'Bize sokaklardan gelenler lazım' başlığını atmıştım bir önceki yazımda. Ve o yazımda bizleri temsil etmesi gereken milletvekillerinin bizim hissettiklerimizi, yaşadıklarımızı, sorunlarımızı yakından bilen insanlardan oluşması gerektiğini özetlemeye çalışmıştım. Hiçbir parti ayrımı yapmadan, sokaklardan gelen, halkına, beraber yaşadığı topluma yabancılaşmamış milletvekillerinin halk yararına daha doğru işlere, kararlara imza atacaklarına inandığımdandır o attığım başlık ve önermelerim. Çünkü yaşadığı toplum kesimlerine yabancılaşan insanlar onlarla ilgili yararlı olanlara da yabancılaşır. Duyamaz ve göremezler onları. Aslını inkara yönelmiş kişilikler asıllarının sorunlarına da duyarsızlaşır. Sevgisizleşirler içinden çıktıkları toplum yapılarına. Bu gün yaşadıklarımızın asıl nedenlerinden bir tanesi de işte budur. Onun içindir ki şu an halkın büyük kesiminin dilinde bu günkü yöneticiler için 'Önce mücahiddiler şimdi mütahhid oldular' diye tanımlamalar yapılmaktadır. Her parti de bulunabilir böylesi tipler, tanımlamalar başka başka olsa da. Bu nedenle de seçerken çok dikkatli olmalıyız bizleri temsile göndereceklerimize karşı. Hamuru sağlam ve kaliteli olmalarına özen göstermeliyiz hep birlikte. Güzel konuşmalara, kendilerini farklı gösterme çabalarına aldanmamalıyız.
7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak genel seçimler doğru tercihler yapabilmemiz, pişmanlıklarımızı telafi edebilmemiz için önemli bir fırsat. Biliyorum başta AKP, MHP, HDP olmak üzere bir çok parti ön seçim yapmadan milletvekili adaylarını belirleyecek. Bu parti üyelerinin söz ve karar hakları yok bu tercihlerde. Yukarısı ne derse o olacak. Ama yinede bu parti üyeleri hiç de demokratik olmayan bu duruma müdahil olabilirler. İstemedikleri isimlere yönelik çeşitli yöntemlerle tepkilerini gösterebilirler mesela. Parti yöneticilerinin yanlışlarına karşı o ilde veya genelde bir kez de olsa ayağa kalkıp oy vermeyerek ceza kesebilirler mesela. Kendilerinin köle veya uydu olmadıklarını bu yolla gösterebilirler herkese. Kendi parti tarihlerine bir imza atabilirler böylece.

CHP dışında ki parti üyelerine önerilerimi kısaca böyle özetledikten sonra gelelim üyesi bulunduğum Cumhuriyet Halk Partisine. 16 yıl sonra, 29 Mart tarihinde ilk kez hakim gözetiminde tüm üyelerin katılımıyla ön seçim yapacak olan CHP'ye. Özellikle İzmirli CHP'lilere.

İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere bir çok ilde ön seçim var 29 Martta. Üyeler sandık başına gidip kendilerini temsil edecek milletvekillerinin yaklaşık yarıya yakınını verecekleri oylarla kendileri belirleyecek. Bence tercihlerini yaparken çok titiz davranmalılar. Ben aynen böyle yapacağım. Ön seçimin parti içi demokrasi açısından çok önemli olduğunu biliyorum. Ancak ben bu ön seçimde aday adaylarının eşit koşullarda yarışmadıklarının da farkındayım. Bazılarının çok parası var, bazılarınınsa yok. Bazıları büyük paralar harcayarak etraflarında geniş bir seçim ekibi kurabiliyorlar, binlerce pahalı broşür bastırıp, her türlü medya olanağını kolaylıkla kullanabiliyorlar. Yemekli, içkili toplantılar organize edebiliyorlar. Bazıları ise basit bir duyuru kağıdı bastırarak, kendilerine facebouk'ta bir sayfa açarak kendilerini mütevazi olanaklarla tanıtmaya çalışıyorlar. Aralarında arabalarına üye ziyaretlerine gidebilmek için benzin dahi alamayanlar var biliyorum. Günü evden çıkarken yaptıkları kahvaltıyla geçirenler var biliyorum. İşte bu tür maddi farklılıklar yarışı eşit olmayan hale getiriyor. Sandık başına gitmeden, yani karar vermeden önce yıllardır bu partiye ve bu parti ideolojisine emek harcamış, bu uğurda bedel ödemiş aday adaylarının isimlerini alt alta yazacağım. Kaç kişi oldu bu listemde bir bakacağım. Mesela kırk kişilik bir listemi çıktı ortaya. Sonra bu listede ki isimlerin özelliklerini, partinin ve İzmir'in ihtiyaçlarını göz önüne alarak birbirleriyle kıyaslayacağım ve listemi yazmam gereken sayıya yani on rakamına indireceğim. Bu on ismin sokakları tanımasına, meydanlarda özgürlük, demokrasi ve bağımsızlık kavgası vermiş ve verecek olmasına özel önem vereceğim. O pahalı koltuklara oturduğunda yozlaşmayacağından, halka sırtını dönmeyeceğinden, sokaktaki bizleri unutmayacağından emin olduğum isimlere oy verecek ve onlar için partililerimden oy isteyeceğim. Bu güne kadar ki siyasi duruş ve yaşamlarıyla sokakların sesi olan ve olmaya devam edeceklerine inandığım aday adaylarını bir gazeteci olarak ta destekleyeceğim. Meydanlardan çıkıp seçildikten sonrada meydanlarda yerlerini alabileceğine yürekten inandıklarım için gayret göstereceğim. Daha önceleri yaptığım seçimlerde desteklediğim adaylarla ilgili sonradan yanıldıklarım, hayal kırıklığına uğrayışlarım çok oldu. Ama bu kez yanılmak istemiyorum. Çünkü ülkemin ve Cumhuriyetin geleceği tehlike altında ve yaşam şartlarımız çok kötüye gidiyor. Tehlikenin farkındayım. Lütfen sizlerde olunuz.