EGEDESONSÖZ- CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, İzmir'de katıldığı programda mutlak butlan davası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Bulut, söz konusu hukuki tartışmanın hükümet tarafından gündeme getirildiğini savunarak, “Burada “mutlak butlan” dediğimiz mesele, hükümetin icat ettiği ve hukuki tanımıyla da örtüşmeyen bir kavram. Aradan yıllar geçti, bu süreçte birçok kurultay yapıldı. Dosyanın içeriği fiilen kalmadı ama buna rağmen süreç sürdürülüyor. Bunun hangi saikle devam ettirildiğini hepimiz biliyoruz” dedi.

B-C PLANI VAR MI?
“B planı, C planı var mı?” sorusuna yanıt veren Bulut “Aslında dinamik bir yapılanma söz konusu. Siz de bunu görüyorsunuz. 19 Mart’ta yaşanan süreçte, Belediye Başkanımız cezaevine atıldığında Genel Başkanımız önceden planlanmış bir şey olmamasına rağmen Saraçhane’de bir hafta boyunca bulundu. Kayyum girişimlerine karşı en önemli engellerden biri de bu duruştur.” dedi.

'VATANDAŞIN GÜNDEMİNDE YOK'
Bulut, mutlak butlan tartışmalarının kamuoyunda geniş karşılık bulmadığını da savunarak “Biz, varımızla yoğumuzla her türlü mücadelenin içinde oluruz. Mutlak butlan ya da benzeri tartışmaların halktaki karşılığına bakmak gerekir. Siyaset, halkta karşılığınız olup olmadığıyla ölçülür. Gördüğümüz kadarıyla vatandaşın gündeminde bunlar yok. İnsanların önceliği güvenlik, huzur ve ekonomik sorunlardır. Kamuoyu araştırmalarında da mutlak butlan gibi tartışmaların neredeyse karşılığı yok. Ancak elbette siyasi çevrelerde yoğun biçimde konuşuluyor.” ifadelerini kullandı.

Olası siyasi müdahalelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bulut şunları söyledi:

CHP'li meclis üyesine bir tepki de Saygılı'dan: Değerlerimize saygısızlık!
CHP'li meclis üyesine bir tepki de Saygılı'dan: Değerlerimize saygısızlık!
İçeriği Görüntüle

Şunu net olarak söyleyebilirim: Eğer bu süreçlere alet olanlar olursa, Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi “hiç kimse bunu affetmez.” Ne Cumhuriyet Halk Partililer ne de bu ülkede yaşayan insanlar bunu kabul eder. Çünkü bu mesele yalnızca bir parti meselesi değil; demokrasinin ve ülkenin temel meselesidir.

19 Mart sürecinde hazine ciddi şekilde zora girdi. Ekonomik kırılmayı engellemek için çeşitli adımlar atıldı, hatta dışarıdan sıcak para çekebilmek adına bazı politikalar izlendi. “Yeter ki para gelsin” anlayışı hakim hale geldi. Böyle bir ekonomik tablo içinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik kapatma ya da mutlak butlan gibi girişimler olsa bile, partinin bundan zarar görmeyeceğini, aksine güçlenerek çıkacağını düşünüyorum.

Çünkü mevcut sistem, partili cumhurbaşkanlığı üzerinden tek kişilik bir yönetim anlayışına dayanıyor. Adayımız çıkar, seçimde oyunu alır; ama asıl zarar ülkeye olur. Bunu toplumun geniş kesimleri, hatta farklı siyasi görüşlere sahip insanlar da kabul etmez.

Siyaset insanla var olur. Bir ticaret işletmesi yaptığı işle nasıl ayakta kalıyorsa, siyaset de toplumdaki karşılığıyla varlığını sürdürür. Bizim gördüğümüz kadarıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin tek eksik alanı, “Siz bu ülkeyi nasıl yöneteceksiniz?” sorusuna daha güçlü bir yanıt üretmektir. Bunu da sahaya çıkarak anlatacağız.

BAHÇELİ SORUSUNA YANIT
Bulut, ‘Mutlak Butlan ve CHP’ konusunda MHP Lideri Bahçeli’nin, “Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veyahut başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz" sözlerinin sorulması üzerine şöyle konuştu:

“CHP haricinde 100 yaşın üzerinde bir parti yok. Demokrasi açısından Türkiye’nin bu durumdan uzaklaşması gerekiyor. Bahçeli’nin söyledikleri doğru ancak bunun pratiğini hayata geçirmek lazım. Türkiye’de 2 milyon üyesi olan, dünyada sayılı parti için mutlak butlan konuşulması doğru bir şey değil.”

‘ELBETTE HATAMIZ VARDIR’
Bulut, Antalya BB ve Uşak Belediyesi’nde yaşanan olaylar hakkında “Hiç mi hatanız yok?” şeklindeki soruya yanıt veren Bulut, “Elbette vardır. Ama iktidara ayrı muhalefete ayrı, yani ikili hukuk olmaması gerekiyor. Bir sandıktan diğer sandığa kadar iktidarı denetleyemediği bir sistemin içerisindeyiz ve herkesi atayan iktidar. Denetlenme mekanizmasını isteyen, kendisinin denetlenmesini tabii ki ister.” dedi.

BASIN İKTİDARIN MAŞASI HALİNE GETİRİLMİŞ
Medyanın durumu hakkında değerlendirmeler yapan Bulut, “En son 10 Ocak tarihinde burada yerel medya buluşması yaptık. Orada çokça konuştuk. Yerel medyaya bakışımız şu; Biz diyoruz ki gazeteciler arasında ayrım olmaz. Yerel, ulusal diye ayrılmaz. Bir yerde problem varsa yukarıya gider. Bazen yereldekiler ulusalı şikayet ettiler, bazen de ulusaldakiler yereldekileri ama sonuç olarak bir etle tırnak gibi bütünler. Basın belli güçlerin elinde olan ve sadece onların isteğiyle yapılan bir işmiş gibi görülmüş. Hiç kimse yalan yanlış haberlerin yazılmasında herhangi bir itiraz etmez hale gelmiş. İktidarın sanki bir reklam aracı gibi kullanılmasına kimse itiraz etmez hale gelmiş. O normalliğin bir anormal olduğunu birbirimize aktarmak için buradayız. Vatandaşın haber alma hakkına ilişkin iktidarın basına bir desteği olması gerekiyor. Ama bugün Türkiye’de baktığında o yapıların içerisinde önemli dediğimiz İletişim Başkanlığı, Türkiye’nin görünürlüğünü arttırmak yerine bir sansür mekanizması haline geldi." dedi.

EN AZ 6-7 GAZETE AYNI BAŞLIKLARI ATIYOR
İktidar-medya ilişkisine değinen Bulut “Havuz medyada en az 6-7 gazetede aynı başlık var. Şimdi de bakanlıklar başladı. İletişim Başkanlığı bunu önceden gizli yapardı. Artık çok daha aleni bir hale geldi. Basın İlan Kurumu, çeşitli illerde birleşin diyor, birleşmezseniz destek vermem diyor. RTÜK de bir düzenleme mekanizmasından ziyade bir sansür mekanizması haline gelmiş. Dünyanın hangi ülkesinde görülmüş 5-10 günlük kapama cezaları. Devletin dolaylı olarak destek verdiği kamu reklamları var. Örneğin bu yılın son 3 ayı hariç bakıldığında son 1 yılda kamunun verdiği reklam tutarı 5 milyar TL’yi bulmuş. Ne kadarı muhalif ne kadarı havuz medyasına gitti diye baktığımızda, muhaliflere sıfır kalan hepsi havuz medyasına.” diye konuştu.

İKTİDAR MEDYAYA SAHİP
Bulut şunları söyledi:

“Havuz medyasının sahibi belli değil. Sürekli el değiştiriyor. Sonuç olarak işleyişin tıkandığının bir göstergesi. Şu anda partili cumhurbaşkanı sisteminde en çok eleştirdiğimiz denetleme mekanizması olmadığını söylüyoruz. Basında da aynı durum yaşanıyor. O mekanizmanın bir parçası olmuş durumda. Bugün çok ciddi oranda iktidar sahipliğinde yürütülen bir medya var. Haliyle bunun ne ülkeye ne millete ne de gazetecilere faydası var. Gazetecilik faaliyeti olmaktan propaganda merkezi olmaya dönüşüyor. Araştırma ve gerçeği haberleştirmenin olmadığı yerde bunun gazetecilik olma imkânı kalmıyor.” dedi.

SOSYAL MEDYAYA TELEVİZYONDAN ÇOK PARA HARCANIYOR
Sosyal medyanın etkisini de değerlendiren Bulut, “Son zamanlarda sosyal medya diye bir şey çıktı. Bundan fayda da sağlayabiliriz ama orası da aynı şekilde iktidarın yönlendirmesiyle gidiyor. Bir şeyi yaymak veya paylaşmak için çok ciddi paralar harcanıyor. Eskiden en çok gazetelere reklam harcanırdı sonra televizyon oldu şimdi de sosyal medya rakamları. Legal olmayanları da dahil ettiğinizde sosyal medyaya harcanan para televizyonun çok önünde. Bu işin iç yüzünde de baktığınızda iktidar var. Böylesi bir yapının içinde doğru haberciliği yapma imkânınız kalmıyor.” ifadelerini kullandı.

HER SABAH KİME OPERASYON ÇEKİLDİ DİYE UYANIYORUZ
CHP’ye yapılan operasyonlara dair de konuşan Bulut, “Kurultay’dan bu yana CHP gerek söylem itibariyle gerek kadrolar itibariyle bu ülkeye umut olmuştur. Bunun en somut örneği 31 Mart seçimleridir. Yüzde 65 nüfusa hitap eden bir oran aldı. Bu yeni bir dönemdir Türkiye açısından da siyaset açısından da. Dile kolay 22 yıllık bir iktidar ve uzun süredir birinci olamamış bir muhalefet birinci parti oldu. Sonrasında devletin olanaklarının iktidar tarafından kullanıldığı bir yapıya dönüşüm gerçekleşti. Böylesi bir yerde yarışma imkânı bulsak bile bu kez yargı kolu var. Bir başka siyasi mecrada yarışma haline geldi. Her sabah kime operasyon çekildi diye uyanıyoruz.” diye konuştu.

Bulut açıklamalarını şöyle noktaladı:

“CHP hem parti programıyla hem de kadrolarıyla bu ülkeyi nasıl yöneteceğini 4 Mayıs’tan itibaren sahaya çıkarak anlatacak. Örgütler kapı kapıya dolaşacak, muhataplarına ulaşacak. Biz de mücadeleye devam edeceğiz.”