Gazeteci Tolga Şardan, T24’te yayımladığı Büyüteç isimli köşe yazısında, 19 Ocak'ta Cumhuriyet tarihinin en büyük narkotik operasyonu olduğu belirtilen Narkokapan-İzmir operasyonu ile ilgili detaylara yer verdi.
Şardan gözaltına alınan kişi sayısının çokluğu sebebiyle 300’den fazla şüpehlinin Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksek Okulu’nun (PMYO) spor salonuna getirildiğini, burada 8 şüphelinin firar ettiğini iddia etti. Yapılan sayım esnasında durumun fark edildiğini aktaran Tolga Şardan, 1 kişinin de adliyeden firar etmeye başladığını iddia etti. Kaçaklardan 8’inin yakalandığını açıklayan Şardan 1 kişinin halen firar olduğunu belirtti.
Şardan’ın köşe yazısı şöyle:
"İzmir’den, emniyet teşkilatını, dolayısıyla kentin kamu güvenliğini yakından ilgilendiren haberler gelmeye devam ediyor.
Büyüteç’te geçen yılın son günlerinde İzmir Emniyeti’nde yaşanan bir dizi olayı aktardım.
Kentte yaşananlar aktardığım konularla sınırlı kalmadı elbette. Yine, kentin kamu güvenliğini sağlanması çerçevesinde yeni bir gelişme daha yaşandı ki, tam “evlere şenlik işler” durumu.
Konuya girmeden evvel, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın geçen hafta kamuoyuyla paylaştığı bir bilgiyi ve sonrasında yaşananları hatırlatmam gerek.
Bakan Yerlikaya, İspanya açıklarında içinde 10 ton kokain bulunan bir gemiye yönelik operasyonla ilgili açıklamasında söz konusu geminin Türkiye ile ilgisi bulunmadığını duyurdu.
Bu açıklamayla birlikte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, geminin Türkiye ile bağlantısının bulunduğunu ortaya koyan delilleri tespit ettikten sonra başlattığı soruşturmada 12 şüpheliyi gözaltına aldı. Şüphelilerden 10’u tutuklandı!
Bakan Yerlikaya, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gözaltı işlemi yapmasının hemen ertesi günü bu kez “İzmir’de Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu satanlara yani torbacılara yönelik operasyon” yapıldığını duyurdu.
Yerlikaya’nın bu açıklamasını, İstanbul’dan gelen gözaltılarla birlikte kendisi hakkında oluşan olumsuz yargıyı etkisiz kılmak şeklinde yorumlamak elbette mümkün.
İçişleri Bakanı’nın açıklamasına göre; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinesinde İzmir Emniyeti ile Ankara’daki Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı’nın soruşturmasında İzmir başta olmak üzere 14 farklı kentte 641 şüpheli gözaltına alındı.
Operasyon dosyasında 800 dolayında şüpheli ismi olduğu belirtiliyor.
İşte bugünkü Büyüteç’in konusunu oluşturan “evlere şenlik” meselesi de bundan sonra yaşandı maalesef.
Operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin çoğunluğu İzmir’de yakalandı. Ancak işin ilginç boyutu, bu kadar kalabalık şüpheli grubunu İzmir Emniyeti’nin binalarında gözaltına tutacak fiziki olanak yoktu!
İzmir Emniyeti’ne ait binalarda yeterli sayıda nezaret olmayınca kentteki şüphelilerden büyük bölümü –bana ulaşan bilgiye göre 300’den fazla şüpheli– yine İzmir’deki Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksek Okulu’nun (PMYO) spor salonunda gözaltında tutuldu.
Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, gözaltına aldıkları şüphelileri, ön işlemlerden sonra nezarethanelere teslim ettiler.
Her ne kadar operasyonu İzmir Emniyeti gerçekleştirmiş olsa da PMYO’daki gözaltı sürecinde okul personeli görev aldı.
Okula getirilen tüm şüphelilerin gözaltına bulundukları sırada gerekli adli işlemler okul yönetimince karşılandı.
Savcılık talimatıyla gerçekleştirilen adli süreç sırasında yaşanan bir gelişme ortalığın karışmasına neden oldu.
Yapılan araştırmada, bahçedeki sayım teslimat anında şüphelilerden sekizinin zaten fazlaca güvenlik önlemi olmayan polis meslek yüksek okulundan kimseye fark ettirmeden firar ettikleri anlaşıldı!
Ayrıca bir şüpheli ise adliyeden kaçarak kayıplara karıştı.
Firarilerin kayıplara karışmasıyla birlikte polis ekipleri bu kez kaçakların peşine düştü.
Firarilerden sekizi yakalandı. Dokuzuncusu halen aranıyor.
Gözaltına alınan şüphelilerin firarı sonrasında idari soruşturma başlatıldı.
Emniyet kaynaklarına göre, yaşanan firar olayları nedeniyle böylesi önemli bir operasyona maalesef gölge düştü.
Ortaya çıkan bu tabloda, her zaman olduğu gibi ister istemez bazı sorular gündeme geldi.
İzmir Emniyeti’nin yerleşkelerinde yetersiz fiziki koşullar olmasına rağmen neden bu kadar kalabalık bir operasyon başlatıldı? İşin perde arkasında başka süreç mi var?
Bu kadar kalabalık şüpheli grubunun gözaltına alınması gerekiyorsa –ki İçişleri Bakanı Yerlikaya’ya göre tarihin en büyük operasyonu– savcılık neden diğer adli kolluk birimlerinden destek almadı?
Ayrıca son dönemde İzmir Emniyeti’ni yönetenlere karşı, personelin ağır çalışma koşulları altında kaldığı konusunda eleştiriler var. Bu ağır çalışma koşullarının yaşanan firarda etkisi var mı?"





