EGEDESONSÖZ- Yaya Derneği, 10–16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, erişilebilirliğin bir ayrıcalık değil temel insan hakkı olduğunu vurgulayarak başta İzmir olmak üzere Türkiye genelindeki kentlerde süren sorunlara dikkat çekti.
Dernek açıklamasında, yasal düzenlemelere ve verilen sözlere rağmen engelli bireylerin kamusal yaşama eşit, güvenli ve bağımsız katılımının hâlâ sağlanamadığı belirtildi. Kaldırımların işgal altında olması, düzensiz araç parkları, rampalara erişim sorunları ve görme engelliler için hissedilebilir yüzeylerin kesintiye uğramasının günlük yaşamı zorlaştırdığı ifade edildi.

Yaya Derneği tarafından yapılan açıklama şu şekilde;
“Yaya haklarını savunan bir sivil toplum örgütü olarak Yaya Derneği, 10–16 Mayıs Engelliler Haftası vesilesiyle; başta İzmir olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinde yıllardır devam eden erişilebilirlik sorunlarını bir kez daha kamuoyunun ve yetkililerin dikkatine sunuyoruz.
Engelli bireylerin hak mücadelesinin paydaşı olan bir dernek olarak biliyoruz ki; erişilebilirlik yalnızca teknik bir düzenleme değil, temel bir insan hakkıdır. Ancak aradan geçen onca zamana, yapılan yasal düzenlemelere ve verilen sözlere rağmen; engelli bireylerin kamusal yaşama eşit, güvenli ve bağımsız katılımı hâlâ sağlanamamıştır.
Yerelde İzmir’de, genelde ise Türkiye genelinde kaldırımlar, yollar, toplu taşıma araçları, üst geçitler, yürüyen merdivenler ve asansörlerle ilgili sorunlar günlük yaşamı zorlaştırmaya devam etmektedir.
Bugün İzmir’in birçok ilçesinde olduğu gibi Türkiye’nin farklı kentlerinde de kaldırımlar ya işgal altında ya da erişilebilirlik standartlarından uzaktır. Kafe ve işletmelerin yaydığı işgaller, düzensiz araç parkları ve denetimsizlik nedeniyle kaldırımlar yayalara, özellikle de engelli bireylere kapatılmaktadır. Görme engelliler için hissedilebilir yüzeylerin kesintiye uğraması, tekerlekli sandalye kullanıcılarının rampalara erişememesi ve yurttaşların güvenli şekilde hareket edememesi artık sıradan hale gelmiştir.
Sorun yalnızca kaldırımlarla sınırlı değildir. Toplu taşıma sistemleri de erişilebilirlik açısından ciddi eksiklikler taşımaktadır. Otobüs duraklarının fiziksel koşulları, çalışmayan ya da yetersiz rampalar, sesli ve görsel bilgilendirme sistemlerinin eksikliği, metro ve istasyon asansörlerindeki arızalar engelli bireylerin bağımsız ulaşım hakkını doğrudan engellemektedir. İzmir’de de Türkiye’nin pek çok kentinde de toplu taşıma hizmetleri hâlâ herkes için eşit ve erişilebilir bir yapıya kavuşmuş değildir.
Öte yandan üst geçitlerdeki çalışmayan asansörler, arızalı yürüyen merdivenler ve bakımsız erişim sistemleri yalnızca engelli bireyleri değil; yaşlıları, çocukları, hamileleri ve tüm yurttaşları olumsuz etkilemektedir. Erişilebilirlik yalnızca belirli bir kesimin değil, toplumun tamamının ortak hakkıdır.
Yerel yönetimlerin bu konuda yeterli denetim ve uygulamaları hayata geçirmemesi önemli bir sorundur. Bunun yanında merkezi idarenin yalnızca denetleyici değil, aynı zamanda planlayıcı ve çözüm üretici bir sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir. Özellikle geçmişte uygulanan imar afları ve plansız kentleşme politikaları erişilebilirlik sorunlarını daha da derinleştirmiş, kentlerin sağlıklı ve erişilebilir biçimde gelişmesini olumsuz etkilemiştir.
Ayrıca erişilebilir kentlerin oluşturulması yalnızca belediyelerin ya da tek bir kamu kurumunun sorumluluğu değildir. Altyapı çalışmaları yürüten elektrik, doğalgaz, telekomünikasyon ve benzeri kurum ve kuruluşlar da kent yaşamının önemli paydaşlarıdır. Yol ve kaldırım düzenlemelerinde ortaya çıkan plansız uygulamalar, yetersiz denetimler ve koordinasyon eksiklikleri erişilebilirliği ciddi biçimde sekteye uğratmaktadır. Tüm yerel ve merkezi kurumları, kamu hizmeti sunan şirketleri ve ilgili kuruluşları koordinasyon içerisinde hareket etmeye ve bu sorunların çözümünde ortak sorumluluk almaya davet ediyoruz.
Öte yandan toplumun genel refah düzeyi ve kent kültürü de erişilebilirlik konusunda belirleyici unsurlardan biridir. Ekonomik ve sosyal sorunların yoğun yaşandığı bir ortamda hem yöneticilerin hem de bireylerin öncelikleri değişebilmekte, kamusal yaşam kalitesine dair konular geri planda kalabilmektedir. Oysa daha yaşanabilir ve medeni bir toplum düzeyine ulaşabilmenin yolu; kurallara uyan, kamusal alanı ortak yaşam kültürüyle koruyan ve birbirinin hakkına saygı gösteren bir toplumsal anlayışın güçlenmesinden geçmektedir.
Yaya Derneği olarak Engelliler Haftası’nın yalnızca temsili etkinliklerle geçirilmesini değil; somut adımların atıldığı, denetimlerin artırıldığı ve erişilebilir kent politikalarının hayata geçirildiği bir dönüm noktası olmasını istiyoruz.
Buradan başta yerel yönetimler olmak üzere tüm kamu kurumlarına çağrımızdır:
Kaldırım işgallerine karşı etkili ve sürekli denetimler yapılmalıdır.
Erişilebilirlik standartlarına uygun olmayan yollar, kaldırımlar ve kamusal alanlar hızla düzenlenmelidir.
Toplu taşıma araçları, duraklar, istasyonlar ve aktarma merkezleri erişilebilir hale getirilmelidir.
Üst geçit asansörleri ve yürüyen merdivenlerin düzenli bakım ve denetimi kesintisiz biçimde sağlanmalıdır.
Engelli bireylerin kent yaşamına eşit katılımını engelleyen tüm fiziki ve idari sorunlar kalıcı biçimde çözülmelidir.
Merkezi ve yerel kurumlar ile altyapı hizmeti sunan kuruluşlar arasında etkin koordinasyon sağlanmalıdır.
Caydırıcı yasal düzenlemeler ve yaptırımlar hayata geçirilmelidir.
Unutulmamalıdır ki erişilebilir bir kent; yalnızca engelli bireyler için değil, herkes için daha güvenli, daha eşit ve daha yaşanabilir bir kent demektir.




