Kentlerin gelişmişliği ve yaşam standardı; üretilen siyasetin kalitesiyle orantılıdır.
Bilgiyi üretme, yayma ve kullanma becerisinden yoksun yerel politikacıların, siyaseti sadece 'sosyal statü' aracı olarak kullanmaları gelişmenin, büyümenin önündeki en büyük engellerden biridir.
İzmir'in bilgi birikimi, yetişmiş insan gücü ile mevcut siyasi görüntüsü arasında ciddiçelişkiler bulunuyor.
'9 üniversitenin bulunduğu 4 milyon nüfuslu bir kentin siyasi fotoğrafı sıradan bir Anadolu kasabasından farksız, hatta bazı kareler onun bile altındadır' desem siyasal sistemimize haksızlık yapmış olurmuyum ?.
1996-1997 eğitim yılında İzmir'dekiüniversitelerde 74.973öğrenci yükseköğretim görüyordu.
Bu gün İzmir'deki 9 Üniversitede 161.437 öğrenciye ulaştık.
1996-1997 öğretimyılında 3.623 olan yükseköğretimdeki elaman sayısı ise 2013 yılı itibariyle 7 bin 495' e yükselmiştir.
Kısacası, kentimizinnüfusuna 26 yıllık süre içinde 86 binden fazla yüksek öğretim öğrencisi 4 bine yakın öğretim elemanı eklenmiş.
Bu tabloya göre; İzmir nüfusunun yüzde 5'eyakını üniversite öğrencileri ile öğretim üyelerinden oluşuyor.
İzmir için 'bir üniversite kentidir' diyebiliriz. Ancak Üniversitelerin kentin siyasal yaşamına değer kattıklarını, siyasal değişimi tetiklediklerini söyleyebilir miyiz?
Bence söyleyemeyiz.
Burada siyasal sistemimizi mi yoksa üniversiteleri mi sorgulayalım?
Ak Parti iktidarlarıyla birlikte siyasal sistemimiz feodalitenin kıskacından kurtuldu. Lakin siyasette beklenen değişim tam olarak gerçekleşmedi.
Her seçim dönemi, aynı yüzlerle aynı sözleri duymak halkı hiç ama hiç heyecanlandırmıyor.
Yıllardır kentin siyasi dokusuna bilgi ve kalite transferinin yapılmamasını ' biat siyasetine' bağlayan siyasal bilimciler, İzmir'de bu konuda bir tıkanmanın yaşandığı görüşünü savunuyorlar.
Siyasetten beslenen değil, siyaseti besleyen, zenginleştiren bilgi ve üretim odaklı kadroların siyasal sisteme dahil edilmesi gerekmezmi?
Cumhuriyetin kuruluşundan beri ' siyaseti bal kovanı' olarak algılayan 'balıtaşıdığıma göre parmaklarımı da yalarım' diye düşünen bir kesim vardır. Bu anlayış siyasi hayatımızın önündeki en büyük engeldir.
Siyasi partilerimizin; önümüzdeki yerel seçimlerde aday belirlemede daha seçici olmalarını, özellikle bilim, teknoloji ve şehircilik alanında emek veren sinerji oluşturabilecek akademisyenlere, genç kadrolara sorumluluk vermelerini istiyoruz.
İzmir; Dünyanın en büyük sosyal, kültürel ve bilimsel buluşması kabuledilen EXPO2020'ye adaydır.27 Kasım 2013 tarihinde Paris'te yapılacak oylamayla küresel bir buluşmanın merkezi olacaktır. İzmirEXPO'yu alacaktır. Buna kesinlikle inanıyorum.
Kentin siyasi kadrolarının da buna göre seçilmesi, belirlenmesi başarılı bir EXPO için kaçınılmazdır.
Siyaseti üretken kılan, yaşatan ve biçimlendiren, ona toplumsal değer katan güç entelektüel birikimdir.
Türk siyasetinin ciddi biçimde siyasal, sosyal bilimlerle buluşmaya (entegrasyona) ihtiyacı vardır.
4 bin öğretim görevlisinin olduğu İzmir'de, üniversitelerden belediye başkan aday adaylığı için başvuruda bulunanların sayısı 5 bile değildir.
Ekonomi gibi, siyasetinde küreselleşerek yaşamı biçimlendirdiği olağanüstü bir dönemde yerel seçimlere giriyoruz.
İzmir'in siyasi kumaşı bol ve oldukça kaliteli, yeter ki terzimiz işi bilsin.