korkarım ki bu konuda üstü kapalı bir şekilde belirttiği endişelerinde haklı. En azından bir çok insan kendisine hak veriyor. Doğruya doğru demek gerekir deniliyor.
Geçmiş dönemlerde de Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık arasında bazı konularda ihtilaf olurdu. Bu ihtilaflar kamu oyu nezdinde büyük yankılar doğurmazdı. Bu gün ifade edilen fikir ayrılıklarında kısa bir müddet sonra fikir birliğine varılabilir . Tıpkı Merkez Bankasının faiz indirimi konusunda çıkan ihtilafın 'tatlıya bağlanması' gibi.