Antalya'da ormanlık alanda yangın çıktı
Antalya'da ormanlık alanda yangın çıktı
İçeriği Görüntüle

İzmir’in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında Dorukhan Büyükışık’ın bir inşaat şantiyesinde yaşamını yitirmesine ilişkin yürütülen yargı sürecinde önemli bir gelişme yaşandı. Olayın ilk aşamada “intihar” olarak kayıtlara geçmesine karşın, soruşturma sürecinde cinayet şüphesinin güçlenmesi üzerine açılan davalarda dosyalar birleştirildi.

T24 yazarı Tolga Şardan’ın 'Büyüteç' isimli köşesinde aktardığı bilgilere göre, olay sonrası görev alan sekiz polis hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla hazırlanan iddianame kabul edildi. Ancak İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi, aldığı kararla bu dosyanın, İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve inşaat çalışanlarının “kasten öldürme” suçlamasıyla yargılandığı ana dava ile birleştirilmesine hükmetti.

Mahkeme, sanık polislerin olay tarihinde kamu görevlisi olarak olay yerinde bulunduğunu, delil toplama sürecinde savcılık talimatlarına uygun hareket edilmediğini ve bu durumun faillerin zamanında tespit edilmesini engellediğini değerlendirdi. Gerekçeli kararda, her iki dosyanın sanıklarının olay yerinde bulunması, birbirlerinin tanığı olmaları ve maddi olayın bütünlüğü dikkate alınarak dosyaların birlikte görülmesinin usul ekonomisi açısından daha sağlıklı olacağı belirtildi.

Birleştirme kararına sanık polislerin avukatları itiraz etti. Ancak itirazı inceleyen İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi, başvuruyu kesin olarak reddetti. Bu kararla birlikte sekiz polis, inşaat çalışanlarıyla birlikte cinayet davası kapsamında yargılanacak.

Köşe yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

Dorukhan Büyükışık cinayeti: Polislerin dosyası, cinayet davasıyla birleşti!

Sanık polislerle ilgili iddianame “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla hazırlandı. Ancak mahkeme, aldığı önemli bir kararla yargılama safhasını değiştirdi. Sanık sekiz polis, “cinayet davası” çerçevesinde inşaat çalışanlarıyla birlikte aynı davada yargılanacak!

İzmir Narlıdere’de 2018’de Dorukhan Büyükışık’ın inşaat şantiyesinde “katledilmesi” ile ilgili yargı sürecinde, yakın zamanda önemli bir gelişme yaşandı.

Büyüteç’in okurlarının yakından takip ettiği ve “intihar etti” denilen Dorukhan Büyükışık’ın gerçekte İzmir’in önde gelen firmalarından Tanyer İnşaat’a ait şantiyenin çalışanlarınca “öldürüldüğü”nün gün ışığına çıkması sonrasında arka arkaya davalar açılmaya başlandı.

Önce Ankara’da dosyada görev alan jandarma personeli yargılandı. Ardından yine olay sonrasında olay yerinde görev yapan polisler ile inşaatın sahibi Mehmet Münir Tanyer ile Mehmet Taylan Tanyer başta olmak üzere firma yöneticileriyle sıkı diyalog içinde olan yerel polis amir ve müdürleri hakkında iddianame hazırlandı.

Yerel polis amir ve müdürlerinin Tanyer Ailesi’yle çok yakın olmasının sebebi; cansız bedeni bulunan Dorukhan Büyükışık’ın öldürülmesine “intihar süsü” verilmesiydi kuşkusuz.

Cinayetin ortaya çıkmasının engellenmesi çerçevesinde her türlü usulsüzlüğün, vicdansızlığın ve yasa dışılığın yapılmasında rol alanların unuttuğu tek olgu; evladının cansız bedeni teslim edilen acılı bir baba ile annenin hukukun peşinde koşması ve biricik evlatlarının katillerini ortaya çıkarma azmiydi elbette.

Ülke şartlarında uzun zaman alsa da Büyükışık Ailesi, evlatlarının acısını bir kenara bırakıp başlattıkları bir dizi hukuki girişimle tam yedi yıl sonra sonuç almayı başardı.

Sanık polisler hakkındaki iddialar
Süreç içinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla kusurları bulunan sekiz polis için dava açtı.

Davanın kapsamı “görevi kötüye kullanmak”tı.

Polislerle ilgili hazırlanan iddianamede sanıklar hakkındaki suçlamalar şöyleydi:

* Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amiri olarak görev yapan Emniyet Müdürü İsmail Köksal: Cumhuriyet savcısı tarafından talimatlar verilmesine rağmen, olay yerindeki güvenlik kamera kayıtlarının tamamının izlenerek ve kayıt alınarak tutanak düzenletmediği ve ölen Dorukhan Büyükışık’ın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntülerinin olduğunu bildiği halde görüntü kayıtlarını aldırmayarak tahkikat dosyasına eklenmesini sağlamadığı,

* Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amirliği’nde komiser yardımcısı rütbesiyle 1. Grup Amiri olarak görev yapan Eski Komiser Yardımcısı Hüseyin Vurucu: Cumhuriyet savcısının olay yerindeki emri ve talimatları doğrultusunda, tahkikatın Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amirliği’ne verildiği halde, kendisinin de grup amiri olması nedeniyle talimatlar doğrultusunda yapılacak çalışmalardan, olay yerindeki güvenlik kamera kayıtlarının tamamının izlenmesi ve kayıt alınarak tutanak düzenlenmesini sağlamadığı ve ölen Dorukhan Büyükışık’ın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntüleri olduğunu ifadesinde beyan ettiği halde görüntü kayıtlarının alınarak tahkikat dosyasına eklenmesini sağlamadığı,

* Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliğ’inde 8235 kod no.lu ekipte ekip amir vekili olarak görev yapan Polis Memuru Halil Arslandağ: Ölen Dorukhan Büyükışık’ın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntülerinin olduğunu ekip amir vekili olarak bildiği halde görüntü kayıtları ile ilgili tutanak tanzim etmediği ve ettirmediği,

* Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği’nde 8235 kod no.lu ekipte polis memuru olarak görev yapan Polis Memuru Fikret Sarıaslan: Ölen Dorukhan Büyükışık’ın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntülerini izlediği, ancak görüntü kayıtları ile ilgili tutanak tanzim etmediği,

* İzmir Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü’nde Büro Amiri olarak görev yapan Komiser Atakan Kaçar ve aynı birimde grup amiri olarak görev yapan Komiser Deniz Aşıcı: Bilirkişi raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere ölen Dorukhan Büyükışık’a ait aracın iç ve dış incelemesi esnasında parmak izi ve biyolojik svap çalışması yapmadıkları ve ölen Dorukhan Büyükışık’ın yakınında bulunan iki adet sigara izmariti ve sigara paketini biyolojik inceleme yapılmak üzere muhafaza altına almadıkları,

* İzmir Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü’nde 4936 kod no.lu ekipte ekip amir vekili olarak görev yapan Emekli Polis Memuru Musa Erikçi ile aynı birimde polis Memuru olarak görev yapan Polis Memuru Duygu Öztürk Özkan: Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği’nin 17 Kasım 2021 tarihli yazı ekinde gönderilen Jandarma Parmak İzi İnceleme Şube Müdürlüğü ile Görüntü İnceleme Kısım Amirliği tarafından düzenlenen Uzmanlık Raporlarında yer alan; “üzerinde iz görülebilen DSC 7959 numaralı fotoğraf üzerinde yapılan iyileştirme sonucu yapılan incelemede, belirlenen biri parmak izi, ikisi avuç izi olmak üzere toplam 3 adet izin mukayeseye elverişli olmadığı” şeklindeki tespitlere göre çekimleri tekniğine uygun yakınlıkta ve açılardan yapmayarak gereken özen ve hassasiyeti göstermedikleri ve ölen Dorukhan Büyükışık’ın yakınında bulunan iki adet sigara izmariti ve sigara paketini biyolojik inceleme yapılmak üzere muhafaza altına almadıkları.

Sanık polisler, “kasten adam öldürmek” davasında yargılanacak
Belirttiğim gibi; sanık polislerle ilgili iddianame “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla hazırlandı.

İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte kovuşturma yani yargılama aşamasına geçildi.

İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi, geçen ekimde aldığı önemli bir kararla yargılama safhasını değiştirdi.

Mahkeme, yürütülen yargılamada yer alan sanık sekiz polisin, İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanan “cinayet davası” çerçevesinde inşaat çalışanlarıyla birlikte aynı davada yargılanmasına hükmetti.

Birleştirme kararı veren mahkeme, gerekçeli kararında olayın tüm safhalarını açık biçimde ortaya koydu.

“Uygun delil toplamayan kişiler” vurgusu
Yargılanan sanıkların olay tarihinde kamu görevlisi olup olay yerinde bulunduğu ve hakkında takipsizlik kararı verilen bazı şüphelilerin de olay yerinde olduğu ancak soruşturmaya dahil edilmedikleri belirten İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi, sanık polislerin talimatlara uygun delil toplamayarak faillerin zamanında tespit edilmesini engellediğini vurguladı.

Mahkeme kararında şu değerlendirmeyi yaptı:

“(…) İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada, sanıkların olay yerinde çalışan kişiler olduğu, her iki dosyanın sanıklarının olay tarihinde olay yerinde oldukları, kasten ölüme neden olma suçundan yargılamanın sanıklarının ölenin olduğu yere yakın yerde kaldıkları, her iki dosyanın sandıklarının birbirinin tanığı olduğu, olay mahallinin ve taraflarının belirli olduğu, kasten ölüm olduğu tespit edilmesi halinde ölüme neden olduğu iddia edilen kişiler ile talimatlara uygun delil toplamayarak faillerin zamanında tespit edilmesini sağlamayan kişilerin aynı dosyada yargılanmasının usül ekonomisi ve bekletici mesele yapma yönünden daha faydalı olacağı. (…)”

Mahkeme, her iki dosyanın ayrı ayrı yürütülmesi halinde yargılamanın uzayacağına dikkati çekti.

Sanık polislerin avukatları, yasal haklarını kullanıp birleştirme kararına itiraz etti. Ancak sonuç değişmedi.

İtirazı görüşen İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık avukatlarının taleplerini kesin olarak reddedecek kararı aldı.

Böylece; sanık sekiz polis, artık kasten adam öldürmek iddiasıyla yargılanan inşaat çalışanlarıyla birlikte hâkim önüne çıkacak.

Gelinen nokta, Dorukhan Büyükışık’ın katillerinin kesinleşmesi ve kasten adam öldürmek eyleminin somutlaşması açısından önemli.

Sanık polislerle ilgili iddianamede yer verilen iddiaları basit görev kusuru görmemek lazım.

Sürecin bütününe bakıldığında sanık polislerin, olayın cinayet yerine intihar olarak kayıtlara geçmesini sağlamak amacıyla çalıştıkları anlaşılıyor.

Ve ne yazık ki, sadece inşaat şantiyesi yakınında bulunmaktan başka hiçbir şanssızlığı olmayan bir gencin, “ortada hiçbir gerekçe yokken” yaşamdan koparılmasında, polis, jandarma, savcılık ve adli tıp kadrosundaki kamu görevlilerinin şantiye çalışanlarıyla birlikte hareket etmeleri vahim ötesi.

Söz konusu vahameti çözüp sis perdesini kaldıracak olanlar ise, namusuyla iş yapan kamu görevlileri olacak kuşkusuz.

Baba Büyükışık: Mücadeleye devam
Hafta sonunda hukuk savaşına devam eden Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’la yüzyüze görüşme olanağım oldu.

Israrla ve umutla evladının katillerini ortaya çıkarmak için adeta insan üstü çaba harcayan Baba Büyükışık, soruşturmalar ve kovuşturmalarda gelinen durumdan memnun. Ancak yeterli olmadığını ifade etti.

Oğlunun dosyasıyla ilgili şimdiye kadar jandarma, polis ve bizzat cinayeti işleyen inşaat işçilerini yargı önüne çıkarmayı başaran Büyükışık, “Henüz süreç tamamlanmadı. Önümüzde yeni süreçler var. Savcılık, inşaat firması sahipleri Tanyer Ailesi ile çalışanları hakkında takipsizlik verdi. Ancak, ben ve avukatlarım Tanyerler’in başından beri sürecin içinde hatta başında olduğunu biliyoruz. Olay yerindeki fotoğraflarına ulaştık. Savcılığa verdik. Takipsizlik kararına itiraz ettik. Ayrıca, soruşturmanın en başında görev alıp dosyanın farklı boyuta girmesine neden olan İzmir Adliyesi’nde görevli savcılar var. Olayla ilgili sahte adli tıp raporu veren adli tıpçılar var. Peşlerini bırakmayacağım” dedi.

İzmir’de 13 Mayıs 2018’de işlenen ve Dorukhan Büyükışık’ın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan cinayet soruşturmasında yakında yeni gelişmeler yaşanacak.