Önce hikayeyi anlatalım.
Köylü anbarına zarar veren fareyi bir türlü yakalayamıyormuş. Fare deliğe girdiğinde köylü eline bir sopa almış. Delikte bulunan fareye seslenmiş. Demişki delikten çıkar bir adım ilerlersen sana bir yıllık yiyecek vereceğim. Yan gelir yatarsın. Fare düşünmüş: mesafe kısa ama bir yıllık yiyecek veriyor. Olmaz demiş bu işte bir iş var.
Bizim Anaya paketini düşününce ben hep o fare gibi düşünmeye başlıyorum.
Paketin 17 maddesi bir yıllık yiyecek, yüksek yargı ile ilgili maddeleri ise köylünün elindeki sopa gibi geliyor. O zaman korkuyorum. 17 maddeye güvenirde evetçilerin sözüne bakarsam sopayı kafama yeme ihtimalim var.
Hayır diyorum o zaman.
Bakıyorum yolsuzluklar, hırsızlıklar, ihale komisyonları, dokunulmazlıklar. Paket çözüm getiriyor mu?Hayır.
Hayır diyorum o zaman.
En küçük bir dava iki yıldan aşağıya bitmiyor. Hele ceza davaları, ticari davalar altı yıl yedi yıl sürüyor. Paket buna çözüm getiriyor mu?Hayır.
Hayır diyorum o zaman.
Seçimlerde birinci parti aldığı oyun çok üzerinde milletvekili çıkarıyor. Azınlık oyları meclise yansımıyor. Barajın kaldırılması veya düşürülmesi çözüm getirecek, daha demokratik sonuçlar elde edilecek. Çözüm getiriyor mu?Hayır.
Hayır diyorum o zaman.
Binlerce genç işsiz. İşi olanlar asgari ücretin altında eziliyor. Çözüm?Yok.
Hayır diyorum o zaman.
İnsanlar telefon kullanamaz oldu. Resmi olmayan eller dinliyorlar. Şantajlar yapılıyor. İntiharlar oluyor. Korku memleketi olduk. Buna bir çözüm?Hayır.
Hayır diyorum o zaman.
Özel mahkemeler eliyle muhalifler tutuklanıyor, zulmediliyor. Adil yargılanma hakları ellerinden alınmış durumda. Aileleri ile birlikte perişan haldeler. Buna bir çözüm getiriyor mu?Hayır aksine daha tehlikeli hale getiriliyor.
O Zaman hayır diyorum.
12 Eylülcüleri yargılayacağız diyorlar. Biliyorum ki yargılanamaz.
Hayır diyorum o zaman
Hayır diyorum o zaman
Arıyorum, tarıyorum evet demek için bir neden bulamıyorum.
Hayır diyorum o zaman’…