AK Partili Çankırı, Büyükşehir'e yüklendi: Sizi rahatsız etmeye devam edeceğiz!
AK Partili Çankırı, Büyükşehir'e yüklendi: Sizi rahatsız etmeye devam edeceğiz!
İçeriği Görüntüle

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Çelik'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"25.yılla ilgili hazırlıklara şimdiden başlamak üzere MYK'mız bunu değerlendirmeye almıştır. Terörsüz Türkiye gündemimizde. Meclis çalışmalarını değerlendirerek MYK gündemini tamamlayacağız. 27 Nisan muhtıra darbe mekaniği açısından milletten alınan gücün yaralanması, işlevsiz bırakılması bakımından siyaset karşıtı gelenekti. AK Parti hükümeti bunu kağıt parçasına çevirdi. Bu Türkiye siyaseti açısından devrimci dönüşümdür. Türkiye'nin siyasetinin, demokrasisinin üzerindeki çirkin vesayet uygulamasının bitirilmesidir.

VON DER LEYEN'İN TEPKİ ÇEKEN SÖZLERİ
Dış politikadaki gelişmeleri yakinen takip ediyoruz. Gerek Rusya-Ukrayna savaşı gerek Gazze konusunda gerek diğer kriz alanları şu anda İran konusunda, ülkelerin arasındaki ittifaklar çatlıyor. AB bütün olarak hareket edemiyor. AB Komisyon Başkanı Leyen'in talihsiz açıklaması oldu. Türkiye'yi de katarak Avrupa'ya nüfuz etmesini engellenmesi gerektiğini ifade etti. Bu AB'nin şu anda niye böyle olduğunu gösteren temel açıklama.

Göç ve güvenlik konusunda sürekli kapımızı çalanların kafasının arkasını göstermesi açısından çok önemli. Tabii bu bir sır değildi. Fasıllarda kurala dayanmayan uygulamalar, ilerlemelere dönük tıkanmalar aslında bir aydınlanma Avrupası yaklaşımını değil; Hristiyan kulübü Avrupa'sını gösteriyor. Biz de bu konuda uyarımızı yapıyorduk. AB bunu Rusya-Ukrayna savaşında yaşıyor, Gazze konusundaki savrulmalarını görüyoruz. Burada Leyen'e sorulması gereken şey; bir aday ülkeye dönük çifte standardınızın ideolojik temelleri nedir, diye sormak gerekir. AB hiçbir zaman stratejik ve siyasi bir güç haline gelemedi. NATO meselesinde kendi güvenliğini bile kendi sağlayamayan birlik durumunda.

Leyen'in bu tutum içine girmesi AB'nin bugün neden bu halde olduğunu iyi gösteren bir şey. Madem Türkiye Balkanları ve Avrupa'yı domine edecek kadar büyük bir güç, o zaman bu güç ile işbirliği yapmaları gerekir. Türkiye'nin diğer ülkelerden farkı AB'ye aday ülke. Onu bu kadar güçlü görüyorsunuz, doğrusu bu aday ülkeyle işbirliği yapmaktır. Bu vizyona ulaşmalarını temenni ediyoruz.

İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI
Netenyahu ve katliam şebekesinin sadece Müslümanlarla sınırlı olmadığını insanlığın tüm şubelerine karşı olduklarını söylüyorduk. Lübnan'da İsrail askerinin Hz. İsa'ya ait heykeli parçalamasında nefret doğal olarak Hristiyan aleminin tepkisini çekti. Bunların Müslümanların, Hristiyanların değerlerine hiçbir saygıları yok. İnsanlık ittifakının bu fanatizmi durdurması gerektiğini söylüyoruz. Papa'nın savaş karşıtı ifadelerinin dikkat çekici olduğunu belirtmek isterim. Katolik din adamı dört ölçüden bahsediyor birincisi adil neden, niyet, savaş son çare, orantılı araçlar söz konusu olmalıdır diyor.

"ATEŞKES KALICI BARIŞA DÖNMELİ"
Kudüs'ün statüsünün korunması konusunda insanlık ittifakının ortak hareket etmesi gerekliliği bir kez daha görülüyor. ABD'nin haksız ve hukuksuz şekilde İran'a yaptığı saldırıdan sonra ortaya çıkan tabloyu dikkatle takip ediyoruz. Ateşkes kalıcı barışa dönmeli. İslamabad'daki müzakerelerin sağlıklı ilerlemesini talep ediyoruz. Daha büyük insani trajedilere yol açılmamalıdır. Uluslararası toplum da barışa güçlü destek vermelidir.

"1 MİLYONDAN FAZLA KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ"
İsrail Lübnan'a saldırarak, başka yerlerde kriz çıkararak Gazze'yi unutturmaya çalışıyor. 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Hava ve kara harekatlarıyla işgal ediyor. Lübnan'ın tarihi değerlerini de tahrip ediyor. Burada insani felaket giderek büyüyor, ateşkese rağmen bir masa zeminine rağmen İsrail saldırganlığını aynen devam ettiriyor. Lübnan konusunda uluslararası toplumun hassasiyet koyması gerekiyor. İsrail Gazze konusundaki ilk aşamadaki yükümlülüklerinin hiçbirini yerine getirmiyor. Tek taraflı dayatma ve şartlarda bulunuyor.

İlk aşama için mutabık kalınmış olan yardımların Gazze'ye ulaşması, Refah kapısının açılması gibi ilkelerin yerine gelmesi lazım. İkinci aşamayı engelleyen güç İsrail'dir. Batı Şeria'yı Gazzeleştirmek için yoğun çaba sarf ediyor. Dış politika gündeminde sayın Cumhurbaşkanımızın mesaisi en yoğun şekilde barışın sağlanması, diplomasi masalarının güçlendirilmesi ekseninde devam etmektedir.

Bu zamanlar insanlık ittifakı adına doğru ilkeleri çalıştırmanın zamanlarıdır. Bunun dışında hareket edenler daha büyük sıkıntılarla kendilerini karşı karşıya bırakacaklardır.

SORULAR VE YANITLAR
(Macron'un tepki çeken Türkiye açıklaması) Fransa'nın açıklamalarını yakında takip ediyoruz. Rasyonel bir zemine oturmuyor. Başka NATO müttefikleriyle ittifak kurduğunu ifade ederken Türkiye'yi karşısına alan söylemleri yanlıştır. Sayın Macron 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti' demişti. Daha sonra geri adım attı. Fransa'nın tavrı doğru değil. Akdeniz'deki istikrarsızlık, Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesiyle ilgilenmektedir. Suriye'nin istikrarına katkı sağlayacak siyasi teşvik içerisinde olması gerekir. Fransa'nın, ABD'nin İran'a saldırısı konusunda daha net konuşması gerekir. Ne zaman bir tartışma çıksa Rum kesiminin etrafında bayrak göstermekten, Yunanistan'la ittifak kurmaktan bahsediyor. Bu tip tavırların Yunanistan'a, Fransa'ya, Akdeniz'in güvenliğine NATO müttefikliğine ne katkısı var? Bütün bu soruların cevabı negatiftir.

Yunanistan'ın Türkiye ile sorunlarını masada çözme imkanı var iken, İsrail'den başkalarına kadar ittifaklar peşinde koşup, Türkiye karşı ittifaklarla elde edeceği nedir? Türkiye ile Yunanistan berrak ve net müzakereler yoluyla kendi çözeceği kapasiteyi üretsin diyoruz. Otobandan ayrılınca şarampole düştüğü görülmüştür. Siyonist şebeke ile yan yana durmak kendilerinin bileceği iştir. Uluslararası sorunda tarihin doğru tarafında durmuyorlar. Attığı adımların ne kadar yanlış olduğu son yıllarda üst üste görülüyor.

(Tepki çeken Kılıçdaroğlu yazısı) Biz CHP ya da başka parti, bazı köşe yazarların tartışmaları bizi ilgilendiren tartışmalar değil. Kullanılan o ifade Alevi canlarımızı, vatandaşlarımızı inciten ifadedir. Onları inciten ifadeden biz de inciniriz. O ifade bir nefret söylemidir. Doğrudan nefret söylemi olarak kodlanmalı ve tümüyle kategorik olarak reddedilmelidir. Bu şekilde çirkin ifadeler kullanılmasını lanetliyoruz ve reddediyoruz. Bunu kendimize yapılmış sayıyoruz. Bu nefret söylemlerinin ahlaki olarak mahkum edilmesi lazım. Bunlarla ilgili hassasiyetler konusunda daha güçlü ses çıkarmamız lazım. Bu çirkin ifadeleri insanlığımıza yapılmış bir çirkinlik olarak görüyoruz. Ve reddediyoruz."