Sağır sultana seslense bu taban herhalde çoktan seslerini duyururlardı. Ama olmuyor Cumhuriyet Halk Partisi'nin cefakar, çileli tabanı ne yapsalar seslerini Genel Merkeze duyuramıyorlar. Talepleri olumlu yanıt bulamıyor üsttekilerden. Üsttekiler sadece seçimde koşturma, kapıları birer birer çalma, mitinglerde alanları doldurma görevi veriyorlar aşağıdakilere. Üyelerle hakim gözetiminde bir ön seçim istiyor aşağıdakiler. Bir an önce aday belirleme yöntemleriyle ilgili karar bekliyorlar, takvim bekliyorlar. Ancak yukarıdakiler bu talebin gereğini yapmak yerine kendi yüzdelik paylarını artırdıklarının duyurusunu yapıyorlar cümle aleme. Disiplin kurullarına kimleri gönderdiklerini duyuruyorlar iyi bir şey yapmışçasına. Görmüyorlar, fark etmiyorlar ki böyle giderlerse aşağıdan yukarıya yolun sonu görülüyor. Görmüyorlar ki böyle giderse bu partiyi büyük bir başarısızlık bekliyor. Sanki peşlerine düşmüş büyük milyonlar varmış ki arkalarında onlarla beraber yürüyenleri, yürümek isteyenleri de bıktırıp uzaklaştırmak istiyorlar yanlarından. Sanki aralarında çok sayıda Süheyl Batum'lar, Hüseyin Aygün'ler, Birgül Ayman Güler'ler varmış gibi düşünce özgürlüğüne tahammülsüzlük gösterip patiden kovmaya çalışıyorlar. Binlerce insanı küstürdünüz, kırdınız, attınız bunca zamanda elinize ne geçti. İktidar mı olabildiniz ? Güçlü bir ana muhalefet mi olabildiniz? Ülkenin dağında- taşında, ovasında - yaylasında var mı olabildiniz? Kuzeyinde- doğusunda hüküm mü sürebildiniz?Tabi ki hayır. Bunların hiç birini yapamadınız tüm ümitlere, çabalara rağmen. Demek ki olmuyor. Suç aşağıdakilerde değil siz yukarıdakilerde. Siz doğru bakamıyorsunuz bu ülke sorunlarına. Siz yeterince iyi tanımıyorsunuz bu ülke insanlarını. Vazgeçtim yetmiş beş milyon insanı iyice tanımanızdan siz bir buçuk milyon üyenizi bile yeterince tanımıyorsunuz. Onları anlayamıyorsunuz. Onları dinlemiyorsunuz. Onların istemlerini ciddiye almıyorsunuz. Oysa onlar anlatmaya, seslerini sizlere duyurmaya çalışıyorlar. Açın sosyal iletişim ağlarını görün bakın sizlerle ilgili neler neler yazıp, ne kurtuluş reçeteleri öneriyor yurtseverler. Hadi biraz dinleyin onları, önem verin önerilerine. Yoksa çok üzgünüm amma bu gidişle sizler yine başaramazsınız.
Bakın dün İzmir İl Yönetiminde görev yapmış, İzmir'de bir çok kesimin tanıdığı Doktor Merih ŞAN neler söyledi bana. Aynen aktarıyorum bu küstürdüğünüz partili dostumun önerilerini:
'Üzerimizde bir miskinlik var. Küsler dargınlar var aramızda Çipli kardeşim..Eskiler yeniler var.CHP'nin tabanıyla, tavanı arasında sıkıntı var!Parti üyeleri genel merkeze güvenlerini kaybetmiş durumda. Daha bir hafta önce Genel başkan 'ön seçim' dedi. Dün PM'den 110 milletvekili kontenjan olacak diye karar çıktı! Partinin atalet içinde olduğu ve her gün yeni kan kaybının yaşandığını anlamak için kehanete ne gerek? Önümüzde tehlikeli bir genel seçim var!'
Ve CHP küskünleriyle, kavgalarıyla, tutarsızlıklarıyla, bıkkınlıklarıyla; yeni bir hüsrana doğru gidiyor!' diye başlıyor anlatmaya Dr. ŞAN. Sonrada uzun zamandır kafasında tartıştığı, sağa sola danışıp görüş sorduğu, nabız yokladığı şu önerisini söylüyor tartışılsın diye.
Bir çözüm önerisi geliyor aklıma; ki başka çare de yok! Bir toparlanma sürecini başlatır gibi geliyor bana diye giriyor söze. Ve aynen şu öneriyi getiriyor gündeme:
'Bizim bir rüzgara ihtiyacımız var. Hani Kemal Kılıçdaroğlu'nu getirip genel başkanlık koltuğuna oturtan o rüzgar gibi, kuvvetli bir esintiye. Bir poyraza! Sert, deli dolu ama, o heyecanı devrimcilerin yüreklerinin içine savuracak bir poyraza ihtiyacımız var!
Önerim bir 'Eş Başkanlık Süreci.'HDP uyguluyor. Aslında AKP de uyguluyor. Bugün AKP'nin eş başkanı Erdoğan'dır. Demem o ki;
Bu partinin Deniz Baykal'a ihtiyacı var! Bu artık tartışılmayacak bir gerçek!
Ve, O'nun görevden kaçmayacağı da bir gerçek! Öyleyse, gerçeklerden hareketle…
Kılıçdaroğlu'nun onurunu zedelemeden…Kırmadan, suçlamadan bir eş başkanlık sistemini hayata geçirmek gerekiyor!Bu formül belki CHP'yi yenilgiden kurtarmayacaktır ama; en azından dibe vurmasını engelleyecektir…
Görüşüm o ki;Eş başkanlık; küskünleri bir araya getirecek, dağılmış CHP'yi bir toparlanma sürecine sokacaktır. Bu partide heyecan ve çalışma hissi doğuracaktır… Atalet kaybolacak parti içinde bir siyasi yarış havası hakim olacaktır. Her şeyden önemlisi kaybolan güven duygusu herkesin içine yerleşecektir.Yoksa; İşimiz zor!'
Ve CHP küskünleriyle, kavgalarıyla, tutarsızlıklarıyla, bıkkınlıklarıyla; yeni bir hüsrana doğru gidiyor!' diye başlıyor anlatmaya Dr. ŞAN. Sonrada uzun zamandır kafasında tartıştığı, sağa sola danışıp görüş sorduğu, nabız yokladığı şu önerisini söylüyor tartışılsın diye.
Bir çözüm önerisi geliyor aklıma; ki başka çare de yok! Bir toparlanma sürecini başlatır gibi geliyor bana diye giriyor söze. Ve aynen şu öneriyi getiriyor gündeme:
'Bizim bir rüzgara ihtiyacımız var. Hani Kemal Kılıçdaroğlu'nu getirip genel başkanlık koltuğuna oturtan o rüzgar gibi, kuvvetli bir esintiye. Bir poyraza! Sert, deli dolu ama, o heyecanı devrimcilerin yüreklerinin içine savuracak bir poyraza ihtiyacımız var!
Önerim bir 'Eş Başkanlık Süreci.'HDP uyguluyor. Aslında AKP de uyguluyor. Bugün AKP'nin eş başkanı Erdoğan'dır. Demem o ki;
Bu partinin Deniz Baykal'a ihtiyacı var! Bu artık tartışılmayacak bir gerçek!
Ve, O'nun görevden kaçmayacağı da bir gerçek! Öyleyse, gerçeklerden hareketle…
Kılıçdaroğlu'nun onurunu zedelemeden…Kırmadan, suçlamadan bir eş başkanlık sistemini hayata geçirmek gerekiyor!Bu formül belki CHP'yi yenilgiden kurtarmayacaktır ama; en azından dibe vurmasını engelleyecektir…
Görüşüm o ki;Eş başkanlık; küskünleri bir araya getirecek, dağılmış CHP'yi bir toparlanma sürecine sokacaktır. Bu partide heyecan ve çalışma hissi doğuracaktır… Atalet kaybolacak parti içinde bir siyasi yarış havası hakim olacaktır. Her şeyden önemlisi kaybolan güven duygusu herkesin içine yerleşecektir.Yoksa; İşimiz zor!'
Evet aynen bunu öneriyor deneyimli politikacı Dr. Merih ŞAN. Haydi tartışmaya açalım. Ne kaybederiz? Bu önerisini benim gibi bazı gazeteci arkadaşlarla da paylaştığını söyledi bana. Dilerim gündeme düşer de uzun uzun tartışırız. Yoksa çok tartışacağız CHP Genel Merkez adayları ön seçimle mi belirleyecek, yoksa merkez atamasıyla mı diye. Ha yüzde onbeş olmuş yukarıdakilerin payı ha yüzde yirmi. Sonuçta aşağıdakiler havasını alacaklar, yukarıdakilerde başaramayacaklar ya.