HABERLER>EKONOMİ
10 Nisan 2021 Cumartesi - 09:07

Oda Başkanı Türk açıkladı: İnciraltı için uyarı ve ‘yargı yolu’ mesajı!

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un önünde imza bekleyen İnciraltı planının, bölgenin imara açılmasını öngörmesi halinde, dava açacaklarını belirten Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Tevfik Türk, "O bölge, tarımın hala yapıldığı ve bundan sonra yapılabileceği bir yer. Suyu borluysa, tuzluysa, ıslah edilir. Anayasa böyle diyor. İnciraltı'nın imara açılmasına karşıyız" açıklamasında bulundu.

Oda Başkanı Türk açıkladı: İnciraltı için uyarı ve ‘yargı yolu’ mesajı!

EGEDESONSÖZ - Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Tevfik Türk, SonSöz TV'de, Gazeteci-Yazar Muhittin Akbel'in sorularını yanıtladı. Başkan Türk, tarım alanlarının, tarım dışı kullanımına şiddetle karşı olduklarını, ülkemizin yıllar içinde bir Konya kadar tarım alanını kaybettiğini açıkladı. Tarım arazileri üzerinde ciddi bir baskı olduğunu öne süren Başkan Tevfik Türk, şu değerlendirmelerde bulundu:

16 YILDA 3,5 MİLYON HEKTAR ALANI KAYBETTİK
"Tarım arazi üzerlerinde ciddi bir baskı var ve son zamanlarda arttı. Pandemi dönemi bize tarımın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Aç kalma korkusuyla marketlere koşturduk. Kapalı kalma süreçlerinde ciddi anlamda doğayla bir arada olma isteği doğdu. Biz tüm yaşantımızı doğa üzerine kurduk. Tarım arazilerimiz ciddi anlamda baskı altında. 2004 yılından 2020 yılına 3,5 milyon hektarlık tarım arazimiz düşürülmüş durumda. Neredeyse Konya kadar geniş bir alan. Sivas’tan daha büyük bir alan. Buraları ya tarımdan koparmışız, ya da üretimden vazgeçmişiz. Bu kadar bir tarımsal arazi varlığımızda düşüş var. İzmir olarak düşündüğümüzde, 2004 yılından 2020 yılına geldiğimizde 26 bin hektar tarım arazisi kaybedilmiş. Yani İzmir'in yüzölçümünün yüzde 7’si oranında tarım arazisi kaybedilmiş. Bir Foça ilçe sınırları büyüklüğündeki tarım arazilerimiz tarımsal arazi varlığından düşmüş. Bir kısmını kentleşmeye açmışız. İzmir’de tarımdan vazgeçme çok daha düşük Türkiye ortalamasına göre. Türkiye genelinde çiftçi sayılarında da çok ciddi düşüşler var. Son yıllarda 800-900 bin çiftçi üretim sisteminden düştü. Çiftçilerimizin yaş ortalaması çok yükseldi. 55-60 yaş arası olduğu düşünülüyor. Bakanlık yetkililerinin bunları irdelediğini düşünmek istiyorum. Bu şekilde gittiği takdirde bizi çok ciddi sonuçlar bekliyor. Gıda egemenliği çok ciddi bir konu. Bizim üretmemiz gerekiyor, potansiyel tarım arazilerimizin son noktasına gelmiş durumdayız. 1 metre de olsa tarım arazisine sahip çıkıp, üretime kazandırmamız gerekiyor. İstediğiniz kadar paranız olsun, ithal edecek de ürün bulamayabiliriz. Halkımıza güvenilir gıda sunmalıyız. Tarıma yapılan destekleme konularının çoğu birer destekleme değil, ne yazık ki çalışmalar yardım pozisyonunda."

KOCAOĞLU VE SOYER'İN TARIM POLİTİKALARINI DESTEKLİYORUZ
En önemli sorunun, tarım arazilerimizi kaybederken, tarım politikalarıyla çiftçinin korunmaması olduğuna dikkat çeken Başkan Türk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üretici fiyatları arttığı an, ithalat sopası çıkarılıyor. Üreticinin elindeki fiyat biraz arttığında, o ürün tüketiciye 8- 10 kat artarak ulaşıyor. Böyle olunca ithalat sopasını gösterip üreticinin fiyatı düşürmesini istiyoruz. Sanki o üründeki pahalılık, üreticiden kaynaklanmış gibi... Üreticinin daha düşük maliyetle üretmesini sağlamamız gerekiyor. Mazot, gübre fiyatları son dönemde oldukça arttı. Bu ülke tarımının gelişmesi için yapılan her çalışma, biz ziraat mühendisleri için çok değerli çalışmalardır. Özellikle İzmir’de çok büyük bir beklenti var. Başka şehirlerde bu anlamda bu büyüklükte bir çalışma yok. İzmir bir marka oluşturdu kendine. Burada çok büyük bir emek var, Aziz Kocaoğlu başkanımızdan gelen süreci, Tunç Soyer başkanımız, daha ileri noktalara taşıma çabasında.  Bizim en büyük problemimiz aslında planlama. 5400 sayılı bir Toprak Koruma Kanunumuz var. Bütün arazilerimizi bu maddelere göre tanımlarız. Bu kanunda arazi kullanım planlamaları yapılması gerektiği belirtiliyor ama yapılmadı, yapacak birim, bakanlıktır. Her şeyin başı planlama. Arazi kullanım planlaması, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çok daha üzerinde bir çalışma ama Büyükşehir, kendi sınırlarında yaparak çok daha büyük örnek olabilir ve ışık tutabilir. Tarım alanlarına katı atık tesisleri kuruluyor. O tesislerin Tarım alanlarına çevresel zararlarını çevre mühendisi arkadaşlarımız değerlendirir ancak bir kere tarım arazilerimizin son noktasına geldiğimi unutmamak gerekiyor. Her ne tesisi yapılacak olursa olsun, tarım arazisi üzerine yapmamamız gerekiyor. Mutlaka alternatif alanlar vardır ve oralara yapılabilir. Tarım arazilerinin zeminleri bozuktur, farklı bir amaç için kullandığınız zaman sorunla karşılaşma ihtimaliniz çok fazladır. Toprağın altı, üstünden daha değerlidir. Üretkendir toprak. Bu nedenle 'Toprak ana' deriz. Adı ne olursa olsun, tarım alanlarına tesis yapılmasına karşıyız."

HOBİ BAHÇELERİNDE KONTROLSÜZ BİR ÜRETİM SÖZ KONUSU
Hobi bahçeleriyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Tevfik Türk, şunları söyledi:

"Hobi bahçeleri ne yazık ki pandemiyle beraber kentte yaşayan insanlarımızın kendilerini rahatlatacakları bir alan olarak ortaya çıktı. Hobi bahçeleri ne yazık ki verimli tarım arazileri üzerinde villa ya da yazlık olarak karşımıza çıkıyor ve bu alanlardaki yapılar kaçak, kanunsuz yapılardır. Tarım arazilerinde hisseli satış yapılamaz, imar planı yoksa tarla bahçe bağ vasfındadır. Bu alanların hiçbir şekilde hisseli satışı mümkün değildir. Yasada da alanlar belirtilmiştir. Ne yazık ki biz kanunların açığını bulmayı, kanunun arkasından dolanmayı çok severiz. Kooperatif ya da bir şirket üzerinden bir arazi satın alınıp yasal olmayan bir şekilde paylaşılmaya çalışılıyor. 5400 sayılı kanunda yapılacak yapılar belirlenmiştir. Eğer tarla vasfındaysa, marjinal tarım arazisiyse, 20 dönüm olacak ve bunun içinde tarımsal aletlerini koyabileceğin taban alanı 75 metrekare olan maksimum 2 katlı bir bağ evi yapabilirsiniz diyor. O parsel sadece 1 bina yapabilirsiniz. Zeytinlikse hiçbir şey yapamazsınız. Yapılan olay, siz 100 dekar bir tarla alıyorsunuz, 100 dekarı 200’er metrekareye bölüyorsunuz, üzerine konteyner koyuyorsunuz. Kanun net bir şekilde söylüyor, bölünemez diye. Buralarda ne yazık ki kontrolsüz üretimler var. Hobi amaçlı olarak yapıyorlar ama bu arazilerinin etrafı tarım arazisi ve yan tarafta iyi bir tarım arazisi, organik tarım yapılıyor olabilir. Sizin yaptığınız uygulamalar buraya zarar veriyor olabilir. Şu unutulmamalı ki, çiftçilik hobi değildir. Çiftçilik, üretimdir. Biz bu hobi bahçelerini, ikinci bir Çiiftlikbank vakası olarak görüyoruz."

ÇOK AĞIR CEZALARA RAĞMEN, BİLE BİLE HOBİ BAHÇESİ AÇIYORLAR
"2019 ve 2020 yılları içerisinde Tarım il Müdürlüğümüz 108 hobi bahçesiyle ilgili işlem yaptı. Buca, Selçuk, Foça, Urla, Bornova, Seferihisar, Kemalpaşa, Menderes ve Güzelbahçe ilçelerinde 108 tane hobi bahçesine ceza kesti.  Kestikleri cezalar da toplamda 9.5 milyon civarında. 1 metrekare için 10 lira cezası var. 100 dekar için 1 milyon lira ceza. Üstelik, bu cezayı ödemekle de kurtulamıyorsunuz. Kanunda diyor ki; Tarım İl Müdürlüğü ve Valilik tarafından ceza kesilir. 2 ay süre içinde eski haline getirmezseniz, üç katı tekrar ceza kesilir ve ilçe belediyesine ya da Özel İdare'ye yıkım kararı gönderilir. Eğer belediye yıkmazsa, bakanlık yıkar ve tahsilatını yüzde 100 olarak belediyenin gelirlerinden keser. Bu dokuz ilçede yıkım kararları verilmiş yerler var. Tarım İl Müdürlüğümüz ve Valiliğimiz, hobi bahçeleriyle ciddi anlamda mücadele etmek istiyor. Şu andaki mevzuatla elleri daha da güçlendi. Belediyeler yıkım kararlarını uygulamazsa bakanlık yapıp yüzde 100 bunun bedelini kesecek. Cezalar caydırıcı değil anlaşılan. O halde cezaların daha ağırlaştırılması lazım. Milyonlarca yılda oluşmuş bir varlığı siz gidip hafta sonu konaklamak için, biraz domates yetiştireceğiz diye yok edemeyiz."

O BAHÇENİN SAHİBİ DEĞİL, ORTAĞI OLUYORSUNUZ
Başkan Tevfik Türk, hobi bahçesi oluşturmanın sürecini şu sözlerle anlattı: "Bir kooperatif veya şirket kurularak hisselere bölünüyor arazi... Fakat bölünmüş arazinin sahibi değildir, oraya yerleşen vatandaş. Ortak durumuna düşüyor. Kağıt üzerinde yapılan bir parselasyon planının hiçbir hukuki geçerliliği yoktur, yapılamaz da. Tarım İl Müdürlüğü gitti cezasını kesti ve ardından burasını yıktı. Bu insanlar hiçbir hak talep edemezler. Sadece o şirketteki hisseleri oranında tarlada hak sahibi olabilirler. Çünkü mal şirketin. Şirket kapandığında vatandaşın hiçbir yasal hakkı yok. Buraları yapan insanlar da 100 bin liraya aldıkları yerleri,  5 milyon, 6 milyon lira gibi değerlere satıyorlar. Hobi bahçelerinin Türkiye’de çok güzel uygulamaları var. Tarım arazisi yanına bir kere yapılmaması lazım. Tarım bir hobi değildir, çiftçiler tarafından yapılan ciddi bir iştir. Buraları satın alamazsınız. Türkiye ve dünyadaki hobi bahçeleri uygulamalarında, başında bir ziraat mühendisinin olduğu, insanların belli cüzi miktarda kira ödediği, daha küçük parsellerde üretim yaptığı ve kesinlikle konaklamalı olmayan yerlerdir. Kamu eliyle yapılır. Kontrollü bir şekilde insanların nefes alacağı yerler yapılabilir, ama bu, tarım arazisinin içine yapı kondurarak olmaz. Bugün gördüklerimiz, birer yazlık adeta... Evler çoğaldı, köy oldu. Oysa orası verimli bir tarım arazisiydi. Biz sadece toprağın üstünü kullanıyoruz altı daha değerli, altını da yok etmiş oluyoruz bu şekilde."

TUZLU SU, SADECE İNCİRALTI'NDA DEĞİL, MENEMEN'DE DE SÖKE'DE DE VAR
İnciraltı planlamasıyla ilgili görüşlerini de anlatan Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Tevfik Türk, şu bilgileri aktardı:

"Kim ne derse desin, İnciraltı’nda şu anda tarım yapılıyor. Şu an çiçek seraları, mandalina bahçeleri var orada. Bahsedilen sıkıntıları biz de biliyoruz ve yıllardan beri de uyarıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası madde 44 diyor ki... Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek zorundadır. Yine 45’inci maddede, devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını önlemek, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerini üreticinin eline geçmesi için gerekli önlemleri alır diyor. Bu anayasada var. Bir tarım arazisini korumak ve geliştirmek zorunda diyor Anayasa. Toprak Koruma Kanunu, toprağın doğal veya yapay yollarla kaybını ve niteliklerini yitirmesini engelleyerek korunmasını geliştirilmesini ve çevre öncelikle sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak arazi kullanımını sağlayacak usul ve esaslarını belirlemektir, diyor. Demek ki burada bir tuzluluk, bor sorunu varsa, ki bu bizim tüm arazilerimizde var. Sasalı, Menemen, Söke, Selçuk’ta tuzluluk sorunu yok mu? Bor problemi de her tarafta var. Bu ziraat mühendisliğinin konuları arasındadır. Bizim toprak ıslah projelerimiz vardır, sularla ilgili ıslah projeleri yapılır, alanlar yeniden tarıma  kazandırılır ama burada ne yazık ki problem tamamen siyasilerde. Yıllardan beri burası bir sürüncemede bırakıldı. Burası için ilk 2006 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde bir toplantı yapılıyor ve toplantının başlığı da çok enteresan.. ‘İnciraltı’nı beraber planlayalım’. Bir yerden çağrıştırmıştır zaten... Çeşme’yi de son dönemlerde aynı başlığı açmıştık! O dönemki şube başkanımız, bugün CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, net olarak söylüyor, ‘burası tarım arazisidir yapılmamalıdır’ diyor. Ardından tekrar EXPO süreci başlıyor. EXPO sürecinde Ziraat Mühendisleri Odası dava açıyor ve mahkeme tarafından tarım arazisi olarak tescilleniyor. Bu arazi, tarım arazisidir, diyor mahkeme. Bölgede, kendiliğinden gelişmekte olan agro turizm vardır diyor. Bu desteklenmesi gerekiyor bir taraftan da. Bu sürekli olarak gündemde tutuluyor ve buradaki insanlara her zaman seçimler sırasında vaatler verilerek haksızlık yapılıyor. Buradaki insanlardan tarla yerine arsa vergisi alınıyor. İnsanlardan siz arsa vergisi alıyorsanız, bu insanların da kalkıp, ben burasını tarım dışarısında bırakmak istiyorum demesi gibi eline bir koz veriyorsunuz. Buralarda yapılabilecek çok şeyler var, birincisi tarım arazilerinin sonuna geldik, korumamız gerekiyor."

TOPRAK KORUMA KURULU'NDAN O KADAR NASIL GEÇTİ?
Başkan Türk, İnciraltı planlarıyla ilgili görüşlerini, şu sözlerle sürdürdü: "Bu arazilerle ilgili belli bir süreç var, plan yapacak kuruluşlara siz de başvurabilirsiniz, belli kurumlardan görüş alınır. Bu görüş alınan kurumlardan biri de Tarım İl Müdürlüğü’dür. Plan yapılmak istenen alanla ilgili görüş alırlar ve Tarım Bakanlığı uzmanları sahaya iner, bakar; eğer orası tarımsal potansiyeli olmayan bir alansa, yani kanunda tarif edilen marjinal tarım arazisiyse, uygunluk raporu verir. Eğer dikili, mutlak ve özel ürün tarım arazisiyse olumsuz rapor verilir. Buradaki marjinal tarım arazisi, bizim Çakal Burnu dalyanının olduğu yerdir ve uluslararası anlaşmalarla koruma altındadır. Bu olumsuz rapor sonrasında planlamayı yapacak kuruluş tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bir kamu yararı yapılacak projeler düşünülerek Toprak Koruma Kuruluna geliyor. Böyle bir şeyin Toprak Koruma Kuruluna gelebilmesi için, Tarım İl Müdürlüğü tarafından, bu arazinin mutlak dikili ve özel ürün arazisi olarak tanımlanmış ve uygun görülmemiş olması gerekiyor. Şu anki yeni karardan bahsediyorum. Bu plan yapımı sırasında Tarım İl Müdürlüğü, tarım arazisi olarak sınıflandırıyor ve ardından Toprak Koruma Kurulu’nun gündemine alınıyor. Toprak Koruma Kurulu’nun tarım dışı kullanıma izin verebilme yetkisi var. Kurula gelebilmesi için tarım arazisi olarak gelmesi gerekiyor. Toprak Koruma Kurulu’nun 9 üyesi vardır ve o karar, oyçokluğuyla alındı. Kamu yararı kararı da çıkmış. Plan aşamasına geçmesi için Tarım Bakanlığı tarafından bu kararın onaylanması gerekiyor. Ve aldığımız bilgilere göre, bakanlık bu kararı hala onaylamış değil. Onaylanacağını düşünüyorum. Biz de onaylanması durumunda, dava açacağız elbette. Sonuçta burada yapılmak istenen alan, turizm tesisi. Bütün raporlar, alt kısmında sağlık turizmi yapılacak alanları zaten söylüyor."

TARIMDA MI ÜSTÜN KAMU YARARI VARDIR, TURİZMDE Mİ?
"Burada birkaç konuyu önemli bir şekilde düşünmek gerekiyor. Toprakların sahipleri biz değiliz, topraklar kamunundur. Biz sadece üst kullanım hakkına sahibiz. Buradaki arazilerin bir kere kamu yararı olması gerekiyor. Kamunun özgürce kullanabileceği bir alan olması gerekiyor. Otellerden bütün kamu, özgür ve eşit bir şekilde yararlanabilecek mi? Parası olan yararlanabilecek sadece. Bazı cümleler bizi çok üzüyor; bir toprağın mürüvvetini göremezsiniz, böyle bir kavram yoktur. Toprak üretkendir, buralara sahip olan insanlar sahip olurlarken 3-5 yıl sonra imara açılacak da ben buradan para kazanacağım diye mi satın aldılar? Yoksa, tarım yapacağım, ben buradan çoluğumu çocuğumu geçindireceğim diye mi alındı? Dönem içinde burayı imara açarak çok ciddi anlamda bir rant elde ediyorsunuz. Toprak kamunundur. Hukukta da üstün kamu yararı gibi kavramlar vardır. Tarım mı üstündür, turizm mi üstündür? Bunlar irdelemek gerekiyor. O yüzden burada yapılacak her türlü projede her türlü desteği koşulsuz bir şekilde vermeye hazırız. Yeter ki bu alan tarımsal faaliyetine devam etsin. Nasıl ki ‘Bir başka tarım mümkün’ diyorsak, problemli arazilerde de bir başka tarımın mümkün olduğunu göstermemiz gerekiyor."

ORADAKİ EKOSİSTEM, İKİ İLÇENİN GÜZEL HAVASINI SAĞLIYOR
İnciraltı'nda çok ciddi sulak alan olduğuna vurgu yapan Başkan Türk, "Oda olarak siz nasıl bir planlama istiyorsunuz?" sorusuna, şu yanıtı verdi:

"Bu sulak alan ve ekosistem, Balçova’nın, Narlıdere’nin şu anki rahat ve güzel havasını sağlıyor. Arka taraftaki o termal turizmin olmasının en büyük sebeplerinden biri de ön taraflarındaki bu tarımsal alandır. Burada yapılabilecek bir çok şey var. Ortak akılla yürütebileceğimizi düşünüyoruz. Burasıyla ilgili bizim bile aklımıza gelmeyen, mevcut yapısını koruyacak, geliştirecek ve buradaki insanların çok daha fazla gelir elde edebileceği projeler yapılabilir. Biz gerçekten, bu topraklar bizim mirasımız değil, ödünç aldık; bu topraklar bize emanet verildi. Dedelerimiz bize bir tarla olarak emanet etmiş, torunlarımıza  üzerinde binaların bulunduğu şekliyle mi vereceğiz?"

BAKAN PAKDEMİRLİ'DEN, KAMUCU POLİTİKALARA YÖNELMESİNİ İSTERDİM
Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Tevfik Türk'ün, "Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli ile bir masanın etrafında bir araya gelseniz, neler talep ederdiniz?" şeklindeki soruya yanıtı şöyle oldu:

"Öncelikle, tarımsal politikalar anlamında, mevcut neoliberal tarım politikalarından uzaklaşmasını ve tamamen kamucu politikalara yönelmesini isterdim. Biz de dönem dönem bu tür konularda uyarılarımızı, isteklerimizi dile getiriyoruz. Türk tarımı çok önemli, pandemi bize bunu öğretti. Bazı sektörler vardır, kamu eliyle yürütülmesi gerekir. Özel sektöre bırakılamayacak kadar hassas sektörlerdir bunlar; tarım, sağlık, eğitim gibi... Sonra... Hobi bahçeleriyle ilgili kanunda artık yetkisi var. Kasım ayında revize edilen Toprak Koruma Kanunu, hobi bahçeleri, belediyeler tarafından yıkılmadığı takdirde bakanlıklar eliyle yıkılır diyor. Bu arazileri yıkmanın ötesinde, eski haline döndürmeyi düşünüyorlar mı, onu sorardım. Sadece yıkmak yetmez, ıslah edilmesi gerekiyor. İnciraltı, bir tarım arazisi her türlü tarımsal amaçlı planlamanın yapılması gerektiğini, oradaki insanların mağdur edilmeden, gerçekten gelir kazanabilecekleri nasıl bir proje yapılması gerektiğini anlatırdım. Akıl akıldan üstündür, birçok fikir çıkabilir buradan. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin karbon ayak izini düşürme hedefi var. Siz 700 hektarlık bir alanı kentsel kullanıma açarsanız, karbon ayak izini nasıl düşüreceksiniz? Çok ciddi zarar verecek. Burası, yani İnciraltı, gerçekten İzmir’in çok büyük bir tarım üssü olabilir. Birçok proje yapılabilir. Hiçbirimizin aklına gelmeyen ortak akılla üretilebilecek projeler çıkabilir. Bu sebeple arazi kullanım planlamasının yapılması gerekir. Bakanımıza, bu plana bağlı olarak da ürün planlamasının yapılması gerektiğini anlatırdım. Toprak Koruma Kanunu’nda geçen arazi kullanım planlamalarının, ne zaman hayata geçirileceğini sorardım.

 
Emeklilerin bayram ikramiyesi için tarih belli oldu
 
Konaklı çocuklar 23 Nisan’ı çizecek
YORUMLAR
Toplam 5 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Şaşırmadık... 10 Nisan 2021 Cumartesi 17:27

Yorumunuz:Sayın başkan gidip ;oto yıkamalarda salatalık, düğün salonlarında domates, mangal ve cafelerde patates, ve bölgede ki birçok işletmede, marul yetiştirebilir. Hatta özdileğin bahçesine ;Mandalin, portakal, muz, armut ve birçok türde ağaç dikebilir. O kadar çok gelir elde ederki, sayılı zenginler arasına girer. Mesela suyu ıslah eder gibi gibi..anayasadan bahsetmiş sormak lazım otobandan kaç metre kuş uçuşu tarım yapılamaz acaba? Eksoz gazlarından, ortaya çıkan tozdan nasıl kurtulucak bölge? Kesin onuda çözer otobanı kapatırız olur der eminim... Öyle bir konuşuyorkı süperman gibi maşallah Herşeyi hemen ıslah edip yapıyor... Bu kadar süper gücünüz var ise, sizi sahnelerde gör ek isteriz... Saygılar..

Yorumu oyla      2      2  
Ecz Hülya Yarbuz 10 Nisan 2021 Cumartesi 16:54

Atadan çiftçi çocuğuyum .Üreten köylü toprağını alın teri ile ıslatarak çalışır.10 dönüm tarladan 70 lere kadar karnımız doyardı.Üstelik öğrenim gördük .İlerleyen yıllar Üreten Köylü adeta cezalandırıldı., Yok pahasına yerel - genel iş birlkçlerle emeğini aracıı - tefeci emeğin kaymağını yedi.Boğaz tokluğundan da olan köylü cocuklarınahayat veremez oldu.Sonunda ,toprak rantçıların eline geçer . Kesinlikle ,ürününe alım garantisi ,hak ettiğ i değer verimeli.Çiftçilik,genç kuşaklara özendirilmeli.Köylünün yaşam kaltesi yükseltilmeli .

Yorumu oyla      1      0  
Salih Nalcı 10 Nisan 2021 Cumartesi 14:50

Bir meslek odası düşünün 1 kere gelmemiş, 1 kere sorunu şu şekilde çözeriz dememiş. Ne demiş peki? Sadece dava açmakla tehdit etmiş bölge halkını. Tarım vasfının bittiğini sırf ideolojik sebeplerle karşı çıkmak, sonrada hak ve hukuktan gerçekten bahsetmeleri çok saçma. İnciraltı tarım arazisi değildir ama maalesef bugün mangal ve nargile bahçesi olmuştur. Biran evvel planlanlanmalı ve izmire kazandırılmalıdır.

Yorumu oyla      3      1  
10 Nisan 2021 Cumartesi 11:26

Bugün burası, yarın diğer ovalardaki kişiler de bizim neyimiz eksik diyecek. Umut veren de çıkınca tarım arazileri bir bir yok oluyorlar. TV'lerde kamu spotu yayınlanıyor ama burada tam tersi yapılıyor. Günümüzde buradan daha kötü yerlerde bile tarım yapılıyor. Susuz tarım yaygınlaşıyor.

Yorumu oyla      3      2  
Alican 10 Nisan 2021 Cumartesi 10:03

AKP demek rant beton demek

Yorumu oyla      3      3  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Emeklilerin bayram ikramiyesi için tarih belli oldu
13 milyon emekliye 1.000 TL tutarındaki bayram ikramiyesi mayıs ayının ...
İhsan Özbelge ÖZDURAN sordu... EBSO Meclis Başkanı Salih ESEN yanıtladı... İflah olmaz bir yatırımcı!
İhsan Özbelge ÖZDURAN sordu... EBSO Meclis Başkanı Salih ESEN yanıtladı... ...
Akaryakıtta tavan fiyatlar yükseltildi
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), bugünden geçerli olmak üzere ...
 
İzmir'de sıkı denetim: 3 ayda 1 milyon ceza!
İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen, yılın ilk çeyreğinde gıda ...
MB anketi: Yıl sonu dolar tahmini yükseldi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından reel ve finans sektöründen ...
Servisçilerden Soyer’e ‘S Plaka’ çağrısı: Yeni bir ihaleden vazgeçilmeli!
İzmir'de yeni S plakalı araca ihtiyaç olmadığı görüşünü tekrarlayan İzmir ...
 
İzmir ormanlarında büyük tehlike!
İzmir'deki çam kese böcekleri binlerce dönüm alan üzerindeki çam ağaçlarını ...
Çiftçi örgütlerinden hobi bahçesi tepkisi: Yıkın geçin!
Ağır cezalara rağmen önüne geçilemeyen hobi bahçesi uygulamasına tepki ...
TBB, TLREF çalışmalarının sürdürüldüğünü duyurdu
Türkiye Bankalar Birliği (TBB), uluslararası standartlarla uyumlu olarak ...
 
Tayfun MARO
Tayfun MARO
İnsan meselesini kendisi dile getirmeli
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Adalet!
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Anneler Günü ve bayramın acı yüzü
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Ruh halimiz duman
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Turist gelir mi gelmez mi?
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Üzümün seyri
Çağdaş ÖZGÜN
Çağdaş ÖZGÜN
Sinemasal başyapıtların nedeni öncelikli olarak dramatik başyapıt olmaları mıdır?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Bırakın bu sözde fenomenlerin peşini
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Dikkat! Turist çıkabilir!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Hoş gör sen…
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva