Pek çoğumuzun çocukluğumuzdan bildiği 'sek sek' oyunu vardır hani. Denk getirmelisiniz, dengeniz bozulup da düşmez, rakipleriniz için aynı olan zemin ve çizgiden taşmazsanız başarılısınızdır.
'Ardından' adı verilen ve başlangıçmış gibi yapılan, bazı 'ele alışlar', gecikilmiş ve şişirilmiş işler bana bu oyunu çağrıştırıyor bazen. Yanlış anlaşılmasın, 'bazı' ve 'bazen' dedim. Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Örgütü'nün yaptığı ' Yerel Yönetim ve Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Ardından CHP ve Türkiye' başlıklı panel gibi…
Elbette gereksiz ve yersiz olmayan bir girişim. Ama ülkenin seyrine, partinizin seyrini de ekliyorsanız ki çok anlaşılır; bu başlıklı bir toplantının zamanını, yerini, formatını, konu başlıklarını ve katılımcılarını doğru ele almalıydınız diyerek başlamak ve kıssadan hisse çıkarması size düşen naçizane düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Her şeyden önce; üzülerek söylüyorum ki, bu algıyı yaratmaktan kaçınılmış olsa da, 'yemeği yaktık ama, yemek tarifini en iyi biz yaparız' fasılasına dönüşmesi engellenememiş görünüyor. Karın doyurmaya aday, kitleleri peşinden sürükleyerek iktidar olmaya soyunan ana muhalefetsiniz; iki önemli seçimi geride bırakıyorsunuz ve hedefi/hedef kitlesi, ne/kim olduğu belli olmayan havada kalmaya mahkûm sonuçlar ortaya koyan bir organizasyona imza atıyorsunuz.
Katılımcı 'genel başkan yardımcılarının, ' alanlarında uzman kişilerin' , 'CHP İzmir'deki örgüt önderinin', 'aynı parti mensubu kent yerel idare önderinin' yaptıkları konuşmaları kendi içinde değerlendirirsek, haklılıkları olabilir tabi. Yapılan tespitler; verilen rakamlar, öneriler, övünçler arasında nefes almaya çalışan kısmi özeleştiriler yerinde belki; ama, her biri kendi içinde birer makale ya da deneme olmanın ötesine ne yazık ki geçmiyor.
AKP iktidarının uygulamaları ve rakamları üstünden kendini var ve ifade etme yanılgısındaki ısrar devam ediyor. 'kendi olamama, alternatif olamama' sancısı sürüyor. Dar alanda kısa paslaşmalı sözde takım oyunu, perde arkasındaki sek sek yarışından yükselen nidaları bastırmaya maalesef yetmiyor. Yani; CHP'nin kamburu haline gelen, 'öne çıkma pahasına, kutuplaşmaları körükleyen' anlayış ve yaklaşım sahneden yine inmiyor.
Belli ki; partinin İzmir kurmaylarının aktif katılımı istenmemiş, görüşler dikkate alınmamış. Ya da, bu başarısız platformun kurulmasına, tüm riskler göze alınarak, bilerek dur denmemiş gibi.
Ortaya çıkan tablo; bazılarını ' taşımı, en uzun karenin içindeki sayının üstüne atar, aslanlar gibi seker ve geri dönerim. Hızıma kimse erişemez, bu oyunun kahramanı ben olurum, aferini kapıp, alkışı da alırım ama, hay allah! yanlış zamanda ve yanlış sokaktayım, oyuncu ile seyirci birbirine karışmış, çizgileri de zaten yanlış zemine ve doğru çizememişim!' özeleştirisini yapmayı da zorunlu kılıyor aslında.
Oysa;
Bu toplantı; 'ardından' adını taşıyor ve partinin de ahvalinin ne olduğunu kapsıyorsa, panel değil 'arama konferansı' yapılmalı, sonuç bildirgesi kamuoyuyla ya da genel merkezle paylaşılmalıydı. O zaman, sadece 'bilim yüzü' olmaktan öteye geçemeyen parti yöneticilerinin yol haritasızlığı ayuka çıkmaz, onların önünü açacak katkıları koyacak çeşitli kesimlerin temsilcileri ile dört duvar arasında bilim üretmeyen akademisyenlerin katılımları da sağlanıp ortak akıl platformu oluşturularak sonuç da alınabilirdi. ( Ha o zaman da, sek sek'çiler zafer(!) demeçlerini patlayan flaşlara veremeyebilirdi tabi!) Hatta bu, seçimler öncesinde yapılsaydı; 'atı almaya yönelik olsaydı, atı alıp Üsküdar'a yola koyulanın 'ardından' bakakalınmazdı' kimbilir…
İlla ki bugün olacaksa da; ' Yerel ve Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Ardından Türkiye ve CHP'nin Bakış Açısı' başlığı ile içine düşürüldüğümüz ekonomik dar boğaz, sosyal politikaların vahameti, savaş ortamı, sosyal patlamalar/ayrışmalar, iç savaş tehlikesi gibi pek çok konu başlığı tartışılırdı, CHP'nin alternatif politikaları ve projeleri ortaya konurdu ve panel de su götürürdü belki, ama artık çok geç.
Velhasıl;
Bu organizasyonun ve gibilerin; CHP Genel Merkezi'nde ve örgüt içinde değerlendirileceğini, nedense her şeye rağmen iyi niyeti ve çabasından kuşku duymadığım Genel Başkan'ın dikkatini çekerek bazıları için ve bundan sonrası için dönüm noktası olacağını düşünüyorum. Ya da umuyorum diyelim.
Sonuç olarak;
Bu panele en azından davet edilmiş olabileceğini düşünerek aradıklarımdan sadece biri olan ( haberi olmadığı için gidemediğini öğrendim) ve dört duvar arası bilim adamı olmayan, bu kent ve amacında halk olan her yapı için büyük şans olduğunu düşündüğüm Değerli bir Hoca'mın (alanı ekonomidir) dediği gibi; aynen aktarıyorum söylediklerini…
'Seçimlerde kritik kesim, yaklaşık yüzde 35-40 oyu olan varoşlar ve kırsal kesimdeki küçük çiftçilerdir. Bunlara yeni ve işlevsel projeler ve söylemlerle yaklaşamazsanız sonuç, CHP için yüzde 20-28 arasında gider gelir. Onlara dokunabilmek için, oradan gelen aydınları da yanına alman lazım. Ankara bürokrasisinde, 'Angara'nın bağları' oynayanlar ile, ekonomi ve sosyal politikalara sanki Türkiye gelişmiş bir ülke gibi bakanlarla olmaz, olmuyor bu iş. 'Halkça' bir sol söyleme ihtiyaç var. Büyük bir ekonomik ve siyasi kriz geliyor er ya da geç. Yeni bir siyaset lazım. Zaten AKP sorunların altında kalacak. Yaşanacak kaotik eko-politik duruma karşı bugünden strateji üretilmeli. Ah, ah ! kendisi güzel, insanı hayli kirletilmiş, politikacısı lider ağzına bakakalmış yurdum. Geçmiş kere geçmiş olsun… '
Düşündüm de; Hoca'nın benzetmesindeki, 'Angara'nın bağları oynayanlar' ile benim 'sek sek oynayanlar' birbirini tamamlamış gibi görünüyor. Ama kurtarıcı olabilecek bir kurgu ve koreografi için değil!