Hava oldukça soğuk. Stada ilerlerken geçtiğim sokaklar tenha.
Göztepe seyircisi açısından şaşırsam da maça gelen seyirci sayısı, azımsanmayacak kadar fazla.
Kemal Kılıç, takımın başına dönmüş.
Bir kez daha kendisine 'geçmiş olsun' diyorum.
Maça her iki takım da tutuk başladı.
Göztepe, tedirgin ve ürkek.
Savunmadan çıkışlar gelişigüzel, dan dun...
Bir türlü pas yaparak savunmadan hücum başlatılamıyor.
Savunma ve iki ön liberonun hücum özellikleri yok.
Savunma yapıp hücumu düşünmüyorlar.
Geriye kalan dört oyuncu da hücum oynuyorlar ve onlar da savunmaya yardım etmiyorlar.
Baktığınızda takım sahada ikiye bölünmüş gibi.
Hücumu düşünmeyen savunmacı 6 kişi ve savunmayı düşünmeyen hücumcu 4 oyuncu.
Bu iki grup arasında sahada bütünlük sağlanamıyor.
Göztepe de iki bek neredeyse hücuma çıkıp etkili tek orta bile yapamadı.
İki ön libero da hücuma destek vermekte zorlandı.
Theo, içlerinde en çok çaba harcayandı.
Bu takımın asıl sorunu beşli orta saha oynamasına rağmen iki ön libero ile önlerinde oynayan üç oyuncunun orta alan bloğunu oluşturduklarını gösteremiyorlar ve bu bütünlük içinde hareket etmiyorlar.
Savunmadan pasla çıkıp orta alanda iyi hazırlık yapamadıkları için rakip kalede organizasyon yapıp gol pozisyonuna giremiyorlar.
Herkes transfere odaklanmış durumda.
Ama umarım devre arasında çok sayıda transfer yapılmaz.
Çözüm çok sayıda transferde değil.
Önemli olan, etkili transfer yapmaktır.
İsyan marşı kulaklarımızı çınlatıyor.
Göztepe taraftarıyla, camiasıyla güzel şeyleri hak ediyor.
Ama bu takımla camianın hak ettiğini alması mümkün değil.