Sabahleyin arabayla giderken önümde yeşil bir minibüs peydahlandı. Arkasında ’“Resul-u Allah’’ın izindeyiz’” yazıyordu. Daha önce hakimiyet Allah’’ındır gibi dini içerikli nazireler görmüştüm ama bunu ilk defa gördüğüm için ilginç geldi.
Belli ki Atatürk’’ün izindeyiz, atam izindeyiz yazılarına nazire yapılmıştı. Demokrasi, laisizm açısından elbette hiçbir sakıncası yok. Hatta çeşitlilik, ifade özgürlüğü açısından hoşta duruyor.
Fakat uhrevi bir kişiliğin nazire yapılması, bir anlamda karşılaştırma, kıyaslama yapılması, mantıklı olmadığı gibi uhrevi kişiliğin tartışmaya açılmasına sebep olacağından inananları rahatsız edebilir.
Erdoğan’’ın izindeyiz, Fetthullah’’ın izindeyiz, Erbakan’’ın izindeyiz yazılırsa bunu anlarım. Zira bu siyasi şahsiyetlerin Atatürk ile kıyaslandığını, bu kişilerin Atatürk’’e tercih edildiğini düşünür, düşünce özgürlüğüne saygım nedeniyle sempatiyle de bakarım.
Ama nazire yapayım diye uhrevi bir kişiliğin, bir peygamberin bu şekilde kıyaslamaya tabi tutulması inananlar açısından incitici olabilir.
Buna karşılık İslam’’ında tartışılması gerektiği açıktır. Doğmalardan, riyalardan, iftiralardan arındırılması gerekir. İslam da hangi İslam... El Kaide İslamı mı?İran İslam’’ı mı?Vahabi İslam’’ı mı?Anadolu İslam’’ı mı?
Hangisine sorarsanız mutlaka bir dayanak göstereceklerdir. Buna rağmen farklılıklar var ise bunun ortadan kaldırılması, ortak noktaların belirlenmesi gerekir. Öyle yorum farkıdır, meshep farkıdır gibi yaklaşımlar gerçeği yansıtmıyor. Farklılıklar ortadan kaldırılmadığı taktirde o zaman mesheplerin, şeyhlerin, cemaatlerin kendilerine göre İslam’’ı oluyor. Böyle olunca da şeyhler, cemaat liderleri kutsallaşıyor. İşte tehlike burada’…
Son söz. Atam izindeyiz yazanlar da aynı zamanda Resul-u Allah’’ın izindedirler.
Nazire yapanlara duyurulur.