Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- İZSU Genel Müdürlüğü’nün kamuoyuyla paylaştığı son verilere göre, İzmir içme suyu şebekesinde kayıp-kaçak oranı metropol alanda yüzde 24,08, il genelinde ise yüzde 25,80 olarak açıklandı. Bu oranlarla İzmir’in, Türkiye’de kayıp-kaçak oranı en düşük 5 il arasında yer aldığı ifade edildi.

Bakan Kurum: İlk sosyal konut teslimi Mart 2027'de
Bakan Kurum: İlk sosyal konut teslimi Mart 2027'de
İçeriği Görüntüle

96,77 MİLYON SU FATURALANDIRILMADI
İZSU'nun eski bürokratı Çevre Mühendisi Faruk İşgenç, İZSU’nun temel görevlerini anlatarak, “İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için, kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak, yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak ve kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek İZSU Genel Müdürlüğü’nün temel görevidir. İZSU Genel Müdürlüğü’nce hazırlanmış olan 2025 yılına ait Su Kayıpları Yıllık Raporu elimizde olmadığı için, en yeni tarihli 2024 Yılı Su Kayıpları Yıllık Raporu verilerine bakacak olursak; 2024 yılında 30 ilçeyi, dolayısı ile İzmir’in tamamını kapsayan alanda içme suyu sistemine 315,3 milyon m3 su girişi olduğu, bu miktarın yüzde 71,21’ine karşılık gelen 224,53 milyon m3/yıl suyun faturalandırıldığı ve yüzde 28,79’una karşılık gelen 96,77 milyon m3 suyun ise faturalandırılamadığı anlaşılıyor. Ayrıca, Gelir Getirmeyen suların yüzde 86,6’lık bir bölümünün ise Fiziksel Kayıplardan meydana geldiği anlaşıldı” dedi.

ABONELERE YÜZDE 29 EK MALİYET
Faturalandırılmamış su oranlarının su abonelerine yüzde 29 ek maliyet olarak ödetildiğine dikkat çeken Faruk İşgenç, “Yeraltından çekilmesi, barajlardan alınması, arıtılması, dezenfekte edilmesi, iletilmesi ve dağıtımı büyük maliyetlere ulaşan 79,93 milyon m3 içme suyunun Fiziki Kayıp olarak yitirilmesi ve bu Fiziki Kayıplar dahil, Gelir Getirmeyen Su olarak tanımlanan ve 2024 yılında miktarı 96,77 milyon m3’e ulaşan bu suyun maliyetinin tüm su abonelerine yüzde 29’a ulaşan oranda bir ek maliyet olarak yansıdığı görülmektedir. Yine, İZSU tarafından hazırlanmış olan 2024 Yılı Su Kayıpları Yıllık Raporu verilerine göre, 2014 yılı yerel seçimleri sonrasında İzBB sınırlarına giren ilçelerdeki Fiziki Kayıp ve Gelir Getirmeyen Su oranlarının, metropol alan ve 2004 yılında, 5216 sayılı kanunla İzBB sınırlarına dahil olan ilçelerden daha yüksektir. Örneğin, Beydağ’da Fiziki Su Kayıpları yüzde 36,7 ve Gelir Getirmeyen Su Oranı yüzde 45,4 oranındayken, Bergama’da Fiziki Su Kayıpları yüzde 45,4 ve Gelir Getirmeyen Su Oranı yüzde 45,4 ve Kınık’ta Fiziki Su Kayıpları yüzde 54,5 ve Gelir Getirmeyen Su Oranı yüzde 55,1 olarak verilmektedir” dedi.

HATAY VE KAHRAMANMARAŞ İLE KARŞILAŞTIRILAMAZ
İşgenç açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

“İçme suyu iletim ve dağıtım hatlarındaki fiziki kayıpların hızla belirlenmesi ve lokasyonunun doğru tespiti su kayıplarının azaltacak önemli bir etmendir. Dolayısı bu hatların imalatında standartlara uygun malzeme kullanımı ve kaliteli işçilik kadar, fiziki su kayıplarına zamanında müdahale de fiziki su kayıplarını minimize edecek önemli bir faktördür. Fiziki su kayıplarının modern yöntemlerle izlenmesi, toplam uzunluğu 10.000 km.yi aşan İzmir İçme Suyu Şebekesi’nde zorunluluktur. Günümüzde Avrupa ülkelerine bakıldığında, içme suyu şebeke kayıplarının Hollanda gibi yüzde 5 ve Almanya gibi yüzde 7 civarında oranında olan ülkeler olduğu gibi, İrlanda gibi yüzde 50’ye yaklaşan ülkeler olduğu da görülmektedir. Ancak, ülkemizin ve bölgemizin yaşamakta olduğu ve giderek şiddetleneceği öngörülen su kısıtı/krizi dikkate alındığında, mevcut kaynaklarımızı dikkatle koruma ve verimli bir şekilde kullanmanın ne kadar gerekli olduğunun da ötesinde, zorunlu olduğu açıktır. Bazı Avrupa ülkelerinin içme suyu sistemlerinde yüksek kayıp oranlarına bakarak rahatlamak nasıl mümkün değilse, 6 Şubat 2023 Depremi’nde büyük zarar görmüş Hatay ve Kahramanmaraş’a ilk yardıma koşan İzmir’in bu illerdeki yüksek kayıp kaçak oranları ile karşılaştırması da doğru değildir.”