Çok şanssız bir dönemde lise yıllarımı geçirdiğimi kabul ediyorum, üniversite sınavlarına hazırlanırken, '12 Eylül İhtilal sonrası öğrencisiydim ben'… Üstüne üstlük, küçük bir şehirde yaşamış ve büyük şehrin karmaşasından uzak da gözüksek, ne doğru dürüst lise derslerini görmüş, ne de üniversiteye hazırlanabilmiştik. Muğla'da dershane yoktu, İzmir'de bilinen iki dershaneden birisi 'Büyük Dershane' diğeri ise tam hatırlamasam da 'Arı Dershane'siydi. O yıl üniversite sınavlarına hazırlanan öğrenciler birinci dönem bu dershanelerden birini tercih eder, ikinci dönem ise diğerini tercih ederek hazırlık yapar ve sınava girerlerdi. Ben böyle bir kuşağın üyesi olarak o yıllarda televizyonda seyrettiğim 'Avukat Petroçelli' olma kararıyla avukat olmayı hayal ediyordum. O güne kadar 'kariyer' diye bir kavramı bilmediğim için de bu düşüncelerimi sadece seçeceğim 'meslek' olarak tanımlıyor ve yolumu nasıl bulacağımı pek de bilmeden 'yol haritamı' kendi kendime çizmeye çalışıyordum. Ne rehber öğretmenim vardı, ne de bana yol gösteren bir kitap ya da yoldaş. Lise öğretmenlerimiz bile bize kariyer rotamızı belirleyecek yetkinliklere sahip değillerdi. Onlar bile siyasi devinimin içinde, kendilerini bulaştırmadan nasıl yol alırız düşüncesinin derdindeydiler.
Sene 2014, aylardan Aralık; üniversitemizde üçüncüsünü kutladığımız 'Kariyer Günleri Haftası'na baktığımda gelen konuklar arasında Manisa'da ve İzmir'de gerçekten çok değerli gerek sivil toplum örgütlerinden gerekse iş dünyasından o kadar çok kişi gelmiş geçmiş ki bu güne kadar şaşırdım kaldım. Kariyer'in ne anlama geldiğini önce kendime sordum. Mesleğimi seçerken belki doğru bir tercihte bulunmamıştım ama sonradan 'rota'mı kendim belirleyebilme cesaretinde bulunabilmiştim. Öyleyse kariyer ne demekti?
Kariyer, basit bir tanımla mesleğimizi yaparken koyduğumuz hedefler doğrultusunda iş deneyimi kazanırken, gerekli eğitimleri alıp, mesleki ve bireysel açıdan kendimizi gerçekleştirme sürecimizdir. Kariyer, bir yol'dur aslında, işin ilginç tarafı hiç 'bitmeyen bir yol', tabi ki isterseniz. Kararlı olursanız ölünceye kadar devam eder. Çünkü, kişinin kendini gerçekleştirmesinin sonu yoktur. Önemli olan; kişinin kendi yaptığı işi geliştirmek için kararlı olmasıdır. Haydi isterseniz 2015 yılına az bir zaman kala bir 'kariyer yolculuğuna' çıkalım ne dersiniz?
-Yaptığınız işte kendinizi mesleki açıdan geliştireceğinizi düşündüğünüz alanları ve konuları tespit ettiniz mi?
-Gerekli olduğuna inandığınız ve size destek verecek bir uzman ile konuştunuz mu?
-Ve belki de en önemlisi nereye koştuğunuzu biliyor musunuz?
Yaşamım bana bazı konularda sürprizler sundu, ama kariyer planlamalarım konusunda gerçekten çok akıllıca kararlar aldığımı düşünüyorum. Bir uzman desteği görmedim ama önümde çok başarılı modeller oldu. Onların bu yolda nasıl hareket ettiklerine dikkat ettim. Asla onlar gibi olamadım, usta-çırak ilişkisinin sağlanacağı ortamlarım olmadı çünkü. Belki de bu meslek için gerekli yetkinliklere sahip değildim, ya da okullarda aldığım eğitimler bana bu konuda yeterli donanımı sağlayamadı. Ama olsun, yine de bir noktaya geldim. Bu noktaya gelirken tanıştığım kişiler, bana yeni bir bakış açıları kazandırdı. Nelere dikkat etmem gerektiğini açık bir şekilde gösterdi. Bu konuda kara kaplı defterime notlarımı aldım, hangi konularda eksik olduğumu işaretledim hemen.
Zayıf olduğum ya da geliştirmeye açık olduğumu hissettiğim noktalar biraz canımı sıktı, ama bir gün baktım ki, bu zayıf noktalarım zaten beni başarısız olmaya itiyordu. Kaçmaktan vaz geçtim; ya onların üstüne gidecektim. Ya da bunları kabullenecektim. Bu düşünce beni rahatlattı. Ama hedeflerimden vaz geçirmedi, sadece biraz daha zamana yayılmama yardımcı oldu. Kendime kızmaktansa, başka yönlere kısa geçişler yaparak, deneyim kazanıp güçlenmeme neden oldu.
İnsan hayatında 'hedefler' zaten hiç bitmemeli, biri biterken bir diğeri başlamalı. Hedefsiz yaşamayı tercih ederseniz, aslında bir gün solduğunuzu da göreceksiniz. Bu arada asla 'küçük hedefler' belirlemeyin. Yapabileceğiniz maksimum potansiyelin ne olduğuna karar verin, bunun bir üst basamağını seçin. İşte tamam ben kendimi burada görmek istiyorum demeyi unutmayın. Hiç korkmayın, canınız eğer 'başbakan' olmak istiyorsa, 'genel müdür olmak istiyorsa',bir işletmenin en üst düzey yöneticisi olmak istiyorsa' hatta 'dünyanın en zengin kişisi olmak istiyorsa' olun…. Sizi 'tutan ne?'. Unutmayın yaşamınız boyunca sizi yerinizde tutan tek kişi 'kendiniz' olacaksınız. İçimizdeki 'engeli' yıkmadan kariyer yolunuzu belirlemeyin. Bırakın içinizdeki cevher harekete geçsin, içinizdeki sese kulak verin. O koşmak istiyorsa koşun, o size zaten doğru yola götürecektir.
Eğer biraz kariyerim de başarılı olduysam, hep içimdeki sese kulak verdin. 'Bana koşmamı, üretmemi, sevmemi, yol gösterici olmamı' söyledi ve halen de söylüyor. Bu çok zevkli bir 'dans' aslında. Yaşamı hiç 'dans' olarak düşündünüz mü? Bazen 'opera' çalıyor kulaklarım da, acaip coşuyorum; bazen 'ninniler' duyuyorum ve sakinleşiyorum; bazen Türk sanat müziğinin, bazen Azeri Türküsünün tınısını bazen de Karadeniz'in coşkusunu yaşıyorum, halay çekiyorum; el ele öğrencilerimle, eğitim verdiğim, danışmanlık yaptığım kişilerle…. El ele tutuşmayı çok sevdim ben, bu nedenle halen yorulmadan koşabiliyorum kariyer yolumda… Nerede biteceğini bilmediğim bir yolda, müziğin karşı konulmaz dayanılmaz hafifliği ile… Herkese tavsiye ediyorum, yaşamı 'müzik' olarak coşkuyla yaşayın ve en üst 'zirveye çıkın' inanın çok mutlu hissedeceksiniz kendinizi..
Büyük Dersane'de çok bilgi alamadım; Avukat Petroçelli de olamadım. Rektör olmak istedim onu da olamadım, milletvekili olmak istedim bunu da başaramadım. Ama başardığım tek bir şey var: Koşarak, üreterek, inanarak, severek çevremdeki pek çok kişiye 'rol modeli' oldum. Demek ki, doğru yoldayımJ