Ender ALDANMAZ-Buse AÇIKALIN/EGEDESONSÖZ- Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, belediyeye ait olan ve 30 yıldır faaliyet gösteren akaryakıt istasyonunun ruhsatının mahkeme kararıyla iptal edilmesi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Egedesonsöz’e konuşan Başkan Kınay, 10 aydır işlettikleri akaryakıt istasyonunun kapatılması ile belediyenin çok ciddi bir gelir kaybına uğradığını belirtti.
HER ŞEYİ KURUŞU KURUŞUNA HESAPLADIĞIMIZ BİR SÜREÇ…
Kınay yaptığı değerlendirmede “bizler sürekli bir kriz halinde yaşıyoruz. Ekonomik bir şiddet yaşıyoruz. Biz ekonomik bir afet yaşıyoruz. Bunu herkes yaşıyor. Bu noktada özellikle belediyeler Karabağlar ailemiz, 58 mahalle, 500 bin nüfusumuzla biz tüm hizmetlerimizi aksatmadan bu çalışmayı sürdürmek ve ayakta kalmak zorundayız. Bu esnaf için de geçerli. Memur için de geçerli. İşçiler, emekçiler için de geçerli. Hepimiz elimizdeki imkanlarla aslında çok ciddi bir gider ekonomisi yapıyoruz. Bu ülkenin tamamı onu yapıyor. Bizler hizmet beklentisini, vatandaşın tüm ihtiyacını karşılama noktasında hem temel belediyecilik hizmetleri hem sosyal belediyecilik diye tanımladığımız yardım ve destek kısmının çok büyük oranda öne çıkarıldığı bir noktada kimseyi yalnız bırakmamaya çalışıyoruz. Bunun ekonomik bir yükü var. Bu yükü de gelirlerimizi artıracağımız, giderlerimizi azaltacağımız, mevcut bütçemizi de en doğru şekilde nasıl kullanırız diye kuruşu kuruşuna hesapladığımız bir süreç var” dedi.
EN AZ 4-5 KALEMDE BELEDİYEYE KAMU YARARI SAĞLIYORDU
Kınay şunları söyledi:
Bizler akaryakıt istasyonumuzu dışarıya bağımlı olmayacak şekilde kullandığımız tesislerden bir tanesi olarak görüyoruz. 30 yıldır mazisi olan bir işletme burası. Ve 30 yıldır ihale yöntemiyle kiralanarak özel bir firma tarafından işletiliyor. Belediyede belli bir kira alıyor bunun karşılığında. Ancak sözleşmesinin bitmesi ve tahliyesiyle beraber biz istasyonumuzu kendimiz işletmeye karar verdik.
Neden? 30 yıldır özel firmalara kiralanırken sadece kira bedeli alınıyordu. Kendi araçlarımızın yakıtını oradan sağladığımız dolayısıyla ödeme koşulları anlamında bize destek sağlıyordu. Bu kadar işsizlik ve yoksulluğun içerisinde kadının görünür olması gereken bir sürecin içerisinde istasyonumuzun tamamının kadın çalışanlardan olması sebebiyle bir kadın istasyonu özelliğini almıştı. Kendi enerjisini üreten, güneş enerjisi panelleriyle beraber o bölgede Üçyol’da ve Uğur Mumcu Parkı dahil geniş bir alanın enerji ihtiyacını istasyonumuzdaki panellerle karşılayabiliyorduk. Bu da tabii ki bize enerji faturalarımızda tasarruf, hem kaynak kullanımı hem de ekonomik anlamda gelir kullanımı olarak geliyor. Tüm bu değerlendirmeye baktığımızda aynı zamanda oradan Karabağlar Belediyesi’ne ilave bir gelir olarak elde geliyor. Yani 30 yıldır alınan kira bedeli yerine biz bakın en az 4-5 kalemde belediyeye bir kamu yararı sağlıyoruz. Burası doğrudan belediyeye hizmet eden, dolayısıyla elde ettiği gelirin de 58 mahalleye hizmet ettiği, orada çalışan emekçilerle beraber yaratılan gelirin de aslında Karabağlar'a, Karabağlar'daki her bir eve dokunduğu bir alan.
ESNAFA İNDİRİMLİ YAKIT VERİYORDUK
Diğer taraftan esnafımıza işte fırıncılar odamızda, şoförler odamızda daha sonra tüm esnafımıza da bir yüzde 5'lik indirim sağlamıştık. Tabii bunlar çok küçük rakamlar ama bugün her birimizin o her bir kuruşun hesabını yaptığımız süreçte, bakın daha iki gün önce zam haberiyle beraber akaryakıt istasyonlarında kuyruk oluştu. Gece yarılarına kadar biraz daha uygun şekilde akaryakıt alabilmek için insanlar sıraya girdi. Ekmek kuyrukları var, ucuz gıda kuyrukları var. Her indirimi takip etmeye çalışıyor insanlar. Esnafımıza da destek verdiğimiz, Karabağlar'a da destek verdiğimiz uygun fiyata satış yaptığımız bir istasyon burası.
500 BİN KARABAĞLARLI VATANDAŞIN GELİRİ, HİZMET HAKKI, KAMU YARARI ELİNDEN ALINDI
Dava sürecine baktığımız zaman ise başka bir akaryakıt istasyonunun ticari karının engellendiği gerekçesiyle, haksız rekabet yarattı gerekçesiyle süreç başladı. “30 yıldır ticari karının engellenmedi de son 1 yıl içerisinde mi engelleniyor?” sorusunu zaten basın açıklamamıza da paylaşmıştık. Bu istasyon 1 yıldır faaliyette olduğu için modern teknolojiyle, iş sağlığı güvenliği, tüm alternatif yatırımları ve çalışmalarıyla beraber güncellenmiş bir istasyon ve müşteri memnuniyeti açısından da İzmir'deki tüm akaryakıt istasyonları ile ilgili anketler, değerlendirmelere bakıldığında hep ilk sırada olan, ilk sıralarda olan bir istasyon. Bu da gurur duyduğumuz bir hizmet. Çünkü kamu hizmetini ne kadar doğru yaptığımızı, güler yüzle yaptığımızı, vatandaşımızı memnun ettiğimizi, ekonomik anlamda da esnafımızı ve vatandaşımızı memnun ettiğimiz, dolayısıyla kamuya ait bir tesis olduğu için vatandaşımız da belediyemiz kazansın diye de gelip bu çalışmalara destek verdi. Vatandaşımızın aldığı akaryakıtın gelirinin yine vatandaşımıza hizmet olarak döndüğü bir mekanizmadan bahsediyoruz. Dolayısıyla açılan davaya bizler şaşırdık. Ve bu davayı açan akaryakıt istasyonunun da mesafesiyle, bulunduğu yerle aslında bizim istasyonumuzla onun gelirini engelleyecek hiçbir durumu yok. Ayrı alanlardayız, ayrı yerlerdeyiz. Nihayetinde İzmir'de pek çok akaryakıt istasyonu var, pek çok ticari tesis var ve hepsi de kendi içinde çalışmalarını mevzuatına göre, ruhsatlarına göre yürütüyor. Ama bizim istasyonumuzun farkı kamu yararı taşıyan, kamuya ait olan, kamu geliri sağlayan ve bu ekonomik sıkıntılar içerisinde belediyemize, Karabağlar'a nefes aldıran bir istasyon olmasıdır. Şu anda kapatılmasıyla beraber diğer akaryakıt istasyonu ticari geliri elde ediyor olabilir ama 500 bin Karabağlarlı vatandaşın geliri, hizmet hakkı, kamu yararı elinden alınmış durumdadır.
30 YILDA ELDE ETTİĞİMİZ GELİRİN FAZLASINI KAZANIYORDUK
“İşletmenin kapanması ile belediyenin ne kadarlık bir gelir kaybı oldu?” sorusuna yanıt veren Başkan Kınay, “Tek bir örnek vereyim. Sadece kendi yakıtımızı, kendi araçlarımızın yakıtını alarak sağladığımız destek, belediye bütçesine sağladığımız destek, 30 yıldır kiralanan istasyona kira karşılığı alınan destekten daha fazla. Sadece kendi akaryakıtımızdan” ifadelerini kullandı.
KAMU VİCDANINI RAHATSIZ EDEN BİR KARARDIR BU
Mahkemenin aldığı kararı yorumlayan Başkan Kınay, “Aleyhte bir karar çıktı. Biz üst mahkemeye başvurduk. İtirazlarımızla beraber o mahkemenin kararını bekliyoruz. Nihayetinde hukuk önünde yapılan bir itiraz var. 30 yıldır ruhsatlı olan, imar planlarında, diğer izinlerinde sadece Büyükşehir Belediyesi değil, EPDK ve diğer bakanlıklarla olan süreçlerinde de çok titiz bir incelemeyle ruhsatları alınmış olan. Biz imarla ilgili çalışmalarımızı, iş yeri açma ve çalışma ruhsatımızı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden alıyoruz. Cumhuriyet Halk Partili bir belediyeyiz. Ancak lisanslarımızı, akaryakıt izinlerimizi bakanlıktan, EPDK'dan, ilgili bakanlıklardan alıyoruz. Şu anda hükümette başka bir partide. Partilerden bağımsız, kamusal bir hizmetle mevzuata göre işlemlerimizi yürütüyoruz. Dolayısıyla bütün taraflar zaten bu mevzuatın süreçlerin uygunluğunu ve 30 yıldır devam eden hakkımızı da ortaya koyarak bize zaten bu ruhsatı verdiler. Ve biz akaryakıt istasyonlarının mevzuatına tabi olarak da denetleme süreçlerine tabi olarak da zaten ilgili denetimlerle beraber bu hizmeti yürütüyoruz. Baktığımızda öncelikle bize dava dilekçesiyle ulaşan ticari karın engellenmesi noktasında ilgili davacının, ilgili vatandaşın öncelikle Büyükşehir Belediyesi’ne başvurduğu, bu anlamda bir itiraz dilekçesi sunduğu, itiraz dilekçesinin cevaplanmasıyla ilgili süreç içerisinde de cevabı alamadığı için bunu mahkeme yoluna götürdü. Yani bir hukuki süreci yürüttüğü bilgisi var. Burada itirazımız şu; 7. İdare Mahkemesi’nin bu kararı verirken bilirkişi incelemesi, bizim sunduğumuz evraklar, bilgi ve belgelerle ilgili detaylı bir mahkeme incelemesi, dava süreci yürütmediğini görüyoruz. Dolayısıyla aslında kamunun haksızlığa uğradığı, bu kararın yanlış bir karar olduğunu sanıyoruz. Kamu vicdanını rahatsız eden bir karardır bu. Çünkü kamuya ait bir tesisti. Bu nedenle de biz mahkemeye bunu ilettiğimiz için tüm bilgi belgeleriyle beraber şu anda üst mahkemenin tüm itirazlarımızı, belgeleriyle, bilgileriyle değerlendirecek. Nihayetinde kamu tesisinde de zaten kamu yararı doğrusunda en doğru kararı vereceğine inanıyoruz. Buradaki tüm cümleler aslında bütün belgeleriyle beraber kamuoyunun takdirine bırakılmış bir süreçtir” ifadelerini kullandı.
KASIT VAR, KÖTÜ NİYET VAR!
“Karabağlar Belediyesi, AK Partili bir belediye olsaydı mahkemeden böyle bir karar çıkar mıydı?” sorusuna yanıt veren Kınay, “30 yıldır işletildiği gibi biz de kiraya vermiş olsaydık, diğer akaryakıt istasyonu dava açacak mıydı? Bir kötü niyet vardır burada. Kasıt vardır, biz bunu söylüyoruz. Kamuya ait bir tesiste kamu gelirlerine yönelik bir kötü niyet vardır. Çünkü biz buradan ticari bir gelir elde etmiyoruz. Biz kamu geliri elde edip, kamudan yana kullanıyoruz. Aynı zamanda biraz önce söylediğim gibi diğer akaryakıt istasyonunun imar izin ve süreçlerine baktığımızda tüm akaryakıt istasyonları ile ilgili değerlendirmelerin de ortaya konulması gerekir. Eşitlik ilkesi çerçevesinde. Bizim istasyonumuzla ilgili belgelendirmemiz, ruhsatlarımızla ilgili hiçbir çekincemiz yok. Tam tersi gurur duyduğumuz bir çalışma. bizim de itirazımız zaten 7. İdare Mahkemesi’nin verdiği karara itirazdır. Biz o kararın eksik bilgilerle, yanlış bir karar olduğunu, kamuya zarar verdiğini, kamu vicdanını rahatsız ettiğini, bu sorularla beraber şikayetin değerlendirilmesi noktasındayız. Dolayısıyla kendi adına tüm süreçlerin doğru değerlendirilmediğini düşünerek bir itiraz yaptık. Şu anda üst mahkemenin bu vicdani rahatsızlığı gidereceğine inanıyoruz, doğru bilgi ve belgelerle. Şimdi hukuk üzerinde mevzuatla beraber ben sözümü söylemek zorundayım belediye başkanı olarak” şeklinde konuştu.
BURASI İMAR PLANLARINDA BELEDİYE HİZMET ALANI
Benzinlik alanının imar planlarında belediye hizmet alanı olarak geçtiğini belirten Başkan Kınay “bir bilgiyi düzelteyim. Burası yeşil alan görünmüyor. Mahkemeye verilen dilekçelerde de zaten biraz önce söylediğim gibi eksik bilgi ve belgeler diye yorumumuz bu. Yeterli bir inceleme yapılmadan karar verildi. Burası 1984 yılından itibaren imar planlarında belediye hizmet alanı olarak görülüyor. Burası hiçbir zaman yeşil alan olmadı ya da park olarak tanımlanmadı. Bu belgeyi de zaten gösterdik. Şu anda da tüm bu bilgi ve belgeler istasyonumuzda mevcut ve belediye hizmet alanı tanımının içerisinde… Burası yeni açılan bir yer değil, yeni yapılan bir imar değişikliği, bir uygulama değil. 30 yıl öncesinde zaten belediye hizmet alanı tanımının içerisinde akaryakıt ve servis istasyonu ibaresi var ve buna göre de inşaat ruhsatları, izin ruhsatları, diğer tüm süreçler yürütülerek akaryakıt istasyonu olarak işletiliyor. Dolayısıyla baktığınız zaman imarda hizmet alanı olarak gözüken 30 yıldır zaten geçmişten bugüne gelen hakları ile beraber ruhsat hakları ile beraber süreçleriyle beraber var olan bir tesisten bahsediyoruz. Bizim şu andaki tesisimizde başka bir değişiklik yok. Aynı tesis, aynı koşullar, aynı işlem ama yenilenmiş farkı özel bir şirket değil, kamu yararı kapsamında kamuya ait bir tesistir” dedi.
BURADAN ÇIKACAK SONUÇ TÜM AKARYAKIT İSTASYONLARINI TARTIŞMAYA AÇAR
Kınay şunları söyledi:
Şu an birbirine rakip olan tüm akaryakıt istasyonlarının dava süreçlerine, itirazlarına baktığımız zaman geçmişten gelen hakları ile beraber işlem yapan akaryakıt istasyonları var. İzmir’de ve Türkiye'nin pek çok yerinde akaryakıt istasyonlarının güncel imar planlarına ne kadar uyduğu sorusunun cevabına bakıldığında zaten bizim yaptığımız mücadele aynı zamanda tesislerin de hakkını korumaya yönelik. Geçmişten bugüne gelen hakların korunmasına yönelik bir mücadele. Çünkü buradan çıkacak sonuç tüm akaryakıt istasyonlarının ruhsatlarını tartışmaya açacaktır bir taraftan. bu kararla beraber dediğim gibi bir başka istasyon, bir başka istasyona dava açtığında ticari karı engelleniyor gerekçesiyle, ruhsat iptali davası açtığında 30 yıl, 10 yıl, 20 yıl öncesi ve bugünkü imar planları, mevzuatlarıyla ilgili süreçler ya da ruhsatlarla ilgili süreçler devreye girdiğinde pek çok başka haksızlığı da kazanılmış hak anlamında beraberinde getirecektir. Bu mücadele ile beraber biraz önce söylediğim gibi üst mahkemenin en doğru değerlendirmeyi yapacağına inanıyoruz. Sonucu bekliyoruz ama 4 gündür oradan gelir elde edemiyoruz. Şu anda ‘kendi akaryakıtımı nereden alacağım?’ sorusuyla karşı karşıyayım ben 4 gündür. Kamu yararı sağlayan bir işletmenin kapatılması sebebiyle oluşan kamu zararı ve bu kamu zararının nasıl telafi edileceği sorunuyla karşı karşıyayız şu anda bizler.
İSTASYON ÇALIŞANLARINI YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ
İstasyonda çalışan personelin geleceği ile ilgili olarak konuşan Kınay “Oradaki kadın emekçi arkadaşlarımıza, ben her gün oradayım onlarla beraber. Çünkü, onların gözlerindeki o soru işareti, bir arkadaşımız doğum iznine çıkmak üzereydi. Planlarını, hazırlıklarını ona göre yapmıştı. Bu mahkeme kararıyla beraber yaşadığımız şaşkınlık ve kapatma kararıyla beraber tabii ki herkesin kafasında pek çok soru işareti var. Ben belediye başkanı olarak herkesin hakkını savunmak durumundayım. Onlarla beraberiz. Pek çok vatandaşımızın da onların yanına gidip destek vermesi, el vermesi, onların o desteği görmesi çok önemli. Ve dediğim gibi bu bir kamu tesisi ama bir kadın tesisi. Kadın emeğine yönelik bizim aslında politikalarımızın, sözlerimizin, Karabağlar'da kadın emeğini göstermek adına da özellikle kadın istasyonu olarak hizmete soktuğumuz bir tesis. Ben herkesin de o arkadaşlarımızın emeğine, sözüne destek vermesini diliyorum. Şu anda da süreç sonlanana kadar bizim itirazlarımızla ilgili değerlendirme yapılana kadar biz orada evet, akaryakıt satışı yapmıyoruz, istasyonumuzu kapattık ama çalışma arkadaşlarımız her gün orada. Herkesi de gelip sohbetimize destek vermeye davet ediyoruz, sözümüzü büyütmeye davet ediyoruz. Biz istasyonumuzun, tüm belge ve bilgileriyle doğru bir şekilde işletildiğine inanıyoruz. Üst mahkemeden bu kararın yanlışlığından döneleceğine olan inancımız tam. Bu süreç sona erene kadar, istasyonumuz kapalı kalacağı için, bu aradaki noktada arkadaşlarımızın işine son vermek gibi bir sürece girmedik. Tüm gücümüzle arkadaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Ancak giderlerimizin bu kadar kısıtlı olduğu, ekonomimizin bu kadar kısıtlı olduğu noktada, biraz önce bahsettiğim gibi sadece çalışanlar değil, oradan gelen gelir kaynağımız ortadan kalktığında, biz şu ana kadar zaten personel ve diğer süreçlerde, belediye giderleri ile ilgili yarattığımız ekonomide çok daha büyük bir delikle karşı karşıya kalacağımız için, bu soru da aslında ne kadar yanlarında durmak istesek de nihayetinde kapatılan bir işletmede o arkadaşlarımızla da ilgili süreçlerde alternatif çözümler noktasında elimiz de çok daralıyor. Biz sonuna kadar tüm arkadaşlarımızın yanındayız. Akaryakıt istasyonumuzun haklılığını biliyoruz, inanıyoruz. Kimseyi yalnız bırakmayacağımızı söyledik. Biz Karabağlar'da 500 bin nüfusu yalnız bırakmayacağımızı söyledik. Çalışma arkadaşlarımızın emeklerine de sonuna kadar sahip çıkacağız ama bu kadar çok belimizin büküldüğü, bu kadar gelirlerimizin elimizden alındığı, enflasyonun bu kadar arttığı ortamda büyük bir ekonomik kaygıyla karşı karşıyayız ülke genelinde” ifadelerini kullandı.
BU İSTASYON SADECE BELEDİYENİN DEĞİL BÜTÜN KARABAĞLAR HALKININ!
Kınay şunları söyledi:
Biz ekonomide yaşanan büyük krize ilişkin önlemlerimizi almak noktasındayız. Gider ekonomisi ile ilgili uğraşırken daha büyük darbelerle karşı karşıya kalırken, bir de bu gelirlerimizin elimizden alınması noktasında artık hepimiz zaten sessiz bir çığlık ortaya atıyoruz. Biz bu sesimizin duyulmasını istiyoruz. Bu akaryakıt istasyonu Karabağlar Belediyesi'ne ait değildir. Bu akaryakıt istasyonu Karabağlarındır. Bunu özellikle söylüyorum. Burası herhangi bir ticari işletme değildir. Buradan elde edilen gelir, Karabağlar'ın 500 bin nüfusuna, 58 mahallesine aittir. İstasyon da hepimize aittir.
İstasyonun kapatılması sonrası çıkacak karara göre kamu zararı davası açacaklarını da dile getiren Kınay, “istasyonumuzla ilgili, akaryakıt istasyonu ile ilgili kamuoyunda pek çok yalan yanlış bilgiler üretildi, spekülasyonlar yapıldı, kişi ve kişiler tarafından yanlış beyanlar verildi, park alanı olduğu gibi ya da sanki özel bir firma, özel bir şirket işletiyormuş gibi. Sigortasız işçi çalıştırdığımız suçlaması ile bile karşılaştık. Hepsinin yanıtını verdik. Bu anlamda özellikle kendimiz gidip bir açıklama yaptık ve bu idari süreç ve hukuki süreç devam ederken de tabii ki mahkemenin kararıyla beraber, kararın sonuçlarına göre bizler bu yaşadığımız kamu zararının tazmini noktasında da ilgili tüm süreçleri sonuna kadar yürüteceğiz, tüm hukuki haklarımızı yürüteceğiz, hukukla ilgili tüm süreçleri yürüteceğiz.
Bugün dördüncü gün paylaşımlarla, sözlerle, desteklerle beraber aslında biz Karabağlar'da ne kadar büyük bir aile olduğumuzu, ne kadar doğru işler yaptığımızı da görüyoruz. Doğru olanın yanındayız, haklı olanın yanındayız. Hakkımızı savunuyoruz. Bu kamunun hakkıdır, vatandaşın hakkıdır, hepimizin hakkıdır. Dolayısıyla herkesin de bu sesimize ses olmasını istiyoruz. Bir an önce de üst mahkemenin doğru bir şekilde kararını verip bize de hakkımızı geri vereceğine inancımız tam diyelim.





