EGEDESONSÖZ – İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nde, İZSU’ya ait bir atık toplama kamyonunun çukura düşmesi sonucu işçi Sabri Kılınç yaşamını yitirdi. Olayın ardından aile ve yakınları, tesisteki ihmalleri ve yetersiz önlemleri gündeme taşıdı.
Kılınç’ın yakınları, tesis alanında bekçi, bariyer ve ışıklandırma bulunmadığını ve arama kurtarma çalışmalarının yetersiz yapıldığını öne sürdü. Olay sonrası sosyal medyada kendini Kılınç’ın yeğeni olarak tanıtan bir kullanıcı, yaşananları “düpedüz ihmalkarlık” olarak nitelendirdi.
Paylaşımda, Kılınç’ın yaklaşık 12 saat boyunca çamurlu suyun içinde kaldığı, yanında herhangi bir yardımcının bulunmadığı ve müdahale için aileden önce yetkililerin harekete geçmediği iddia edildi.
Paylaşım şu şekilde:
Vefat eden kişinin öz yeğeniyim. Burada süslü cümlelerle "elim bir kaza" diye basite indirgemeye çalıştıkları şey düpedüz İHMALKARLIK!! Benim dayım tahmini saat 14.30 civarı çamurlu sulara gömülmüş. Bizimle görüntülü aramada güle oynaya konuşup sanki hissetmiş gibi el salladıktan tam yarım saat sonra... Yanına her daim arkayı gözeten bir yardımcı verilmesi gerekirken bir kişi dahi verilmemiş, tek başına arkasında tonla yükle ölüme gönderilmiş benim dayım. Gönderilen yer balçık dolu, mayın tarlasından hallice, nereden nereye düşeceğin belli olmayan bir döküm sahası. Alınan en ufak bir önlem bile yok. Her gün bir personelinizi adeta kurban yollar gibi gönderdiğiniz bu balçık mezara bir ışıklandırma, kamera, güvenlik, uyarı tabelası koymak, bir demir çit çekmek bu kadar mı zor?Personelinize bu kadar mı değer veriyorsunuz, ölüme göndermek bu kadar mı kolay sizin için? Biz saatlerce dayıma ulaşamayınca feryat figan gecenin 12'sinde üstleri arayıp "nerede bu adam?" demesek aramaya bile çıkılmamış. Eve geldiği servise binmemiş, bir Allah'ın kulu çıkıp "nerede?" dememiş, "kalkın arayalım" dememiş. 12 saat çamur dolu bir suyun içinde kalmış benim dayım, boğula boğula, çamur yuta yuta vefat etmiş! Müdürleri aradık, üstleri aradık, hepsi başka bir yalan söyledi. Telefonu bozuldu tamire gitti dediler, birisiyle göreve gitti dediler, arabada uyuyordur dediler. Benim dayım çamurlu suyun içinde can çekişirken bizi saatlerce oyaladılar! Baş şoförler, amirler, üstler, daire başkanları, müdürler, orada sorumluluğu olan kim varsa, "Sabri kardeşim" dedikleri adam için neden hiçbir şey yapmadı?
Balçık dolu, ıssız bir yere tonluk araçla tek başına bir adamı göndermek ne demek? Hadi bu oldu diyelim, nasıl 1 saat haber alamayınca kontrole birini yollamazsınız, bu adam sizin sorumluluğunuzda değil mi? Suyun içinden kaskatı bedeni çıktı benim dayımın. 12 saatte taş kesilmiş, çıkabilmek için çabalamış ama nafile... Biz durumun ciddiyetini anlamasak belki bir 12 saat daha kalacaktı orada. Koskoca belediye cenazemizi çamurdan çekmek için bir vinç bile yollamadı. Kendi cenazemizi o balçığın içinden kendi imkanlarımızla, tuttuğumuz vinçle çıkardık. Güle oynaya kurban gibi gönderirken bir şey yoktu, ölüsünü alırken çil yavrusu gibi dağılmış herkes... Sizin ihmalkarlığınız yüzünden hayatımda tatmadığım bir acıyı tattım ben. Her daim dimdik gördüğüm dayım, o soğuk duvarlı buz gibi gasilhanede bacaklarını kendine çekmiş, sürücü koltuğunun şeklini almış haldeydi. 1.90 boyundaki, dalyan gibi hey maşallah dediğimiz adam suda beklemekten küçücük kalmış...
Nereye haykıralım biz bu acıyı? Cenazeye birkaç kravatlı adam göndermekle bu acı diner mi, dayım geri gelir mi? Geride kalan iki yetimin acısı ne olacak? Küçücük çocuklar dünden beri balçığın içinde boğulan babalarına ağlıyor!
Süslü cümlelerle rahmet dilemişsiniz ama bizim ocağımıza kor ateş düştü! Oraya bir çit çekmek, bir beton dökmek bu kadar mı zor olmamalıydı ya. Kumar oynar gibi neresi balçık belli olmayan bir yere içinde kurbanla tonluk kamyon göndermek nedir, biri açıklasın dayanamıyorum artık. 3 gündür ailecek bizi mahvettiniz. Yengemin sesleri kısıldı. Annem canımın canı gitti diye ağlıyor. Anneannem evlat acısını tattı, ciğeri yanıyor. Yıllar önce "Sabri Kılınç" adında gencecik yaşta kardeşini suda boğulmaktan kaybettiği için aynı adı oğlunda yaşatmak isteyen dedem, aynı isimde oğlunu aynı sebepten toprağa verince yıkıldı. İki yetim çocuğu daha ne olduğunu bile kavrayamadı. Son konuşmalarında "3 saate geleceğim babam" demiş. Şimdi "hani gelmedi ya" diyip duruyorlar... Siz bu çocuklara ne diyebilirsiniz? Benim dayım eceliyle ölmedi, 1 metre yanına yaklaşınca öğürmeye başladığı kokulu çamur suyun içinde o kokuları yuta yuta, boğula boğula vefat etti, ihmalden gitti benim dayım! Dayımı bizden alan kimlerse yargı önünde tek tek hesap versin, dilerim Allah'tan yaşattıklarını yaşamadan göçmesinler bu dünyadan. Benim dayım geri gelmez ama çaresizliğimize bir nebze su serper belki...




