Metehan UD/ EGEDESONSÖZ – İzmir'in Karabağlar ilçesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen 540 hektarlık kentsel dönüşüm alanına ilişkin yargı sürecinde yeni bir gelişme yaşandı. Dönüşüm alanının 101,4 hektarlık ilk etabı için hazırlanan parselasyon planlarının iptaline ilişkin yerel mahkeme kararı, Danıştay tarafından da onanarak kesinleşti.

Uzundere'deki hak sahiplerinin açtığı davalar sonucunda, Uzundere, Peker ve İhsan Alyanak mahallelerini kısmen kapsayan yaklaşık 101 hektarlık alanda, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18'inci maddesi kapsamında hazırlanan parselasyon planları daha önce İzmir 4. İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Bakanlığın karara karşı yaptığı istinaf başvurusu da İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi tarafından reddedilmişti.

Dosyayı son olarak inceleyen Danıştay 6. Dairesi ise Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun bularak temyiz istemini reddetti ve iptal kararını onadı. Böylece Bakanlığın 12 Nisan 2023 tarihinde onayladığı 101,4 hektarlık ilk etap parselasyon planlarına ilişkin yargı süreci kesinleşmiş oldu.

Mahkeme kararlarında, parselasyon dağılımı sırasında bazı ada ve parsellere ayrıcalık tanındığı, bunun da Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in 17'nci maddesinde düzenlenen yerindelik ilkesine aykırılık oluşturduğu vurgulandı. Kararlarda ayrıca düzenlemenin şehircilik ilkeleri, planlama esasları, eşitlik ilkesi ve imar mevzuatıyla uyumlu olmadığı değerlendirmesine yer verildi.



BİLİRKİŞİ RAPORUNDA NE DENİLMİŞTİ?
Mahkeme sürecinde hazırlanan bilirkişi raporunda, dava konusu parselasyon işleminin dayanağı olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının üst ölçekli planlarla uyumlu olduğu ve planlar arası kademeli birliktelik ilkesine aykırılık taşımadığı belirtildi.

Raporda, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in 17'nci maddesine atıf yapılarak, düzenlemeye giren parsellerin mümkün olduğunca eski konumlarına en yakın bölgelerden tahsis edilmesi gerektiği hatırlatıldı.

"YERİNDELİK İLKESİNE AYKIRI"
Bilirkişiler, 987 parselden gelen hissenin bulunduğu konuma en yakın ve daha değerli olduğu belirtilen 11418 ada 1 parsele tahsis edilmesinin mümkün olduğunu, ancak idarenin bu tercihi kullanmadığını ifade etti. Raporda, 987 parselin bir kısmının zaten 11418 ada 1 parsele denk geldiği, buna rağmen davacıya 11418 ada 2 parselden yer verildiği kaydedildi.

Raporda “Dava konusu 987 parselin hissedarı olan davacının hissesinden yasal zayiat olan %45 oranında düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra kalan 33.03 m2'lik kısmının hisseli olarak verilmesi zaruri olmakla birlikte, dava dosyasında diğer komşu kadastral parsel malikleriyle dağıtım yeri konusunda da bir muvafakata rastlanmadığından ve parselin konum olarak 11418 ada 1 parselde kalmasına rağmen tahsisinin 11418 ada 2 parselden yapılmasının, parsellerin geometrisi, cephesi ve konumu açısından da değer farkı yaratacağından, yerindelik ilkesine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.” ifadeleri yer aldı.



PARSEL SAHİPLERİ KİMLER?
Davaya konu olan 11418 ada 1 parselin maliklerinden biri de İzmirli iş insanı Selim Gökdemir'e ait Megapol Emlak ve Uluağaç Gayrimenkul şirketleri. Yaklaşık 8 bin 346 metrekare büyüklüğündeki parselin 5 bin 346 metrekarelik bölümünün bu iki şirkete ait olduğu belirtiliyor.

Uluağaç Gayrimenkul'ün yönetim kurulu başkanlığını AK Parti İzmir eski İl Başkanı Aydın Şengül yürütürken, yönetim kurulu başkan vekilliği görevini eşi Nur Şengül üstleniyor.

Gökdemir, 2004-2009 yılları arasında İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi üyeliği yapmış, 2009 yerel seçimlerinde ise AK Parti'nin Bayraklı Belediye Başkan adayı olmuştu.

Evi, dükkanı, arsası olanlar dikkat: Son gün!
Evi, dükkanı, arsası olanlar dikkat: Son gün!
İçeriği Görüntüle



AVM VE OTEL PROJESİ GÜNDEME GELMİŞTİ
11418 ada 1 parsel, yürürlükteki planlarda Ticaret-Konut Alanı olarak yer alıyor ve 2,20 emsal yapılaşma hakkına sahip bulunuyor.

Selim Gökdemir'in, Gaziemir'de Yeni Fuar Alanı karşısında ve otoyol kenarında bulunan bu parselde otel ve AVM projesi planladığı, proje için Bakanlık tarafından daha önce "ÇED Gerekli Değildir" kararı verildiği biliniyor.

119968337 4684276448250994 7532735697473614314 N

ÜNLÜ İSİMLERİN YAPIMCISI DA HİSSEDAR
Planlama sahasında Gökdemir'e ait başka şirketlerin hissedarı olduğu taşınmazların yanı sıra yapımcı Orhan Polat Yağcı'nın da hissedar olduğu parseller bulunuyor. Yağcı'nın sahibi olduğu Poll Production, Türkiye'nin tanınmış sanatçılarının albüm ve müzik projelerinde yer alan şirketlerden biri olarak biliniyor.



RÖNENANS DA DAHİL OLDU
Planlama sahasındaki 54 bin metrekarelik bir parsel Malatya'da rezerv alan ilan edilen bir hal binasına karşılık Malatya Girişim Grubu’na (MGG) verildiği ortaya çıkmıştı. MGG’nin içinde, aldığı kamu ihaleleri ile ismini duyuran Rönesans Holding’in de yer aldığı belirtildi.

Bölgede ayrıca Ankara merkezli Voma Ecza Deposu'nun ortakları Metin Çiftçi ve Ozan Ertekin'e ait taşınmazlar ile AK Parti'den milletvekili aday adayı olan iş insanı Adnan Görümlü ve AK Parti'den Gaziemir Belediye Başkan aday adayı olan Yılmaz Eroğlu'nun şirketi Eroğlu Tekstil'e ait araziler de yer alıyor.

Planlama alanında bunun yanında Uzundere köylülerinin, Karabağlar Belediyesi'nin, Çocuk Vakfı'nın, İller Bankası'nın ve Maliye Hazinesi'nin de mülkiyetleri bulunuyor.

Ormandaki moloz tesisine Uzundere'den itiraz! - İzmir Haber - İzmir Son  Dakika Haberleri

‘DANIŞTAY HAKLILIĞIMIZI BELGELEDİ’
Kararı Egedesonsöz’e değerlendiren Uzundere Harmanyeri Kentsel Koruma Derneği Başkanı Süleyman Gür “Planlama alanının merkezinde yer alan ve Yenitepe Kavşağı olarak da bilinen Uzundere otoban kavşağındaki tam köşe parsel, hazırlanan parselasyon planlarında Uluağaç firması adına tescil edilmişti. Ancak söz konusu alanın kök parsel sahiplerinden Kulaç Gür tarafından açılan davada, bilirkişi heyeti bu alanın aslında Kulaç Gür’e ait olması gerektiğini tespit etti. Kulaç Gür, planlama sürecinde kendi mülkiyetinden uzaklaştırılarak, olması gereken yer yerine çok daha alakasız bir bölgeye gönderilmişti. Dava dosyasına giren ilk bilirkişi raporlarında, bu alanın Kulaç Gür’e ait olduğu karara bağlandı. Bunun üzerine karşı taraf, bilirkişi incelemesinin hatalı olduğunu iddia ederek ek rapor talep etti. Ancak yeniden hazırlanan ayrıntılı ek rapor, ilk kararı daha güçlü bir şekilde tescilleyerek; "Burası Uluağaç firmasına ait olan parsel değil; Kulaç Gür ve diğer hissedarların kök parseline ait olan bir yerdir" hükmünü yineledi. Bu sürecin devamında İstinaf Mahkemesi yerel mahkeme kararını onayladı, Danıştay ise Kulaç Gür’ün haklılığını kesin bir şekilde belgelemiş oldu.” dedi.

‘HİLELİ YÖNTEMLERE BAŞVURULDU’
Kararın önemine değinen Uzundereli Gür “Bu kararın asıl önemi şudur: İdare, bu bölgede yıllardır mevzuata uygun bir planlama yapmıyor. 2015 yılından bu yana, 8 ana plan ve 5 değişiklik olmak üzere toplamda 13 ayrı plan hazırlandı. Bu süreçte ilan edilen 3 ayrı parselasyon planının ilk ikisi, yine Uzundere köylülerinin açtığı davalar neticesinde iptal edildi. Üçüncü parselasyon planı aşamasında biz hak sahipleri olarak; Bakanlığın artık hukuki hilelere başvurmayacağını, mevzuata ve yerindelik ilkesine uyacağını, hisseleri çözmeden herkesi kendi mülkiyetine en yakın imar adasına yerleştireceğini bekliyorduk. Ne yazık ki üçüncü planda da aynı hileli yöntemlere başvuruldu. Uzundere köylüleri tarafından açılan davalarda bilirkişiler bir kez daha köylülerin haklılığını tescil etti; İdare Mahkemeleri bu yönde karar verdi, İstinaf onayladı ve nihayetinde Danıştay haklılığımızı tescilledi.” ifadelerini kullandı.

PLAN ÇAĞRISI
Katılımcılık esaslarına ve şehircilik ilkelerine uygun bir plan çağrısı yapan Uzundereli Gür şunları söyledi:

Artık "yeter" diyoruz. Bu alanda bir planlama yapılacaksa; katılımcılık esaslarına, şehircilik ilkelerine ve yasada açıkça belirtilen mevzuat hükümlerine uyulmasını bekliyoruz. Bölgedeki kentsel dönüşümün önündeki en büyük engel, sermayenin açgözlülüğü ve "kupon arazi" olarak tabir edilen köşe parselleri kendilerine yazma ısrarıdır. Bürokrasinin ya da Bakanlık adına bu planları yapanların, artık sermayeden yana değil, yasadan yana tavır alarak dağıtımları mevzuata uygun şekilde yapması gerekmektedir.

Şayet bugüne kadar yapılan işlemler doğru ve hukuka uygun olsaydı, tüm hak sahipleri dava açmış olsa dahi bu planlar iptal edilmezdi. Eğer parselasyon planları sürekli yargıdan dönüyorsa; burada mevzuatın etrafından dolanma, hile yapma ve sermaye sahiplerini kayırma gayesi vardır. Bu durumun başka bir izahı yoktur.