Başlık her ne kadar iç karartıcı olsa da gazetelere ve televizyonlara baktığınızda karşınıza her gün katledilen kadınların haberleri çıkıyor. Ya namus ya da töre cinayetlerine kurban ediliyor katleden erkeklerin de anası olan kadınlarımız. Bir günü alıncaya kadar bile sayısız mücadele eden ve bundan çok daha fazlasını'analarının ak sütü gibi' hak eden kadınlarımız.

Mücadele 8 Mart 1857 tarihinde başlıyor. Bu tarihte ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi, daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlıyorlar. Ancak polisin işçilere saldırması, işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can veriyor..

İlk yıllarda anma için belli bir tarih saptanmıyor. Tarihin 8 Mart olarak belirlenmesi 1921'de Moskova'da yapılan '3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşiyor. Birinci ve ikinci dünya savaşları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan dünya kadınlar günü, 1960'lı yılların sonunda ABD'nde de anılmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geliyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık1977 tarihinde 8 Mart'ın 'Dünya Kadınlar Günü' olarak anılmasını kabul ediyor.
Kabul ediyor etmesine de…

Dünya genelinde bugün kadınlara karşı şiddet en yaygın, ancak en az cezalandırılan suç. Milyonlarca kadın demografik olarak 'kayıp' (yok) görünüyor. Ya doğar doğmaz öldürülüyorlar (erkek çocuğun kız çocuğa tercih edilmesi) ya da erkek kardeşleri ve babalarıyla eşit derecede gıda ve tıbbi olanaklara ulaşamıyorlar. Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı yılda 700.000 ila 4.000.000 arasında.

Küresel olarak, on beş ile kırk beş yaş arası kadın erkek şiddetinin sonucu kanser, sıtma, trafik kazaları ve savaşlardan daha çok hayatını kaybediyor ya da sakatlanıyor. En az üç kadından biri dövülüyor, cinsel ilişkiye zorlanıyor ya da hayatı boyunca başka türlü suistimal ediliyor (tecavüz, kötü davranış vs). Bunlardan en yaygını da ev içi şiddet. Sistematik tecavüz yeryüzündeki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılıyor. Raunda soykırımı esnasında 250.000 ila 500.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin ediliyor.

Türkiye'de de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında kutlanmaya başlanıyor. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve yığınsal olarak kapalı mekanlardan sokaklara taşınıyor. 1975 yılında 'Türkiye kadın yılı' kongresi yapılıyor. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmıyor. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından 'Dünya kadınlar günü' kutlanmaya devam ediliyor.

Yine de…

Her gün televizyonlarda, gazetelerde öldürülmüş, yaralanmış, tecavüze uğramış kadınların haberlerinden geçilmiyor. Bu haberler gazetelerin arka sayfalarda yer alıyor. Bu da şiddeti sıradanlaştırıyor.

Her sene olduğu gibi bu senede 8 Mart'ta kadınları güzelleyen nutuklar atılacak, çiçekler verilecek, 9 Mart'ta da kendi kaderine terk edilecek.