EGEDESONSÖZ- 1 Temmuz 2025 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON’a yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında “ihaleye ve edimin ifasına fesat karıştırma” ile “nitelikli dolandırıcılık” suçlamalarıyla tutuklanan, ardından bu suçlamalardan tahliye edilen İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer, bu kez “zimmet” suçlamasıyla yeniden tutuklandı.
Tutuklu bulunduğu Buca Kırıklar Cezaevinden bir mesaj yayınlayan Soyer, "Düşman Hukuku" başlıklı yeni yazısında şu ifadeleri kullandı:
"Düşman Hukuku
Geçen yıl Zafer Partisi Sayın Genel Başkanı Ümit Özdağ’ı Silivri’de cezaevinde ziyaret etmiştim. Daha önce tanışmamıştık, avukat kimliğimle gitmiştim, ayrılırken; “Sizin için yapabileceğim bir şey var mı?” diye sormuştum, o da bana; “Bize uygulanan düşman hukukudur, bunu her yerde anlatın” demişti. Bu tarifi ilk kez duymuştum ve endişeyle irkildiğimi hatırlıyorum.
Bugün o dışarıda, ben içerideyim ve yanı başımızda başlayan savaşın yakıcılığı o kavramı bir kez daha hatırlattı bana.
Bu yüzyılın 2 büyük zalimi; Trump ve Netanyahu bütün dünyayı büyük yıkımların ve acıların yaşanacağı bir savaşa sürüklüyor. Daha ilk gün saldırıda 165 kız çocuğunun öldürülmesi ve savaşın hızla tüm Bölge’ye yayılması ne kadar büyük bir tehditle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Savaş; kutuplaşmanın, ayrışmanın nihai halidir ve düşmana yapacağınız her hamleyi dost tarafında meşru gösterecek bir iklim yaratır.
Onun için;
İran’ın kendini korumak için attığı her füze dünyanın mazlumları tarafından sevinçle karşılanırken, Amerika ve İsrail’in masum insanları öldüren saldırıları o topraklarda milyonları zerre kadar rahatsız etmiyor. Düşmanın karşı tarafta olması cezalandırılması için yeterli bir sebep haline geliyor ve kurunun yanında yaşın yanması sadece bir teferruat olarak kabul ediliyor. Bu nedenlerle “Düşman Hukuku” bazı evrensel düzenlemelerle tanımlanmaya çalışılsa da hak ve özgürlüklerle değil, intikam, nefret gibi güdülerle şekilleniyor.
Bu hukukun barış zamanında uygulanmasının en çarpıcı sonuçlarını yine İran’da gördük. Vahşi emperyalizmin ülkelerine yaptıkları saldırıyı ve dini liderlerinin ailesiyle beraber öldürülmelerini dans ederek sevinçle karşılayan insanlar oldu. Ülkede savaş başlamadan önce yaşanan kutuplaşma ve ayrışma hiç kuşkusuz emperyalistlerin durumu zafiyet olarak değerlendirmesine yol açtı ve savaşın başlamasını hızlandırdı.
Türkiye son derece sağduyulu ve cesur bir tutum alarak, belki de dünyada en net ve en doğru duruşu gösteren ülkelerden biri oldu.
Çevremizi saran ve çok tehlikeli bir biçimde bizi de tehdit eden savaştan en az etkilenmenin yolu, dışarıya gösterilen duruş kadar içeride de konsolidasyonun pekiştirilmesi, milletçe herkesin birbiriyle daha sıkı bir şekilde kenetlenmesinin sağlanmasından geçiyor. Birlik ve bütünlüğü sarsılmış bir ülkenin içine sürükleneceği bir savaşı kazanması mümkün değildir. Bu nedenle sözü içinde bulunduğum duruma getirmek istiyorum.
Yalnız olmadığımı bildiğim için bana ve daha birçok insana uygulanan düşman hukuku derhal durdurulmalıdır.
Tek bir tanık beyanı, tek bir delil yokken, MASAK verileri ortadayken ve bir gün içeride olmamam gerekirken 8 aydır, 245 gündür tutukluysam bunun adı başka bir şey olamaz, “Düşman Hukuku’dur.”
Hukuka duyulan güvenin neredeyse kaybolduğu bir iklimde ve neredeyse 3. Dünya Savaşının başlamasının eşiğinde toplumu bir arada tutmak ve iç barışın teminatı olan hukuka güveni arttırmak öncelikle hukukçuların görevidir.
Bu nedenlerle,
Sonuç olarak bir çağrı ve iki dilekle bitireyim. Sesimin, sözümün daha kolay duyulacağı inancıyla, İzmir Adliyesi’nin savcılarına, hakimlerine, heyet başkanlarına sesleniyorum.
Dilerim, bu toplumu oluşturan bireylerin farklı düşüncelerde, farklı siyasi görüşlerde olmaları nedeniyle birbirlerinden ayrışmalarını körükleyecek bir hukuk anlayışına izin vermezsiniz.
Dilerim farklılıkların bir zenginlik olarak yaşanmasını mümkün kılacak ve dış tehditlere karşı en büyük güç haline getirecek toplumsal birlik ve bütünlüğün tek yolunun hukuka güven duygusunun yaratılması olduğunu; bu ağır yükün de omuzlarınızda olduğunu unutmazsınız.
Bu hassasiyetlere sahip çıkılacağı inancıyla..!
ve Düşman Hukuku’nun artık uygulanmaması umuduyla,
Sağlıcakla kalın..!
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63
Buca – Kırklar
03.03.2026"





