EGEDESONSÖZ- CHP İçişleri Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, AK Parti’nin kent siyasetindeki baş aktörlerinden birisi olan AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’ı hedef aldı.
Egedesonsöz’e yaptığı ziyarette açıklamalarda bulunan Bakan, AK Parti’de kent siyasetinin aktörlerinden olan Hamza Dağ, Atilla Kaya ile İnan’ı karşılaştırdı. İnan’ın üslup yönünden sorunlu bir dil kullandığını söyleyen CHP’li Bakan, İzmir bürokrasisi üzerinde de bir baskı kurulduğunu belirtti.
BU DİL, SİYASETTE SEVİYEYİ DÜŞÜREN BİR DİLDİR
Bakan yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
Hamza Dağ ile uzun yıllar vekillik yaptık. Gençlik kollarından gelen bir isim. Birbirimizi çok eleştirdik. Atilla Kaya ve Hamza Dağ, İzmir’in kıdemli siyasetçileridir. Dağ’da ve Kaya’da nezaket ve asgari saygı düzeyi vardır. İzmir’de bu hep korunmuştur. Hiçbir vekil birbirine kürsüde laf söylemez. Ne AK Partili CHP’liye, ne CHP’li AK Partiliye laf atar. Adı konulmamış bir “İzmir farkı” geçmişten bugüne hep olmuştur.
İnan ile birlikte İzmir’de hiç olmayan başka bir dil siyasete hâkim olmaya başladı. Bu kentin değerli iş insanlarından biri olan İhracatçı Birlikleri Başkanını, iktidarı eleştirdi diye İsrail Konsolosluğu üzerinden hedef aldı. Terör eylemine sebep olabilecek bir atmosfer oluşturuldu. Kendisine koruma verildi. Bu dil, siyasette seviyeyi düşüren bir dildir. Bunu söylediğinizde de agresif tepki veriyor.

MAKAMIYLA HÜKMETMEYE ÇALIŞIYOR
AK Parti’nin tüm kadroları içinde Eyyüp Kadir İnan’ı kalibresi en düşük siyasetçi olarak görüyorum. Makamıyla hükmetmeye çalışıyor. Makamla hükmedemezsin. Makamın altını dolduramıyorsan, siyaset dili üretemiyorsan ve entelektüel derinliğin yoksa, bürokratları ve teşkilatları kısa süreli baskı altına alırsın. İzmir’deki bürokratların da baskı altına alındığını biliyoruz. Bu çok geçici olur.
İzmir’de kutuplaştırıcı değil, yapıcı bir dile ihtiyaç var. Birbirimizi eleştirirken bir ölçü vardır; o ölçüyü kaşımamak gerekir. Bu tutum kente zarar verir. Kentin sorunlarını çözebilmek için iş birliği yapılabilmesi gerekir.
Ben Binali Yıldırım’ı ziyarete gitmiştim. İzmir’in Türk Hava Yolları’nda ikinci bir merkez olmasını istiyordum. Binali Yıldırım o dönem Ulaştırma Bakanıydı. Görüşmeme Hamza Dağ, Atilla Kaya ve Kerem Ali Sürekli eşlik etti. O fotoğraf bir teslimiyet fotoğrafı değildir. Bugün belediye başkanlarının işleriyle ilgili bakanlarla görüşmesini de yanlış bulmuyorum. Ben Binali Yıldırım’a çok sert eleştirilerde bulunmuş biriyim. Ancak devlet meselesi olduğunda, İzmir söz konusu olduğunda siyasetçiler bir araya gelebilmelidir.
“Körfez çözülmesin, bu CHP’ye negatif yazar” bakış açısı doğru değildir. Tersi de doğru değildir. “Körfez temizlenmesin, bu bakanlığa eksi yazar, AK Parti buraya kötü bakıyor” anlayışı da yanlıştır. Biz yerel yönetimiyle, bakanlarıyla, milletvekilleriyle oturup kentin sorunlarını çözebilmeliyiz. Buradaki siyasetçilerin de genç kardeşlerimizin de bu şekilde yaklaşması gerekir.
HAMZA DAĞ’IN ETRAFI BOŞALTILDI VE YALNIZLAŞTIRILDI
Her siyasetçi devlet adamı olamaz. Ama böyle bakarsan devlet adamı olursun.
AK Parti içindeki kavgayı görüyoruz. Hamza Dağ, İzmir’in en güçlü siyasetçilerinden biriydi. Vekilliği ve genel başkan yardımcılığı bitti ve sanki Hamza Dağ hiç var olmamış gibi davranıyorlar. Etrafı boşaltıldı ve yalnızlaştırıldı. Bu doğru değil. Dağ’ı savunacak değilim ama siyasette geçmişte görev yapanlara hürmet gösterilir. İmza gününde, partimizde önemli görevler yapan, grup başkan vekili, İzmir milletvekili olan, büyüğümüz Kemal Anadol’a gidip sarıldım. Gördüğüm yerde elini öperim. Bu siyasi nezaketin korunması gerekir. AK Parti’de bu vefa yok. Kimin eline güç geçerse, diğerini yok etmeyi hedefleyen bir yaklaşım içindeler.





