Bir olayın 'tarihi' sıfatı taşıması için nev-i şahsına münhasır olması lazımdır.
Yani özellikli… Onu diğerlerinden ayıran bir şey…
İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davaya birileri ısrarla 'yolsuzluk ya da çete davası' dese de bizler başından itibaren 'tarihi dava' demeyi tercih ettik.
Her şeyden önce 700 polisle basılan bir belediyeye rastlamamıştık daha önce... Dahası özel yetkili savcı talimatıyla bir Büyükşehir Belediyesi basılmamış, 300'e yakın çalışanı bir biçimde 'çete kapsamına' alınmamıştı.
Her şeyden önce 700 polisle basılan bir belediyeye rastlamamıştık daha önce... Dahası özel yetkili savcı talimatıyla bir Büyükşehir Belediyesi basılmamış, 300'e yakın çalışanı bir biçimde 'çete kapsamına' alınmamıştı.
Bir Büyükşehir Belediye Başkanı 'çete kurmakla' itham edilmemiş hakkında 397 yıl hapis istenmemişti.
Ya da belediyenin malını belediye şirketine verdiği için 'kamu zararı' iddiasına maruz kalan… Köylüden mandalina aldığı için çeteci ilan edilen, öğretmene şal/atkı verdiği için örgüt kurmakla suçlanan, birkaç konser organizasyonu için bilmem kaç yıl hapsi istenen.
Hayatı boyunca belki memuriyete başlarken 'sicil kaydı almak dışında' adliyeyle işi olmamış, karakolun önünden bile geçmemiş devlet memurlarının aylarca tutuklu, özgürlüğünden mahrum bırakıldığı başka bir davayı en azından İzmir'de görmemiştik. 2012'nin son yazısında geride bıraktığımız yılı tanımlarken yargının yargılandığı yıl ifadesini kullanmıştım. Sadece İzmir'de değil ülke genelinde öyle bir yıl olmuştu 2012.
Pek çok davada tutuklanan, hapse atılan başkalarıydı ama vicdanlarda yargılanan yargının bizzat kendisiydi.
Neyse ki umut her zaman vardı.
Adalet geç de olsa gelecekti. Az da olsa adalet adaletti ya da.
Çöldeki vaha gibi… Ve Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun belki bu süreçte binlerce kez tekrarladığı gibi…
Adalet bir gün herkese lazımdı.
*
Sonunda devletin başı da duydu İzmir'den yükselen sesi…
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 'Bu davadan bir şey çıkmaz' diye 13 ay sonra söyledi ama biz İzmirli gazeteciler 2 Mayıs'tan itibaren aynı noktadaydık.
Belki ufak tefek bazı hatalar olmuştu.
Ama hırsızlık, yolsuzluk, sebepsiz zenginleşme yoktu ve de olmamıştı.
Çetecilikle suçlananların kişisel serveti artmamıştı. Bilakis kredi kartlarıyla yaşayanlar, ev taksitini ödeyenler vardı çetecilikle suçlananlar arasında.
Hatta iflas edenler, dara düşenler… İşini, maaşını dahası özgürlüğünü kaybedenler…
Pek çok açıdan tarihi nitelik taşıyan İzmir Büyükşehir Davası'nda tam 633 gün sonra önemli bir karar verildi. Davanın savcısı ev hapsinde bulunan 8 kişinin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını talep ettiğinde, içinde güvercinlerin uçuştuğu salondan büyük bir alkış koptu. Öyle bir alkış ki salonun maskotu güvercinleri bile heyecanlandıran, kanatlandıran…
Hatta iflas edenler, dara düşenler… İşini, maaşını dahası özgürlüğünü kaybedenler…
Pek çok açıdan tarihi nitelik taşıyan İzmir Büyükşehir Davası'nda tam 633 gün sonra önemli bir karar verildi. Davanın savcısı ev hapsinde bulunan 8 kişinin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını talep ettiğinde, içinde güvercinlerin uçuştuğu salondan büyük bir alkış koptu. Öyle bir alkış ki salonun maskotu güvercinleri bile heyecanlandıran, kanatlandıran…
Kulaklarına inanamadı pek çoğu…
Ama ev hapsinin kaldırılmasını savcı istiyordu işte... Beraat etmiş kadar sevindiler.
Büyükşehir'in 2 nolu ismi Pervin Şenel Genç için 633 gün sonra sokağa çıkmaktı bunun anlamı… Demir parmaklıkların ardında geçen 1,5 yılın ardından evinde geçen 5 aylık mahpusluk dönemi bitmişti işte. Duaları kabul olmuştu Pervin Hanım'ın…
Büyükşehir'in 2 nolu ismi Pervin Şenel Genç için 633 gün sonra sokağa çıkmaktı bunun anlamı… Demir parmaklıkların ardında geçen 1,5 yılın ardından evinde geçen 5 aylık mahpusluk dönemi bitmişti işte. Duaları kabul olmuştu Pervin Hanım'ın…
Ya da Destek Hizmetleri Şube Müdürü Mehmet Sayar'ın 70 metrekarelik esaret duvarının yıkılmasıydı. Ve de Selçuk Savcı'ın, Hilmi Özen'in Ali Sabuktay'ın aylarca süren mağduriyetleri…
Nasrettin Hoca fıkrası gibiydi belki de. Allah fakir kulunu sevindirmek isterse önce eşeğini kaybettirir, sonra da bulduruyordu.
Tek farkla… Burada kaybedilen eşekler değil özgürlüklerdi sadece…
Tek farkla… Burada kaybedilen eşekler değil özgürlüklerdi sadece…
*
Bu karar tarihi davanın en önemli kilometre taşlarından biriydi kuşkusuz.
Öyle ki Kocaoğlu'nun tutuklanabileceğini varsayanlar bile vardı. Bundan sonraki beklenti 'çete yönüyle' karara bağlanması yani 'beraat' kararı verilmesidir. Bana göre bunun da olması yakındır.
Öyle ki Kocaoğlu'nun tutuklanabileceğini varsayanlar bile vardı. Bundan sonraki beklenti 'çete yönüyle' karara bağlanması yani 'beraat' kararı verilmesidir. Bana göre bunun da olması yakındır.
*
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tarihi dava öncesi son mesajını Ege TV'deki Söz Meclis'ten İçeri Programı'nda vermişti.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tarihi dava öncesi son mesajını Ege TV'deki Söz Meclis'ten İçeri Programı'nda vermişti.
Ve demişti ki: Ben iki senedir kan kusuyorum. Kendim için samimi söylüyorum üzülmüyorum. Allah direnç verdi. Annem babam beni öyle yetiştirdi. Kendim için 30 saniye üzülmedim, düşünmedim. Onlar beraat ettikten sonra hiçbir şey umurumda değil. Dünya'yı elimin tersi ile iter geçerim.'
Ve dava sürecinin adaylığıyla ilgili olup olmadığına dair soruyu da yanıtsız bırakmadı: 'Olmaz mı tabi ki doğrudan ilgili. Tutuklanırsam aday olamam mesela… Ya da beraat edersem adaylık konusunda daha özgür olurum'
Davanın ilk celsesinden sonra yani 13 Nisan 2012 akşamı 'yüzde 90 adayım' derken de aynı mesajı veriyordu Kocaoğlu: Kendim için değil 'çetecilikle suçlanan' mesai arkadaşlarım için…
Ve dava sürecinin adaylığıyla ilgili olup olmadığına dair soruyu da yanıtsız bırakmadı: 'Olmaz mı tabi ki doğrudan ilgili. Tutuklanırsam aday olamam mesela… Ya da beraat edersem adaylık konusunda daha özgür olurum'
Davanın ilk celsesinden sonra yani 13 Nisan 2012 akşamı 'yüzde 90 adayım' derken de aynı mesajı veriyordu Kocaoğlu: Kendim için değil 'çetecilikle suçlanan' mesai arkadaşlarım için…
*
Yazıyı kaleme alırken Başbakan Erdoğan'ın beklenen kabine revizyonu haberi düştü ajanslara…
İzmir Milletvekili Kültür-Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da görevden alınan 4 bakandan biriydi.
Yazıyı kaleme alırken Başbakan Erdoğan'ın beklenen kabine revizyonu haberi düştü ajanslara…
İzmir Milletvekili Kültür-Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da görevden alınan 4 bakandan biriydi.
Son dönemde başta başkanlık sistemi olmak üzere pek çok konuda Başbakan Erdoğan'la görüş ayrılığı yaşayan bazı konularda Ana Muhalefet Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'ndan bile sert çıkışlara imza atan Günay'ın 'değiştirilmesi' parti kamuoyunca bekleniyordu.
Dahası değişimi bekleyenler arasında bizzat Ertuğrul Günay'ın kendisi de vardı.
Aylar öncesinden 'Bir sonraki dönem kabinede yokum' derken de kendisi gibi görevden alınan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'e 'tarihi bir çıkış' yaparken de bu hal hissediliyordu.
Dahası değişimi bekleyenler arasında bizzat Ertuğrul Günay'ın kendisi de vardı.
Aylar öncesinden 'Bir sonraki dönem kabinede yokum' derken de kendisi gibi görevden alınan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'e 'tarihi bir çıkış' yaparken de bu hal hissediliyordu.
Peki, 2007'de parti kurmak üzereyken, arkadaşlarıyla birlikte e-muhtıraya tepki olarak AK Parti'ye geçen Ertuğrul Günay şimdi ne yapacak?
Bakan Binali Yıldırım'ın ağzından kaçırdığı gibi anılarını yazmak üzere kenara mı çekilecek?
Yoksa hazır CHP'de de karışıklık varken parti kurma meselesine kaldığı yerden devam mı edecek?
Ya da daha olası bir senaryoya göre İzmir ya da Antalya'dan belediye başkan adaylığını mı deneyecek?
Bana göre üç ihtimal de olası. Bekleyip, göreceğiz.
Yoksa hazır CHP'de de karışıklık varken parti kurma meselesine kaldığı yerden devam mı edecek?
Ya da daha olası bir senaryoya göre İzmir ya da Antalya'dan belediye başkan adaylığını mı deneyecek?
Bana göre üç ihtimal de olası. Bekleyip, göreceğiz.