Ülkece 1 Kasım'a ısınmaya başladık. Türkiye sandık taşıma/birleştirme kararlarını tartışırken, İzmir siyasetinde AK Parti, sürükleyici adayı Binali Yıldırım rüzgarının avantajını yaşamaya başladı.
Lideri bu kentten aday olan CHP'nin Yıldırım'a özel strateji geliştirmek için kafa yorduğu şu günlerde MHP teşkilatları 'Bahçeli'nin listede yaptığı operasyonun' şokunu üzerlerinden atmaya çalışıyor.
Kadın adayları ikinci sıraya getirip, 3 ay önce vekil seçilen Murat Koç ve Aslan Savaşan gibi kentin yakından tanıdığı, sevdiği isimleri ateşe atan Bahçeli'yi anlamaya çalışan MHP teşkilatlarında 1 Kasım'a dönük endişeler artmış görünüyor. Son süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere AK Partililerin artan milliyetçi söylemleri, Tuğrul Türkeş ve Eski BBP'lilerin AK Parti'den aday yapılmasıyla yaşanan 'taban kayması' korkusunu Bahçeli'nin liste operasyonuyla birleştirince, MHP teşkilatlarının İzmir'e ilişkin kaygılarına hak vermemek elde değil...
Her ne kadar anketlere göre MHP oy kaybetmiyormuş gibi görünse de partinin 7 Haziran'dan önceki durumunda olmadığı kabul ediliyor. Bahçeli'nin 7 Haziran'dan sonra 'koalisyon görüşmeleri ve TBMM seçimlerinde' ortaya koyduğu duruşun da partisine ivme kaybettirdiği genel kabul gören bir durum. Yani uzun lafın kısası, İzmir özelinde değerlendirecek olursak, MHP'nin 4 vekil çıkarması bugün için çok kolay görünmüyor.
İl Başkanı Necat Karataş'ın işi zor... 7 Haziran sürecinin yükünü önemli ölçüde taşıyan ama 3. sıraya düşen vekillerin bir şekilde motive edilmesi yapılması gereken ilk iş gibi görünüyor. Ardından tabanda yaşanacak olası kırık faylarla mücadele…
*
CHP'ye baktığımızda, 1 Kasım'a dönük ciddi bir motivasyonsuzluk göze çarpıyor. AK Parti'de günler öncesinden kurulan SKM (Seçim Koordinasyon Merkezi) CHP'de henüz kurulmuş değil… Kurulmuşsa bile vekil adaylarını sevk ve idareden yoksun.
İlk toplantılarını önceki gün yaptılar. Yani seçime 1 ay kala…
Ve yapılan toplantının içeriği son derece zayıf… Dahası o toplantının seçime 1 ay kala değil 7 Haziran'dan hemen sonra yapılması daha uygun düşerdi. Kılıçdaroğlu'nun aday olduğu kentte CHP'nin bu kadar rahat olması hayra alamet sonuçlar doğurmaz. İzmir'in siyasal yapısına/dokusuna güveniyorlarsa, 7 Haziran'a biraz daha yakından bakmalarını öneririm. Yüzde 44 oy ve 12 vekildir, önseçim yapılan ve Kılıçdaroğlu'nun aday olduğu İzmir'den alınan sonuç. Tabi ki CHP'nin genel performansında sorun görünmüyor. Hatta her fırsatta CHP için '7 Haziran sonrasındaki süreci en iyi yöneten parti' ibaresini kullanıyoruz. Ama toplumsal/siyasal kutuplaşmanın bu denli zirve yaptığı bir ülkede seçmenin tercih değiştirmesi çok özel stratejiler gerektirir.
CHP ise İzmir'de sahaya çok sağlam bindirme yapan Binali Yıldırım'ı izlemekle yetiniyor şu anda.
Seçim beyannamesinin açıklanmasıyla sahaya inmesini beklediğimiz CHP'nin Binali Yıldırımlı AK Parti'nin hızını kesmek için neler yapacağını izleyip, göreceğiz.
*
AK Parti cephesi oldukça hareketli.
Sahaya çok hızlı inen Binali Yıldırım ilk olarak teşkilatını harekete geçirdi. Aday listesiyle teşkilatını sürece motive etmeye çalışan Yıldırım, listede yer bulamayan kesimlere dönük de operasyonel adımlar atıyor.
Listeden çıkarılan Cemil Şeboy'un Balkan-Rumeli göçmenleri cephesindeki boşluğunu doldurmak için Kerem Ali Sürekli'yi bu kesimin temsilcisi ilan eden AK Parti, Balkan-Rumeli göçmenlerini temsil eden STK'ları Sürekli'nin arkasına dizmeye çalışıyor.
AK Parti'nin kurucularından biri olan Sürekli, bugüne kadar çok da kullanmadığı 'Girit Göçmeni' kartını en azından bu süreçte daha fazla kullanacak gibi görünüyor.
Şeboy'un yerini tutar mı tutmaz mı 1 Kasım akşamı göreceğiz tabi ki.
Diğer taraftan listenin ön sıralarında çok da yer alamayan Kürt kökenli seçmene dönük de operasyonel adımlar atan Yıldırım, Doğu-Güneydoğu kökenlileri temsil eden 'kanaat önderleriyle' özel görüşmeler, kapalı devre toplantılar yaparak onları da sürecin içine çekmeye çalışıyor.
Necip Kalkan, Fevzi Bayram ve Veysel Güldoğan gibi isimler üzerinden bu kesimden HDP'ye oy kaymasını önlemeye çalışan Yıldırım, kentin farklı kesimleriyle temas kurarak, 1 Kasım sonrası AK Parti'nin tek başına iktidar olacağı inancını aşılamaya çalışıyor.
Konuşmalarında 'ekonomik ve siyasal istikrar' vurgusunu öne çıkaran Yıldırım 1 Kasım'ın faturasını peşinen kabullenmiş görünüyor.
'Bu partiye AK Parti tabelasını asanlardan biriyim. Herkes çekildiğinde hesabı ödeyecek 3-5 kişiden biri de ben olurum' diyerek bir nevi 2 Kasım mesajı veren Yıldırım, kim ne derse desin İzmir siyasetinde partisi adına haklı bir rekabet ortamı oluşturmayı ilk günlerden başardı.
Bu enerjisini ne kadar sürdürebilir yahut ülke gündemi ne kadar müsaade eder bilemeyiz. Bildiğimiz şey şu anda rakiplerinin de içinde bulunduğu tablo dikkate alındığında Yıldırım'ın takımının maça daha hazır olduğu ve iyi başladığı…
DEVAM EDECEK…
-
Gizlilik Politikası | Ege'de Son Söz Gizlilik Sözleşmesi İletişim Topluluk Kuralları | Ege'de Son Söz Yayın İlkeleri | Ege'de Son Söz Dünyadan EgeTeknoloji Yerel Politika Yerel Yönetimler Aliağa Haberleri Balçova Haberleri Bayındır Haberleri Bayraklı HaberleriBergama Haberleri Beydağ Haberleri Bornova Haberleri Buca Haberleri Çeşme Haberleri Çiğli Haberleri Dikili HaberleriFoça Haberleri Gaziemir Haberleri Güzelbahçe Haberleri Karabağlar Haberleri Karaburun Haberleri Karşıyaka Haberleri Kemalpaşa Haberleri