EGEDESONSÖZ - Menemen Seyrek’te mülkiyeti şahıslara ait olan arazilerde gerçekleştirilen arkeolojik sondaj çalışmaları, bölgenin antik dönemde geniş bir nekropol (mezarlık) alanı olarak kullanıldığını kanıtladı. İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 31 Mart 2026 tarihli toplantısında, elde edilen buluntuların önemine binaen 526, 528 ve 529 numaralı parsellerin sit derecesini yükselterek alanı 1. Derece Arkeolojik Sit ilan etti.
Çalışmaların en dikkat çekici keşfi, 526 ada 1 parselde bulunan 146 numaralı sondaj kuyusunda gerçekleşti. Burada gün yüzüne çıkarılan ve dört adet taş plakanın birleştirilmesiyle oluşturulan "sanduka mezar", bölgenin ölü gömme geleneklerine dair eşsiz bilgiler sundu.
Mezarda bir bebeğe veya küçük bir çocuğa ait olduğu değerlendirilen iskelet kalıntılarının yanı sıra, antik dönem inançlarına göre mezara bırakılmış iki adet gaga ağızlı testi bulundu. Pişmiş topraktan yapılan bu testiler, mezarın günümüzden yaklaşık 5.000 yıl öncesine, yani Erken Tunç Çağı’na tarihlendiğini kesinleştirdi.
Bölgedeki 528 ve 529 numaralı parsellerde yapılan kazılarda ise farklı bir mezar tipi olan "khamosorion" (kayaya oygu mezar) örneklerine rastlandı.
Yaklaşık 90 santimetre uzunluğundaki bu kayaya oyulmuş mezarların da bebek veya çocuklar için hazırlandığı düşünülüyor.
Yapılan incelemelerde, bu mezarların antik dönemlerde soyguna uğradığı ve bu nedenle içlerinin boş olduğu tespit edildi. Uzmanlar, mezarların nekropolün (mezarlık alanı) devamlılığını göstermesi açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.
Koruma Kurulu, tespiti yapılan bu alanların "korunmasız" ve "kaçak kazı tehdidi altında" olduğuna dikkat çekerek, parsellerin tapu kütüğüne "1. Derece Arkeolojik Sit Alanı" şerhinin işlenmesine karar verdi.
Açılan sondaj kuyularının Müze Müdürlüğü denetiminde güvenli bir şekilde kapatılmasına karar verilirken, bölgenin bilimsel araştırmalar dışında her türlü yapılaşmaya ve müdahaleye kapatıldığı ilan edildi. Bu kararla birlikte Seyrek’teki bu antik nekropol alanı, İzmir’in kültürel mirasının en önemli parçalarından biri olarak tescillenmiş oldu.
Kurul raporlarında şu ifadeler yer aldı:
- İzmir Müze Müdürlüğünce 3. (üçüncü) derece Arkeolojik içerisinde gerçekleştirilen sondaj kazısı sonucu 146 numaralı sondajda tespit edilen sanduka mezardır. İki küçük, iki büyük dikdörtgen plaka taşın bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Üzerini kapatan taş plaktan oluşan kapağı bulunmaktadır. Kafatası ve iskeletin geneli dağınık vaziyettedir. Mezarın bir bebeğe ya da küçük çocuğa ait olduğunu düşünülmektedir. Mezar içinden mezar hediyesi olarak iki adet pişmiş toprak gaga ağızlı testi ele geçirilmiştir. Sanduka mezar Erken Tunç Çağı'na tarihlendirilmektedir.
- İzmir Müze Müdürlüğünce 3. (üçüncü) derece Arkeolojik içerisinde gerçekleştirilen sondaj kazısı sonucu 143 numaralı sondajda tespit edilen khamosorion (kayaya oygu mezar)'dur. Dikdörtgen şeklinde boyu 90 cm, eni 38-40 cm, derinliği 20 cm olan bebek veya çocuk mezarı olarak kullanılmış olabileceği düşünülen bir khamosorion (kaya oygu mezar)'dur. Mezar içerisinde herhangi bir buluntuya rastlanılmamış. Dönem soygunu olarak içi boşaltılmış olma ihtimali yüksektir. İçerisinde herhangi bir buluntuya rastlanılmadığı için net bir tarihleme yapılamamaktadır.
- İzmir Müze Müdürlüğünce 3. (üçüncü) derece Arkeolojik içerisinde gerçekleştirilen sondaj kazısı sonucu 24 numaralı sondajda tespit edilen khamosorion (kayaya oygu mezar)'dur. Dikdörtgen şeklinde 90 cm boyunda, kuzeybatı kenarı 18 cm, güneydoğu kenarı 23 cm, derinliği 18 cm olan bebek veya çocuk mezarı olarak kullanılmış olabileceği düşünülen bir khamosorion (kaya oygu mezar)'dur. Mezar içerisinde herhangi bir buluntuya rastlanılmamış. Dönem soygunu olarak içi boşaltılmış olma ihtimali yüksektir. İçerisinde herhangi bir buluntuya rastlanılmadığı için net bir tarihleme yapılamamaktadır.





