Doğrusu hep uzaktan bakmaktan sıkılmıştık. Bu yıl da öyle oldu. Samsun geri döndü, Mersin yıllar sonra Süper Lig'e doğru yol aldı, Son olarak da Orduspor 26 yıl sonra Süper Lig'le buluştu. Bu da yetmezmiş gibi mor beyazlı ekibin başkan üç yıl içinde Avrupa'ya çıkacak düzeye geleceklerini, ardından da 5 yıl içinde şampiyonluğa oynayacaklarını savlıyor.
Objektifi kendimize çevirirsek, elimizde İzmir efsanesi olmasına karşın sadece Altınbaş Holding'in ve cefakar taraftarının sahip çıktığı Göztepe'nin 2. Lig şampiyonluğu kala kala kalmıştı. Neyse ki Altınordu'nun ve ölçeği İzmir'den çıkarıp Ege'ye genişletirsek de Denizli Belediyespor'un play off başarıları ve de Tavşanlı Linyit'in Gaziantep Büyükşehir'i yenerek finale veda etmesiydi elimizde kalan.
İki başarı öyküsü duruyor önümüzde. Birincisi Altınordu…
Geçen sezon bu günlerde Altınordu'nun geleceğini sorgular olmuştuk. Asırlık çınar, bilinmeyen bir sona mı gidiyordu? Genel kuruldan mahkemeye taşınan defterler, olaylı kongreler, basın mensuplarının eski başkanı protesto terk edişi altında biten oturumlar. Mustafa Bilen ve arkadaşları göreve geliyordu.
Altınordu gibi sürekli kaynayan bir kazanda, Bilen ve arkadaşları işlerini biliyorlardı. Önce camiadaki çekişmelerden uzak durdular. Ardından genç teknik adam Yasin Çamtepe'ye güvendiler. Kafalarında futbol olan, oynadığı formanın hakkını vererek, kendi değerlerine katma değer katma bilinciyle futbol oynayan yetenekli futbolcuları, kah kiralık, kah mülküyle kadroya dahil edip taş gibi bir kadro kurdular. Nihat Muhtar'ın da çabalarını unatmayalım. Bu gençlere bir ağabey gerekiyordu. O da o işlevi üstlendi.
Altınordu'nun emektarları da Buca demediler, deplasman demediler, takımlarını yalnız bırakmadılar.Zadel'ler, Şiyaskiler, Erkanlar'ın (Velioğlu), Müminler'in (Özkasap) takımını hiç de hak etmediği 3. Lig'den el birliği ile 2. Lig'e taşıdılar. Işıklar için de yatsınlar Tamer Kaptanlar'ın, Mehmet Ataçlar'ın, Coşkun Güzeyler'in ruhunu şad ettiler
Kaderin garip bir cilvesi olarak yıllar sonra ilk kez küme düşen ebedi puan cetvelinin en uzun ligde kalan 4-5 takımından biri olan Altay'la buluştular.
Altınordu'dan alacağımız çok önemli dersler var. Onlara da destek yoktu. Arkalarında holding yoktu. Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, belediyeler yoktu ama onlar doğru formülü buldular. Bu formülün en önemli parametleri ise kuşkusuz yaptığı işe saygı, renklere duyulan sevgi ve çıkarlara aldırmadan özveri ile dürüstçe mertçe mücadele etmek, davaya sahip çıkmaktı. 1923 yılında kurulan koca çınarı ayağa kaldıranlara selam olsun.
Gelelim Denizli Belediyespor'a…
Sezon başında onlar lige girip girmeyeceklerini tartışıyorlardı. Gerek var mıydı, kentin gedikli ağabeyi Denizlispor yeniden Süper Lig'e dönüş mücadelesi verirken, Denizli Belediyespor'u lige sürmenin?
Karar verildi ve Yavru Horozlar lig'e girdi. Haftalar haftaları kovaladı. Başlarında Tanju Beştaş gibi deneyimli bir yönetici vardı. Önce düşme potasından sıyrıldılar. Futbol adına doğruları uygulamak, onları bir anda yeni bir hedefin eşiğine getirdi. Hasan Şermet'le başlamışlardı dümene Yaşar Güngör geçti. Ama şanssızlıklarının en korkuncunu yaşadılar. Tam lig mücadelesinin en civcivli anında. Gencecik bir fidanı, futbolcuları Erhan Kayar'ı toprağa verdiler. Acıların bağırlarına basıp yola devam ettiler. Çünkü şampiyon olup arkadaşlarının ruhuna armağan edeceklerdi ve kupayı ailesine götüreceklerdi. Verdikleri sözü tuttular.
Denizli kenti haftalardır Bank Asya'da liderlik koltuğunda oturduktan sonra play off'a bile kalamayan ağabey Horoz'un şokunu yaşarken, kente bir umut, bir moral oldular.
Onların da verdiği mesaj açıktı. Üstelik seyirci destekleri hiç yoktu. Bırakın ulusal medyayı, yerel medyanın bile umurlarında değildiler. Ama final maçının öncesinde Erhan'ın posterini açıp öpücüklerle onun ruhu önünde söz verirken, manşetlerdeydiler artık. Güçlü kent takımlarına, dev bütçelere karşı doğrulardan ayrılmamak, ilkelerden ödün vermeden sadece mücadele etmek. Abidal'e kaptanlık bandı veren Barcelona gibi, kupayı Erhan'ın ruhuna armağan etmek aynı şeydi, futbol lisanında. Yavru Horozlar, sadece 3. lig'den 2. Lig'e çıkmışlardı ama onlar insanlık liginde çoktan Süper Lig şampiyonu olmuşlardı.