Avcının biri Nasrettin Hoca' ya bir tavşan getirir. Hoca da onu misafir eder, ikramda bulunur.
Aradan zaman geçer, adam Hoca'ya yine misafir olur. Hoca da yine ikramda kusur etmez.
Bir gün Hoca'nın evine hiç tanımadığı biri daha gelir. Hoca, adamın kim olduğunu sorar, o da:
- Sana tavşan getiren adamın komşusuyum, der.
Hoca, adamı gerektiği gibi ağırlar. Misafir gittikten sonra bir de bakar ki bir başkası daha damlar. Hoca bunun da kim olduğunu öğrenmek ister. Adam:
- Hani avcının biri sana bir tavşan getirmişti. İşte ben onun komşusunun komşusuyum, der.
Hoca dışarıya çıkar, biraz sonra bir tas su ile odaya girer.
Hoca bu ne? diye sorar adam.
Hoca'nın yanıtı kısa ve nettir:
Bana hediye edilen tavşanın suyunun suyu!
Önce 2016 diye yola çıkıldı. 2016 gitti, Örnekköy yalan oldu. U20 Dünya Şampiyonası yedi şehre verildi, İzmir havasını aldı. Ne yeni stat ne kente gelecek yabancı konuklar… Ağzımızı havaya açtık.
Emektar Alsancak'ın çimleri üzerinde değil futbol oynamak yürümek bile zor. Futbolseverin giriş çıkışta, maç seyrederken yaşadıkları eziyet cabası. Her gelen 'sallıyor' Türkiye'nin en ücra köşelerine modern statlar yapılıyor. Ama bir Allah'ın kulu da sevabına (!) Türkiye'nin üçüncü büyük kentinin futboluna bir 'kıyak' yapayım şu zemini değiştireyim demiyor.
Biz de yaş kemale erdi. Ama bizim çocukluğumuzdan kalma Atatürk Stadı … Sene 71 – sene 2013… Aradan 42 yıl geçmiş. Üniversiad'dan önceki bir ince makyajla, sözüm ona hizmete devam ediyor. Futbolcuyu seçebilmek için 'şahin gözü' gerek.
İzmir'de atletizm müsabakalarını her zaman 50 bin kişiden aşağısı izlemez (!) Usain Bold da koşacak ya! Yan tarafında Seha Aksoy dururken, ne etrafındaki metrelerce boşluğa kimse dokunabiliyor. Haşa huzurdan sanki Kabe Duvarı… Kabe-i Muazzama'nın revakları bile değiştiriliyor da, Atatürk Stadı'nın tribünleri yıkılamıyor.
Bu konudaki iyi niyetli girişimleri yadsımak istemiyorum ama, bu iki stat İzmir futbolunun bağrına iki hançer gibi saklıyken, bakıyorsunuz, Örnekköy, Yalı, Kaynaklar'a da 'tamam' denmiş. Alsancak ve Atatürk elden geçirilecekmiş.
Bakan Kılıç ortada yok. Lütfedip gelmiyor. Görüşmeye Müsteşarı da değil, Müsteşarının yardımcısı katılıyor. İzmir'e verilen değer bu…
Yani suyunun suyu…
Yetmemiş, Seyit Mehmet Özkan da, 'Karşıyaka'ya yapılacaksa çivisi bile aynı olmalı. Göztepe'ye de yapılsın' demiş . Binali Bakan da 'Verdim gitti' demiş.
Bizim bildiğimiz tesis arazisi Milli Emlak'tan Gençlik Spor'a devredilir. Gençlik Spor tesisi yapacak olana 49 yıllığına kiralar. İki yıl için de inşaatın başlaması şartıyla ön protokol yapılır. Ondan sonra çalışma başlar. Bu kadar basit ve ucuzsa, helal olsun!
Bir stat için bulunması gereken kaynak ise başlı başına bir konu. Son zamanın örnek statlarından Kayser Kadir Has Stadı'nın maliyet bedeli olarak 63 milyon TL yazıyor. Hadi bizimkiler o kadar kapsamlı olmayacak diyelim ki en düşük maliyetle 20 milyon TL. Bu kadar stada bu kadar parayı hangi babayiğit bulacak? Bu kadar parayı kim babasın hayrına verecek. Karşılığında ne isteyecek?
Bence Binali Bey de, avcının komşusunun tanıdığı misali daha biri yapılmadan diğerini isteyerek karşısına gelenlere, tavşanın suyunun suyunu çıkarmış çaktırmadan.
İşin özeti; Futbolsever merak ve özlemle bir şeyler yapılmasını beklerken…
Bu stat işinin de suyu çıkmış!