Buse AÇIKALIN/EGEDESONSÖZ- Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Haziran ayı meclis toplantısı meclis başkanı İbrahim Gökçüoğlu yönetiminde gerçekleşti. Toplantıya Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ve meclis üyeleri katıldı.

İnşaatta şok konkordato… Ünlü iş insanı mahkemeye başvurdu
İnşaatta şok konkordato… Ünlü iş insanı mahkemeye başvurdu
İçeriği Görüntüle

"EN GÜZEL VEFA İŞİMİZE SAHİP ÇIKMAK"
EBSO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hakan Ürün konuşmasında, meclis üyelerinin Ender Yorgancılar hakkındaki düşüncelerini paylaşarak şunları söyledi:

"Az önce başkanlarımızdan dinlediğimiz konuşmalar, meclis toplantılarımızın rutin akışından farklıydı. Başkanlarımızın ifadelerinde hepimiz için kıymetli bir yol haritası bulunuyor. Sayın Ender Yorgancılar ile ilgili 100'ü aşkın meclis üyemizle yaptığımız görüşmeler sırasında aldığım bazı notlar var. Bunlar parayla ya da pulla elde edilebilecek değerler değil. Bana göre en büyük kazanım ve en büyük zenginlik budur. Başkanlarımızın bizlere aşıladığı sorumluluk bilinci doğrultusunda, gösterebileceğimiz en güzel vefa, işimize sahip çıkmaktır."

"İHRACATÇILARIN REKABET GÜCÜNE ZARAR VERMİŞTİR"
Sıkı para politikası nedeniyle firmaların faaliyet karlarının büyük bölümünün faiz giderlerine gittiğini belirten Ürün, “Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak 44 yıldan bu yana yapmakta olduğumuz üretimden satışlarına göre ‘100 Büyük Sanayi Kuruluşu’ çalışmamızı 8 Haziran'da kamuoyuyla paylaştık. İlk 10 firma sıralamasında zirvede yine ilk iki sırayı Star ve Tüpraş firmaları almıştır. 2025 yılı verilerine göre 100 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun performansında gördük ki enflasyonla mücadelenin yükünü sanayicilerimiz üstlenmeye devam etmiştir. 100 büyük firmanın üretimden satışları yüzde 24.3, net satışları yüzde 24.3 artarken, reel de yüzde 1 azalış gerçekleşmiştir. Söz konusu artışlar ise geçen yıllarda olduğu gibi ÜFE ve TÜFE ortalaması olan yüzde 29.3'ün altında kalmıştır. Türkiye'nin ihracatı yüzde 4.4, İzmir'in yüzde 1 oranında artarken 100 büyük firmamızın ihracatı yüzde 4.4, üretimden satışlar içindeki ihracatın payı ise yüzde 35'ten yüzde 32'ye gerilemiştir. İhracatçılara yönelik atılan adımlar, özellikle İzmir'de yoğun olan sektörlerde ihracatçıların rekabet gücüne zarar vermiştir. Uygulanan sıkı para politikası sonrasında finansman giderlerinin faaliyet kârına oranının son 3 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 73.3 seviyesine çıkmıştır. Yani firmalarımızın faaliyet kârının büyük bölümü yatırıma, teknolojiye değil; finansman giderlerine, faize gitmiştir. 100 büyük firma kambiyo hesaplarında da son 3 yıldan bu yana artan oranda zarar yazmaya devam etmiştir. Son 3 yıldan bu yana üretim maliyetlerinin kur ve enflasyonun çok üstünde artması, değerli TL, iç ve dış talepteki zayıflama, dezenflasyon politikaları, döviz tutmaya ilişkin mevzuat düzenlemeleri büyük firmalarımızın tüm verilerine olumsuz yansımış, sanayinin kırılganlığı artarak devam etmiştir. İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun yaklaşık yüzde 15.2'sini EBSO üyesi firmalarımız oluşturmaktadır. Listede 76 EBSO üyesi bulunmaktadır. Her iki listede de yer alan firmalarımızı tebrik ediyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum” dedi.

“ŞAM’DA İŞ YAPMAK MÜMKÜN DEĞİL DEDİLER”
Suriye’nin Türk ürünlerine yüksek vergiler uyguladığını belirten Ürün, “Suriye üreticilerine kol kanat geriyor. Ülkemiz üretici ve ihracatçısına üçüncü dünya ülkesinden farksız şekilde vergiler uygulanmaktadır. Geçen ay Şam’daki inşaat fuarına eleman gönderdim. “Burada iş yapmak mümkün değil” dediler. Yüzde 300 yüzde 500 vergi uygulanıyor. Tüm dünyada en çok ceremeyi çeken Türkiye’nin Suriye’nin yapılanma aşamasında bu denli yüksek vergilendirilmesini hak etmiyoruz. Türk halkı da hak etmiyor. Bu konuda hükümetimizin gerekeni yapmasını istiyoruz. Ümit ediyorum yaparlar. İnşaat sektörüne ve altyapıya ihtiyaç olan yerde, Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ın Suriye lideri Şara ile olan ilişkisi ile pozitif ayrıcalık sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Bunu hak ediyoruz. Sınırda bekletilen tır ve kamyonlara da kolaylık gösterilmesini istiyoruz. Türkiye’nin kayıpları hiç değilse inşa sırasında telafi edilmeli” şeklinde konuştu.

EBSO MECLİS ÜYESİ AHMET ÖZKEN'DEN BAŞKAN TUGAY'A 'KİRAZ ALIM TESİSİ'  TALEBİ: “BU TESİSLE TİCARET HACMİ 5 KAT ARTABİLİR” – Kemalpaşa Aktüel

“TÜRKİYE KİRAZ ÜRETİMİNDE BİRİNCİ SIRADA”
EBSO Meclis Üyesi Ahmet Özken ise yaptığı konuşmasında Türkiye'nin kiraz üretiminde dünya lideri olmasına rağmen ihracatta aynı başarıyı yakalayamadığını belirterek, katma değerli üretim ve devlet desteklerinin önemine dikkat çekti.

“Türkiye, kiraz üretiminde dünyada bir numara. Hatırlarsanız ben bunu geçmiş yıllarda da birkaç kere, defalarca söylemiştim. Bir kiraz üreticisi ve ihracatçısı olarak en azından bunları şu an dile getirmek istiyorum sizlerin önünde. Dünya üzerinde 4 milyon tona, hektara yakın bir alanda kiraz üretiliyor ve Türkiye yaklaşık 850 bin ton kiraz üretimiyle dünya sıralamasında birinci sırada. Üretimde birinciyiz. Şili, yaklaşık 450 bin tonla ikinci sırada takip ediyor. Sonrasında Amerika, işte İran, Özbekistan gibi ülkeler geliyor. Ancak burada her meclis toplantısında birçok sanayicimizin dile getirdiği gibi katma değerli ürünlerin üretim ve ihracatını yapmamızın, gerçekleştirmemizin çok anlamlı olduğunu söylüyoruz. Ama bizim yarımız oranında üretim yapan Şili, yaklaşık 15 katımız değerinde ihracat yapıyor. Türkiye’de yaşanan don ve yağmurdan dolayı, yaklaşık 200- 210 milyon dolarlık yıllık kiraz ihracatı var. 900 bin ton kiraz üreten ülke 210 milyon dolarlık ihracat yaparken, 450 bin ton kiraz üreten Şili, aldığı devlet destekleri ve teşviklerinden, sübvansiyonlardan dolayı yaklaşık 3 milyar dolar ihracat yapıyor bir yıl boyunca” dedi.

“ASIL DERT İHRACATTAN KAYNAKLANIYOR”
Özken, Kemalpaşa’nın ise dünya kiraz üretiminin neredeyse yüzde ikisini karşıladığını belirterek, esas sorunun ihracatta olduğunu ifade etti. Özken, “Bir de Kemalpaşa bölgemizden bahsetmek istiyorum, içinde bulunduğumuz İzmir aslında kiraz üretiminde en ön sırada. İzmir'de de Kemalpaşa bu anlamda, toplam dünya kiraz üretiminin neredeyse yüzde ikisi, yüzde bir buçuğu, kimi dönem yüzde ikisine tekabül eden oranlarda kiraz üretimine şahitlik ediyor Kemalpaşa havzası. Kemalpaşa kirazı, kuzey yarımkürenin ilk kiraz hasadının yapıldığı bölge. Sofralarımızı zenginleştiren ve ihracatın ilk anlamlı Türkiye'den gerçekleştirildiği kirazlar Kemalpaşa havzasında üretiliyor. Ve biz buna Coğrafi İşaret Tescili alma şansımız da oldu derneğimizle birlikte. Dolayısıyla hem iç piyasada hem de dış piyasada coğrafi işaret tescili alan kirazlarımızı satışını gerçekleştiriyoruz. Kemalpaşa havzasında, bu dağ köylerinde yaklaşık bir hafta, 10 gün kadar daha sürecek. Sonra diğer bölgelerde de başladı. Diğer bölgeler başladığı için kiraz maliyetleri çok, üretici anlamında düşük, satış oranları düştü. Üretici bu anlamda dertli. İhracat rakamlarımızı gördünüz, dert zaten aslında oradan kaynaklanıyor” şeklinde konuştu.

“ŞU ANA KADAR 5 BİN KİŞİ CİVARINDA BİR İSTİHDAM VAR”
Tekstil sektörünün tüm dünyada lokomotif görevi gördüğünü ancak zamanla diğer sektörlere geçildiğini aktaran Meclis Üyesi Önder Tekerler, “Geçen gün Alsancak'tan geçerken, biliyorsunuz eskiden Şark Sanayi vardı. İzmir'de ilk kurulan büyük tekstil fabrikalarından, tekstil depolarından biriydi. Oradan biraz devam ettim; İzmir Pamuklu Mensucat, biraz daha ileride Sümerbank... Aklıma takıldı; buralar eskiden ne kadar güzeldi... Şark Sanayi, Sümerbank, İzmir Basma, sonrasında Kas Sanayi... En son sol tarafımıza baktığımda orada Kula Mensucat vardı. Şimdiki duruma bakıyorum ve 'Geçmişteki durumla şimdikini nasıl kıyaslarız’ diye kendime soruyorum. Gerçekten geldiğimiz durum içler acısı demek istemiyorum ama tabii ki ekonomik koşullar, 2000'li yıllardaki gümrük birliği gibi bazı sebeplerden dolayı bunlar yaşandı. Öncelikle hepimizin bildiği gibi, tekstil sektörü tüm dünyada gelişmekte olan ülkeler için bir lokomotif görevi görür. Yani ilk başta Almanya'da da, diğer gelişmekte olan ülkelerde de tekstil gerçekten lokomotif bir sektör olarak başlamış, daha sonra diğer sektörlere geçilmiştir. 1900'lü yıllarda Cumhuriyet kurulduktan sonra, biliyorsunuz Atatürk'ün önderliğinde yurdun çeşitli yerlerinde Sümerbanklar kurulmuştur. Bu tesisler gerçekten de devasa tesislerdi. İçinde sosyal konutları, lojmanları, okulları, kreşleri olan tam teşekküllü yapılardı. Bu tesisler 1995-2000 yıllarına kadar yurdun çeşitli yerlerinde faaliyet gösterdiler ama sonrasında ya ayak uyduramadıkları ya da kötü yönetimden dolayı satıldılar, kapatıldılar veya özelleştirildiler. Şimdi 1980 ve 2025 yılları arasında kurulan işletmelere bakıyoruz. O altı taneden sonra 17 tane işletme kurulmuş ve bunlar 1980 yılından 2025 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüşler. Şu an 4 bin 900- 5 bin kişi civarında bir istihdam sağlamış durumdalar” dedi.

“İZMİR’DE SADECE 10 TANE FİRMA KALMIŞ DURUMDA”
“Şu an İzmir bölgesinde ayakta kalan firmalarımıza baktığımızda, sadece 10 tane firmamız kalmış durumda” şeklinde konuşan Tekerler, “Yani 10 tane entegre boyahane firması. Zaten kapasitelerine baktığımızda Ekoten ve Mayteks Örme dediğimiz firmalar farklı bir sektörde kumaş boyama yapıyorlar. Diğerlerinin hepsi bizim kendi meslek grubumuza ait olan yerler. Çalışan sayımızı görüyorsunuz; o iki firmayı ayırdığımız zaman tekstil boyahanesi olarak geriye bin 300-bin 350 kişi kalmış durumda. Bunlar da yani KOBİ niteliğindeki boyahaneler. Maalesef durumumuz bu” ifadelerini kullandı.

Tekerler, şu an faaliyette olan firmalardaki çalışan sayısı ile ilgili bir tablo paylaştı. Tabloda şu ifadeler yer aldı:
“Ekoten 500, Mayteks Örme 600, Fırat Tekstil 80, Beta Yıkama 35, Asya Yıkama 30, Parboy Tekstil 17, Egemen Yıkama 25, Egepak Yıkama 30 ve Püre Yıkama 40 kişiyi istihdam etmektedir. Toplam çalışan sayısı ise 1.357 olarak belirtilmektedir”