Kemal ANADOL
İhtiyar bir genç kuşak!
14 Mayıs 2021 Cuma

Henüz yirmi dört yaşındaydım. Gaziemir Ulaştırma Okulu’nu bitirdikten sonra sıra kuraya gelmişti. Merakla çektiğim kâğıtta Keşan 4. Tümen Ulaştırma Oto Taburu yazıyordu. ABD 6. Filosunun Türk Ordusunun Kıbrıs çıkarmasını önlediği yıllar… Ünlü Johnson mektubu ve İsmet Paşa’nın daha da ünlü yanıtı: “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de yerini alır.” Kıbrıs Erenköy’de EOKA’nın imha etmek üzere olduğu Türk mücahitlerini kurtarmak için düzenlenen hava harekâtı… Ve filo komutanı Yüzbaşı Cengiz Topel’in şehadeti… ABD’nin ordumuza uyguladığı haksız ve insafsız ambargo! Yunanistan’la savaş ha çıktı ha çıkacak!

***

Bu koşullarda Keşan’da tamamı iki yıl olan yedek subaylık hizmetimi tamamlayacağım. Oto taburunda beni 1. Bölük Takım Komutanlığına getirdiler. Taburumuzun iki görevi var. Birincisi alarm verilir verilmez yakındaki piyade birliklerini araçlarımıza yükleyip Meriç kıyısındaki sınırda toplanma yerine intikali sağlamak. İkincisi de tümenin piyade, topçu, istihkâm sınıfından gelen acemi kurs öğrencilerine şoför eğitimi ve sonunda askerî ehliyet vermek. Sıra uygulamaya gelince her kursiyeri bir usta şoförün yanında REO marka kamyonlara bindirip araba kullandırıyoruz. En uygun güzergâh, trafiği tenha olan seksen kilometrelik Keşan- Enez yolu. Yarım saat arayla araçları durdurup kursiyeri değiştiriyoruz. Öğle yemeği arkadan karavana aracıyla geliyor. Öğle arası bir buçuk saat. Bölük komutanı üsteğmenle Enez’e gidip bir esnaf lokantasında karnımızı doyuruyoruz.

***

O günü halâ unutmuyorum. Havada boğucu bir sıcak vardı. Denizden ve özellikle Meriç’ten buharlaşan sular çevreye yaydıkları nemle insanları ter içinde bırakıyordu. Girdiğimiz lokantanın köşesinde yaşı yetmiş-seksen arasında olduğunu sandığım bir adam oturuyordu ve önünde bir büyük rakı şişesi vardı. Biz yemeğimizi yiyip, laflamayı bitirip kalkarken şişenin yarısı bitmişti. Merak edip yanına gittim. “Baba” dedim. “Ben bu sıcakta bira bile içmeye cesaret edemem; sen büyüğü yarıladın. Müthiş bir şey. Bunun sırrı ne?” Adam bir süre yüzüme baktı ve konuştu. “Evlâdım, benim sana ihtiyar olduğumu kim söyledi? Ben sadece yaşlıyım.”

Bu ilginç yanıt daha yirmilerini tamamlamamış bana “ihtiyar” ve “yaşlı” sözcüklerinin ayrı anlam taşıdıklarını öğretmişti. Bu anıyı yaşamım boyunca unutmadım. Hele yaşlanıp sağlık sorunlarım ortaya çıkmaya başlayınca daha iyi değerlendirdim. Yaşlanırken ihtiyarlamamaya özen gösterdim. Konuya açıklık getireyim. Yaşlı, yaşı ilerlemiş olanlara verilen bir sıfat. İhtiyar ise hem yaşı ilerlemiş hem de kocamış olanları tarif ediyor.

***

Geçen akşam Fox tv spikeri Selçuk Tepeli akşam haberlerini sunarken beni çok etkileyen bir yorum yaptı: “İhtiyar bir genç kuşak yaratmayı başardık!” Onu dinlerken 57 yıl önceki anılarım canlandı. Enez’deki lokanta sahnesi bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Gerçekten çok doğru bir saptamaydı Selçuk Tepeli’nin söyledikleri. Yakın yıllara kadar AB ülkeleriyle karşılaştırarak çok genç bir nüfusa sahip olmakla öğünürdük. Bu büyük bir iş gücü demekti. Ne acıdır ki bir hafta önce yapılan anketler, gençlerimizin yüzde doksanının bir fırsatını bulup kendi yurtlarını terk etmek istediklerini ortaya çıkardı. İster Avrupa, ister Amerika, ister Kanada Avustralya veya Yeni Zelanda…

Onları eleştirmek kadar kolaycılık olamaz. Biraz empati yapalım isterseniz. Ailesinin yemeyip içmeyip üniversiteyi bitirmesini sağladığı genç fırıl fırıl iş arıyor. Daha bir baltaya sap olamadan devlet yakasına yapışıyor. “Kredi Yurtlardan aldığın bursu faiziyle birlikte ödeyeceksin!” Bazen elli bin lira çok kez daha da fazla. Mühendisler, sağlıkçılar, biyologlar, veterinerler ve çeşitli meslek sahibi gençler garsonluk yapmaya bile razı ama dükkânlar kapalı. Stajını yeni bitirmiş avukatlar büyük hukuk bürolarında asgarî ücretle çalışıyorlar, biliyor musunuz?

Dünyanın hangi ülkesinin her ilinde bir üniversite var; söyler misiniz? Hangi AB ülkesinde 132 Hukuk, 111 Tıp, 170 Mühendislik Fakültesi var? Bu kadar çok ve önemli fakülteye, onları açan irade yeterli öğretim üyesi, araç, gereç, laboratuvar sağlayabiliyor mu? Kaç fakülte dünya ölçülerine uygun kaç mezun veriyor?

***

Eğitim ve sağlık dalları ise tam bir facia! 93 Eğitim Bilimleri Fakültesi ve 50 Eğitim Birimleri Enstitüsü olmak üzere 143 okulda 250 bine yakın öğrenci ders görüyor. Devletin 341, özel sektörün 166 toplam 507 Sağlık Meslek Lisesi var.

Rakamlarla kafanızı şişirmeyeyim. Bunları birkaç örnek vermek için yazdım. Her ilde bir üniversite aç! Buralardan mezun olan gençler yoğunlaşıp “atanamayan öğretmenler”, “atanamayan sağlıkçılar”, “atanamayan veterinerler” çığlık atmaya başlayınca hiç sıkılmadan “Devlet her üniversite mezununa iş bulmak zorunda değildir” de! Pek iyi hazret, o zaman bu okulları niye açtın?

Sözü fazla uzatmaya gerek yok. YÖK Denetleme Kurulu Üyesi Profesör, “Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben her zaman cahil halkın ferasetine güveniyorum. (15 Aralık 2016)” diyor.

Anlayış bu olunca fazla bir şey yazmaya gerek var mı?

***

Gelelim devlet dairelerinde iş bulma şansını yakalayanlara… Yazılı sınavlarda üstün başarılı olanların mülâkatta sapır sapır döküldüklerini sağır sultan biliyor. Yazılıda dökülenlerse mülâkatta harikalar yaratıyor! FETÖ çetesi, Harbiye, Mülkiye ve Polis okullarında hangi iktidar döneminde soruları çalıp badem bıyıklıları buralara doldurarak kaç gencimizin hayallerini çaldı?

Her genç geleceğe dair umut taşır. Meslek sahibi olacak, dalında ilerleyecek, evlenecek, çoluk çocuğa karışacak. Mezun olduğu gün kendini bulutların üstünde görür. Ülkemiz için en kötü durum gençlerin gelecek için umutlarını yitirmesidir. Galiba genç yaşta ihtiyarlamak böyle bir şey…

***

Gençlerimizi hızla bu kısır döngüden çıkarmak gerek. Sayın Kılıçdaroğlu, ABD yeşil kartını kazanan gencin sevincine ortak olan arkadaşlarının videosunu izleyince gece uyuyamadığını söylüyor. Gerçekten takdir edilecek bir sorumluluk duygusu. Gençlere “Gitmeyin” diyor. “Ben bütün haklarınızı geri vereceğim.” Sonra ilâve ediyor. “Vallahi Billahi vereceğim.”

Dost acı söyler. Sayın Kılıçdaroğlu oylarını yüzde 20/25 bandından yukarıya otuzlara, kırklara çıkarsın yemin etmeye hiç gerek yok. Aksi halde edilen yeminler inandırıcı olmaz ve gençlerin yitip giden umutlarını geri getirmez!

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 4 yorum var, 4 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Kemal Sağ 14 Mayıs 2021 Cuma 19:14

Harika, hatıraları gerçeklerle bağdaştırarak anlatmış, çok beğendim yazıyı, ama gerçek duruma da tabii ki çok üzüldüm.

Yorumu oyla      1      0  
Nazim arat 14 Mayıs 2021 Cuma 16:54

Kilicdaroglunun sözüne güvenen 1 tane genç varmi

Yorumu oyla      0      1  
Tayfun Orçun 14 Mayıs 2021 Cuma 16:07

Sayin Kemal Anadol un vurguladığı gibi CHP nin gençliğin umutlarını gerçekleştirmesi için once siyaseti kendi için değil halkı için yapan ilkeli bilgili insanlardan bir kadro ile halkin desteğini kazanması oylarını artırması gerekiyor.

Yorumu oyla      1      0  
kentli olmak 14 Mayıs 2021 Cuma 13:21

Aynı şeyleri yapıp,farklı sonuçlar beklemek diye tarif edilir aptallık.. Hala ilçelere,kasabalara üniversite yüksekokul açmaya çalışanlar...Lütfen bu fakir ülkeye bu kötülükleri yapmayınnn...

Yorumu oyla      1      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Yeşil ile mutabakat...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Arkası yarın
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kitlesel cinnetin eşiğinde
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Giraud’un domuzu
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Zor günlere kalmak
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Şekerin tadı, kota ve özelleştirme ile nasıl kaçtı?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Gündüz denetleme, geceleri kirletme!
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Babayı kim oynar?
Kemal ARI
Kemal ARI
Atatürk’ü yeterince tanıyor muyuz?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Futbol ırkçılık, vandalizm ve lümpenlik değildir
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva