Silivri'de beş yılı aşkın bir süredir devam eden ' Ergenekon Terör Örgütü' davasının ilk safhası tamamlandı. Verilen cezanın bir kısmı hayrete mucip oldu. Ama dava süreci devam ediyor. Dava Yargıtay da daha sonra da Anayasa Mahkemesi'nde görülecek. Davaların çoğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürülecek. Davada verilen bireysel cezalara bir şey söylemek, fikir beyan etmek mümkün değil.

Ben kendimi bildim bileli yıllardır yargı süreçlerinin uzun olduğunu söyleyip durdum. Ama Silivri davası oldukça kısa zamanda bitirildi. O yönü ile hakimleri tebrik ederim. Yargılamada tutukluluk sürelerinin uzun olması tenkit edilen bir nokta. Ben yargılama başladığında, İlker BAŞBUĞ'nun mutlaka ceza alacağını düşündüm. Koca Genel Kurmay Başkanı televizyonların karşısında bütün izleyenlere Dursun ÇİÇEK imzalı (ıslak imzalı) belge için kağıt parçası, lav silahlarına da soba borusu demişti. Çok kınamıştım. Sözde bir albayını koruyor , sözde lav silahlarını da işe yaramaz gösteriyordu. Devletin bu istisnai kadrosunda bulunmuş bir kişi böyle hilafı hakikat beyanda bulunamazdı.

Davalarda ceza alacağını düşündüğüm eski YÖK Başkanı Prof Dr. Kemal Gürüz idi. 28 Şubat azgınlığından sonra, YÖK yönetiminde bulunan emekli generalin güdümüne girmiş, bir düzine doçentlik mülakatına giren muhafazakar doçent adaylarının jürilerine tesir ederek jüri üzerinde baskı kurarak onların doçent olmalarını önlemişti. İdaresizliği dolayısıyla da YÖK'te birçok suiistimaller yapılmış(bu konuda meclis araştırma komisyon raporları oluşturulmuş ama Kemal Gürüz YÖK genel kurulundan 'soruşturmaya mahal yoktur' kararı ile kurtulmuş.
TBMM üyelerince hazırlanan raporda mecliste okunmayarak tozlu raflara terk edilmişti).
Ama o dönemlerde bunlardan sorumlu tutulamamıştı. Hani bizde bir deyim vardır 'Keser döner sap döner, yanlış hesap Bağdat'tan döner' misali, bugün bu arkadaşımız 13 yıl 11 aya mahkûm oldu. 12 çocuğun (bilim adamının) kadrine uğramış olmasına rağmen temennim Yargıtay'da olmaz ise anayasa mahkemesinde orada olmaz ise İnsan Haklarında aklansınlar.