Güncel

Gökbey krizinde yeni gelişme... Kamu görevlilerine soruşturma!

Urla’daki Demircili Koyu’nda karaya oturan “Gökbey” isimli geminin bir an önce kaldırılarak Aliağa’daki lisanslı tesislere gönderilmesi ve benzer girişimlerin son bulması talebiyle başlatılan eylemler sürüyor. Eylemde açıklamalarda bulunan Urla AKKOY Derneği'nden Mine Ergen, Kaymakam ile yaptıkları görüşmede idari, hukuki soruşturma ve kovuşturmaların başlatıldığını öğrendiklerini dile getirdi.

Abone Ol

Metehan UD/ EGEDESONSÖZ – Urla’ya bağlı Demircili Koyu’nda karaya oturan “Gökbey” isimli geminin kaldırılması talebiyle başlatılan eylemler büyüyor.

Urla, Çeşme ve çevre köylerdeki çevre örgütleri, hurda geminin bir an önce bölgeden çıkarılması, Aliağa’daki lisanslı gemi söküm tesislerine gönderilmesi ve benzer girişimlerin tekrar etmemesi için harekete geçti.

Bu kapsamda, gemi enkazı tamamen kaldırılana kadar her pazar günü saat 13.00’te Demircili Koyu’nda düzenli protesto eylemleri yapılıyor.

Açıklamada, Demircili’nin aynı zamanda İon Antik Kenti’nin antik limanı niteliğini taşıdığı hatırlatılarak, yapılmak istenen faaliyetin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na aykırı olduğu vurgulandı.

Çevre örgütleri, “Demircili yalnız değildir. Kıyılarımız, doğamız ve geleceğimiz için mücadelemiz büyüyerek devam edecektir” mesajıyla eylemlerin süreceğini bildirdi.

Eylemde konuşan Urla AKKOY Derneği'nden Mine Ergen son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

Ergen açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Gördüğünüz üzere işte basın geldiğinde mutlaka haberdar edilerek bulunuyoruz. Bu gemiyi bekledik. Biz geçen haftaki toplantıda ortak karar almıştık, Kaymakam'ı ziyaret edelim diye. Aranızdan seçtiğiniz altı kişiyle beraber, ben de aralarındaydım, Kaymakam'ı ziyaret ettik.

Derdimizi söyledik. Yani burası birinci derece arkeolojik sit alanı, koruma altında, doğal sit alanı... Türkiye'nin en temiz koylarından biri ve gemi burada beklerken çözünmeye başladı. Suat Hocam burada bize daha önce anlatmıştı geminin burada kalmasının —hiçbir şey yapılmasa bile— ne kadar tehlikeli olabileceğini.

Geminin buradan gitmesinden başka bir yol görmediğimizi, kabul etmeyeceğimizi anlattık. O da tavrını, hatta Vali adına da söyledi; 'Biz de karşıyız, bu gemi buradan gidecek' dedi.

Yeni bir haber bizim için yeniydi en azından; bu gemi biliyorsunuz göçmen kaçakçılığına karıştığı için el konulmuş, Yediemin'e teslim edilmiş. Ama mesela ben de bilmiyordum, yeni öğrendim; karada Yediemin'in otoparkları vardır ama denizde böyle bir şey olmadığı için Seferihisar Liman Başkanlığı'na teslim etmişler. Orada bir koyda tutuluyorken gemi, gizlice kaçırılmış.

Şimdi Liman Başkanlığı'nın sorumluluğu var, Yediemin'in sorumluluğu var, tabii ki Sahil Güvenlik'in sorumluluğu var. 'Onlara ne yapılacak?' diye sorduk. O da bize her türlü idari, hukuki soruşturma ve kovuşturmaların başlatıldığını, sürdüğünü söyledi.

31 Mart'ta o davayla ilgili, binaen açılmış davayla ilgili bir mahkeme varmış. Kaymakam onu bekliyor, hakimiyle de konuştuğunu söyledi. Hatta bu son duruşma olduğunu söyledi, yani kesin bir karara varılacak.

Fakat şeyi hatırlattık; yani bu gemi sahiplerinin gidip bir bilirkişi raporu alarak işte geminin buradan götürülemeyeceği, yerinde sökümünün daha rantabl olduğu vesaire gibi bir argümanla en azından temyize giderek bu süreci uzatabileceğini hatırlattık. 'O zaman ne yapılacak, bu gemi daha ne kadar burada kalacak bütün dava sonuçlanıncaya kadar mı?' diye. O zaman da dedi ki: 'Biz yediemini sıkıştırıyoruz, mutlaka onu oradan aldıracağız. Geldiği gibi gidecek' dedi.

Ama biz tabii bırakmıyoruz, takipçisiyiz. Eylemlerimizle ilgili de bize teşekkür etti, 'Bizim elimizi rahatlattınız en azından' dedi. Yani toplumsal bir karşılık bulununca biz daha rahat hareket ederiz dedi işte bakanlıklar nezdinde, yukarısıyla ilgili olarak falan. Biz de ona teşekkür ettik yani yanımızda durduğu için bu konuda.

Ama peşini bırakmayacağımızı, eylemlerimizin süreceğini söyledik. O da dedi ki; 'Yani şu saatten sonra yeterince işte ne diyelim, gürültü yaptık diyoruz ama yani bir şekilde duyuldu, bilindi. Bu saatten sonra artık kendi haline bırakılmaz, bu süreç takip edilecek ama onu sürdürüp sürdürmeme kararı size ait' dedi.

Bu şey, 31 Mart'taki mahkemeden sonra bilgi almak üzere tekrar kendisine ulaşacağız nasıl gidiyor diye. Dolayısıyla biz buradayız. Halkın gücünün, iradesinin karşısında kimse duramaz. Devletin halk için olduğunu sürekli hatırlatarak, inatla bu direnişi sürdürürsek eninde sonunda bizim dediğimiz olacak ve bu gemi buradan gidecek diye inanıyoruz. Hepinize çok teşekkürler."

ŞEBNEM BURSALI’YA: NEYİN TAKİPÇİSİSİNİZ?
Eylemde konuşan Çeşme Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Güler de “Burada aynı zamanda çok büyük bir kent suçu işleniyor. Devletin malı olan bir gemiyi alıyorsun, buraya getiriyorsun ve parçalamaya başlıyorsun. Düşünün; bir devletin malına zarar verseniz, kaç yıl hapis yatarsınız? Bunu yapanların da önce tutuklanması gerekir. Devletin elindeki bir gemiyi alıp buraya getiriyor ve parçalıyorsunuz. Bu çok büyük bir suçtur. Avrupa’da olsa bu kişiler şu anda hapiste olurdu. Şimdi bu geminin sahipleri çıkıp açıklamalar yapıyor. ‘Bize 2 milyon 600 bin lira ceza kestiler’ diyorlar. 2 milyon 600 bin lira nedir ki? Verilen zararın yanında hiçbir şey. Bunun karşılığı 10 yıl, 20 yıl hapis olmalı. Ama bu ülkede adalet olmadığı için hâlâ konuşabiliyorlar. ‘Bilirkişiye gidecek’ gibi açıklamalar yapıyorlar. Sonra Şebnem Bursalı gibi isimler buraya geliyor ve açıklamalar yapıyor. Neyin takipçisisiniz? Bu gemi işlerini en iyi siz biliyorsunuz” ifadelerini kullandı.