EGEDESONSÖZ- İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız ile Gazeteci Fatih Yapar, SonSöz TV yayınında ülke ve kent gündemine ilişkin konuları yorumladı.
Programda İZBETON A.Ş. aracılığıyla kentsel dönüşüm kapsamında yürütülen kooperatiflerde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla gerçekleştirilen operasyon ile ilgili hazırlanan MASAK raporu ele alındı.

KOOPERATİF ÜYELERİNDEN 8-10 MİLYON TL PARA İSTENMEYE BAŞLANDI
Gazeteci Fatih Yapar, MASAK raporu ile ilgili yaptığı değerlendirmede, “raporda kooperatifler, geçmiş dönemdeki kooperatif sürecindeki işler, vatandaşlardan toplanan paralar, hesap hareketlilikleri gibi konular var. Büyükşehir, kentsel dönüşüm projesi işini İZBETON üzerinden yapıyordu. Cemil Tugay, başkan seçildikten sonra bu işleri Ege Şehir şirketine devretti. İnsanlar daha fazla mağdur olamaması adına hızlı biçimde ihalelere çıkılıyor. Büyükşehir bu anlamda işi durdurmuş değil. İşlerin kaça mal olacağı, vatandaşın cebinden ne kadar para çıkacağı belli. Bu işle ilgili vatandaşlardan 8 ila 10 milyon TL paralar istenmeye başlanmış. 1-2 milyon TL’ye ev sahibi olacakken 8-10 milyon TL daha para verecekler. Tugay, bu parayı ödeyemeyenlerin değeri karşılığında hisselerin belediyeye devredileceğini açıklamıştı” dedi.
MASAK RAPORUNDAN SOYER TEMİZ ÇIKTI
MASAK raporunda en önemli noktanın İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem başkanı Tunç Soyer ile ilgili harcamalar olduğunu belirterek “Bana göre MASAK raporunun en dikkat çekici olan bölümü operasyonun en başından beri içeride kalan, operasyonun albeniye dönüşmesindeki sebeplerden birisi olan Tunç Soyer’in durumu… MASAK raporları Soyer’in bu süreçle ilgili ne şahsı, ne yakını, ne akrabası, ne üçüncü-dördüncü derece hısmı bulunmuyor. Para giriş çıkışı maaşlardan ibaret. Bir tek 30 milyon TL’lik bir rakam var. 2021’de bir para çıkışı görünüyor. O rakamı avukatlarına sordu. Büyükşehirin çektiği bir kredi var, şahsi kefalet vermiş kendisi. O para da kendisinden çıkmış gibi görünüyor, kredi kullanımından kaynaklı çıkış olarak görünüyor. Hesap trafiğinde geri kalan şahsi borçlar ve krediler var. Soyer açısından durum böyle” ifadelerini kullandı.
BU RAPOR 1 TEMMUZ TARİHİNDE CEPTE OLMALIYDI
Ümit Yaldız yaptığı değerlendirmede ise şunu söyledi:
“Raporu bir parça bende inceledim. 2020-2024 yılları arasında yapılan işlemler var. 1 Temmuz 2025’te gözaltı ve tutuklamaların olduğu bir operasyon oldu. Birinci operasyonu ana dava olarak tanımlarsak ne kadar hazırlıksız ve yanlış başlatıldığını bu MASAK raporu ortaya koyuyor. Raporun, başsavcılığın 1 Temmuz’dan önce cebine koymuş olması gerekirdi. Elde bir MASAK raporunun olması gerekirmiş.
Birinci operasyonun ilk iddianamesi çıktıktan sonra dedik ki, Soyer’in burada ne işi var? Barış Karcı’nın ne işi var? MASAK raporunda Barış Karcı’nın üzerinde bir evin yüzde 50 hissesi dışında bir şey yok. Soyer’in de bir şeysi yok. Hatta bu MASAK raporlarına bakarak Heval Savaş Kaya’nın da kooperatiflerle para giriş çıkışı yok. Varsa varsa kooperatiflerin iç trafiğinde, harcamalarında, ihalelerde vardır. Bakıldığında kooperatif yöneticileri dışarıda, büyükşehir belediye başkanı ve genel sekreter neden içeride dedim. Bu soruyu haklı noktada sorduğumu düşündüm.

ASLANOĞLU’NUN İL BAŞKANI OLMASI HATAYDI
O dönem serbest bırakılan Hüseyin Cengiz’in hareketleri var. Serdar Deniz yurtdışına çıkıp gelmişti, neredeyse sülalesinin kurduğu şirketlerle kooperatifler iş yapmış. İl başkanı Şenol Aslanoğlu ile ilgili hata da kooperatif başkanının il başkanı yapılmasıydı. Kooperatif başkanı olduğum için buradayım demişti. Bunun da hatalı bir karar olduğu görünüyor. MASAK nasıl çalışıyor, önce şunları bir alalım. Nasılsa bir şey yapmışlardır falan deniyor. Yine kooperatifte yer alan bir ismin Ankara il başkanının olması da sürece müdahaleyi etki etmiş olabilir”
TAŞERON ŞİRKETLERE DE KOOPERATİFLERE DE KAYYUM ATANABİLİR, YENİ OPERASYONLAR OLABİLİR
MASAK Raporu’nun detaylarından bahseden Gazeteci Fatih Yapar, “Başsavcılık, acil ivedi kodlu yazı yazarak MASAK raporu hazırladı. Raporun hazırlanması iki ayı buldu. Ardından başsavcılık aklı selim biçimde bakıp değerlendirme yapacaktır. Yürüyen soruşturmalar da devam ediyor. Başsavcılık, MASAK raporunu teknik bilirkişi raporlarını, Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nü raporlarını değerlendirip yeniden çalışacaklar. Bir değerlendirme yapacak olursak; MASAK raporu sonrası yeni operasyonlar olabilir. MASAK Raporu’nda 660 milyon TL ve bir villa suçtan elde edilen gelir olarak belirlenmiş durumda… MASAK Raporu’nun arka planında suçtan elde elden gelir müsadere altına alınır, el konur diyor. Kooperatiflerin, taşeronların isimlerini vermiş. Başsavcılık talebi ile mahkeme ana taşeron firmalara, firma sahiplerinin 2022-2024 yılları arasında elde ettiği menkul ve gayrimenkullere el koyma önerisi var. Bu da gerçekleşebilir. MASAK raporuna göre ana firmalara kayyum atanabilir, müsaade altına alınabilir, mal varlıklarına el konabilir. Şirket sahiplerinin mal varlıklarına el konabilir. Yine bu iş zorlama haline gelirse kooperatiflerin tamamına kayyum atanabilir. MASAK raporunda açık biçimde ifade ediliyor, hukukçular da böyle değerlendiriyor. İzmir’de CHP’nin anlattığı kooperatif modeli ile ortaya çıkan Sınırlı Sorumlu İş Dünyası, Sınırlı Sorumlu İş İnsanları, Sınır Sorumlu İş Alemi gibi isimlerle faaliyetini sürdüren kooperatiflere başsavcılık tarafından kayyum atanmasının önü açılmış durumda… Bırakın şirketleri, kooperatiflere de kayyum gelebilir. MASAK yorum yapmaz, bankadaki verileri değerlendirir. Analiz yapıyor, sigorta, banka, kişinin mal varlıkları, ekonomik geliri, bankalardan çektiği miktarlar değerlendirilip şirketin paraları ortaya konur. İddia makamı değil MASAK. MASAK raporu, herkesin anlayabileceği verilerle dolu. Bunun üzerine mutlaka başsavcılık bir çalışma yapacaktır. Baştan yapılması gereken yani 1 Temmuz operasyonu sürecinde yapılması gereken sonda yapıldı. Bundan daha üst rapor yok. Burada her şey netleşmiş durumda. Yargı tutuklanması gerekenlerle ilgili işlem yapacak ama tutuklu olanlarla ilgili de işlem yapması gerekiyor” şeklinde konuştu.
CHP’LİLERİN BU İŞE BULAŞTIRILMIŞ OLMASI, HER ŞEY YASAL OLSA DA ETİK AÇIDAN SORUN ÇIKARIYOR
MASAK raporunu da yorumlayan Yaldız, “Temmuz operasyonunda olması gereken rapor 1 yıl sonra geldi. 660 milyon TL kayıt dışı gelirden bahsedilmiş. Kooperatiflerde dönen para bunun 10 katı. 600 milyon TL suç geliri denilmiş. Belki rakam 600 değil 300 olacak yada yükselecek. Mahkeme yeniden soruşturacak ve karar verecek. Asıl fotoğrafı netleştiren kooperatiflerde kurulan network. Burada kooperatif yöneticileri var, onlarla birincil, ikincil derecede kişisel ilişkide olanlar var. Çalışanlar adına şirketler kurulmuş, yönetim kuruluna geri döndürülen paralar var, kooperatif kanununa aykırı ticari faaliyetler var. CHP’li yönetimin desteklediği kentsel dönüşüm kooperatiflerini didik didik etmişler. Çıkan fotoğrafta CHP’lilerin, kooperatifte yer alan kişilerin beceriksiz oldukları, ahbap çavuş ilişkisi olduğu anlaşılıyor. Sigortayı Ahmet kessin, betonu Mehmet versin. Şunun kaynanasına bu para. Yer teslimi olmayan yere 2023’te 90 milyon TL kaparo göndermek iyi niyetli değil gibi geliyor bana. Şirketlerin kuruluş tarihleri ortada. Taşeronların ve alt taşeronların, danışman şirketlerinin kuruluş tarihleri ortada. Kooperatifler kurulmuş, ardından şirketler kurulmuş algısı yaratılıyor. Geçtiğimiz yıl şunu da dedik, CHP’lilerin bu işe bulaştırılmış olması, her şey yasal olsa da etik açıdan sorun çıkarıyor. Ankara il başkanının, İzmir milletvekilinin, İzmir il başkanının, milletvekilinin kardeşinin bu kadar kooperatiflerde taşeron, yönetici, fatura kesen olarak gösterilmesi ‘CHP’liler buraya üşüşmüş, bir şeyler yapmışlar’ algısını güçlendiriyor. Gerek var mıydı? Bu işleri yapacak gerçek profesyoneller bulunamaz mıydı? Kooperatif bir dernek gibi algılanabilir. Kurulduğu andan itibaren mevzuatta kamu kuruluşu olarak sayılıyor. Kooperatif kamu kurumu ve kamu kurumunu kötüye kullanmak olarak geçiyor” dedi.
CHP’LİLER ELLERİNE, YÜZLERİNE BULAŞTIRDI
Yaldız şunları söyledi:
“Soyer’in profesyonel belediye başkanı olarak çok iyi niyetle kentsel dönüşümü hızlandırmak, müteahhit karını ortadan kaldırmak, minimum maliyetle İzmir’i depreme hazırlamak gibi konular üzerinden yola çıkardığı kooperatif sistemini CHP’liler eline yüzüne bulaştırmışlar. Rakip cephenin eline inanılmaz kozlar verildi. Kooperatif parası ile Çeşme’den yazlık almalar, 90 milyon TL’yi ortadan yok etmeler, paraları nakit çekmeler, çalışanlara şirket kurdurmalar, kooperatiflerle şirketler arasındaki trafik izah edilemez. Soyer’in bu süreçte kendisinin, ailesinin, herhangi bir yakınının, Soyer’e yakın siyasi kadrosunun MASAK’ta izi yok. Bir lira parası yok. Soyer bana göre bu sürecin mağdurların biri. Bu MASAK Raporu’na bakarsak Heval Savaş Kaya da mağdur. Ana davada bilirkişi, bilirkişilikten çekildi. Çünkü bu dava boş dediler. İtirafçı da yok. Soyer benden para istedi yok. Bu yoksa Soyer’in yargı tarafından içeride tutulmaması gerekiyor”

MASAK RAPORUNA GÖRE, TUNÇ SOYER’İN TUTUKLU KALMASI İLE İLGİLİ HUKUKİ DEĞİL
Tunç Soyer’in tutukluluğunu değerlendiren Yapar, “Soyer’in takip edeceği yer ve durumlar var. Bir yere kadar. Meclis kararı alıp kooperatif süreci İZBETON’a bırakıyor. İZBETON, kurulan kooperatiflere bu işi veriyor. Sonrasında kendisinin tanıdığı olması lazım, şirketlerde tanıdığının olması lazım. Sonrasını tanıyamaz. İZBETON’dan kooperatiflere yetki gidince kooperatiflerin kimler tarafından kurulduğundan dahi başkanın haberi yok. Anca senin benim kadar tanır. Örnek vereyim, x kooperatifi, 60 milyon TL’yi bir tane taşerona yollamış. Taşerondan sonra başka firmaya gidiyor. Firmanın yetkilisi bir hanımefendi. Gelen para toplam 90 milyon TL. Bunu parça parça kayınvalidesine göndermiş. Kayınvalidenin durumuna bakmışlar. Hiçbir yerde sigorta kaydı ve çalışmışlığı yok. Ama kayınvalidenin iki yıl için hesabında dönen para 430 milyon TL. Kayınvalide-gelin ilişkisi farklı. Soyer, kayınvalide-gelin ilişkiden sorumlu olabilir mi? Nasıl takip edecek? Kimin kime para gönderdiği belli olmayan bir durum. Tunç Soyer bunu takip edemez. MASAK raporuna göre, Tunç Soyer’in tutuklu kalması ile ilgili hukuki değil. Bundan sonra her yattığı gün de siyasi olur.” şeklinde konuştu.
SOYER BURADA MAĞDURLARDAN BİRİ VE KANDIRILMIŞ
Ümit Yaldız ise “Soyer son olarak zimmete yardımdan tutuklandı. Nasıl yardım edebilmiş olabilir? Kooperatif modelini getirerek yardım etmiş sayılabilir mi? Kooperatif modeli dünyadaki en geçerli modeldir. Ama modeli çalıştıran yamuk olursa modelin suçu mudur, modeli getirenin mi suçudur? Ortada kayınvalideye aktarılan 400 milyon TL var. Mesela, Ahmet Terlemez diye bir adam kooperatiften aldığı parayı bankadan nakit olarak çekmiş. Ortada yok. Paranın iadesi ile ilgili bir durum raporda görünmüyor. 2023’ün 90 milyon TL’si. 10 milyon TL’ye yazlık alınmış falan. Somut işler var. Bunlar somut tutuklama, gözaltı sebebidir. Tüm bunlar varken mesela 6 ay içeride kaldı Barış Karcı. Niye kaldı, işin neresinde? Soyer işin hiçbir yerinde görünmüyor. Büyükşehir’in tonla işi varken belediyenin anlaştığı kooperatifin kumu, çakılı, demiri kimden aldığını takip edebilir mi? Bu konuyla ilgili Soyer bizi kooperatif yöneticisi yaptı, onun sayesinde taşeron firma olduk, ona da para götürdük diyen bir itirafçı yok. ‘Soyer neden içeride?’ sorusunun yanıtını hukuken bulamıyoruz. Siyaseten de bulamıyoruz. Kabaca, Soyer burada mağdurlardan biri ve kandırılmış. İşler iyi gidiyor fotoğrafının altında bir şeyler olmuş ve Soyer’in haberi olmamış görünüyor. Bu ülkede kandırılmak sadece bir kişiye mi mahsus, başka yöneticiler de kandırılamaz mı?” şeklinde konuştu.

DENİZ YÜCEL’İN AÇIKLAMASI SAĞLIKLI DEĞİL
Yapar, sürecin içerisinden CHP PM üyesi ve Milletvekili Deniz Yücel’in eşinin sigorta şirketi ile ilgili yapılan alışverişin de çıktığını belirterek “Raporun geri kalanında spesifik işler var. Aslanoğlu’nun eşine gönderilen para var. Onun villaya dönüşmesi işi, kooperatif yöneticisi olan kişilerin kooperatiflerden sanki babasının oğluna gönderir gibi şahsi şirketlere para gönderilmesi örnekleri var. Yeni yeni isimler de çıkıyor. CHP Milletvekili Deniz Yücel bu süreçte dikkat çeken bir isim oldu. Kendisi parti sözcülüğü yapmış bir insan ve PM üyesi… Kooperatiflerin içinde eşi üzerinden kooperatiflerin sigortalarını yaparak yaklaşık 3 milyon TL’nin üzerinden bir para alınması durumu var. Biz kimseyi yargılamıyoru. Bir de Yücel’in “benim haberim yoktu” meselesi var” dedi.
Ümit Yaldız ise “haberim yoktu demek işi büyütür. Eşi uzun yıllardır sigortacılık sektöründe olabilir. Fatura da kesebilir, iş de yapabilir. ‘Ben bilmiyorum’ demek haber değerini çarpı 10 haline getirmiştir. Uzun yıllar il başkanlığı yaptınız, CHP’nin birinci parti çıktığı seçimden sonra parti sözcülüğü yaptınız. Bu açıklamalar çok sağlıklı değil. Ciddi bir iletişimsel hata yaptı Yücel…” ifadelerini kullandı.





