Gençlerbirliği deplasmanından zaferle dönen Göztepe muhteşem taraftarı önüne çıktığı önemli mücadelede Galatasaray’a 3-1 mağlup oldu. Skordan bağımsız olarak konuşmak gerekirse sadece 46 ile 65. dakikalar arası alışılagelmiş futbolunu ortaya koyan Göz-Göz özellikle ilk devre koşmayan, pres yapmayan ve rakibine karşı tepkisiz kalan tavrıyla büyük hayal kırıklığı yarattı.
Lig liderinin yedek kadrosu ile lig beşincisi arasında bu derece performans farkının oluştuğu ilk yarı, Süper Ligin mi kötülüğünden yoksa Göztepe’nin mi kadro kalitesi eksikliğinden kaynaklanıyor ciddi ciddi tartışılması gereken bir konudur. Arda Okan’ın Uğurcan’a nişanladığı vuruş haricinde akıllarda iz bırakan herhangi bir pozisyonumuzun olmaması oldukça üzücüydü.
İkinci devreye sihirli değnek dokunmuşçasına kabuk değiştiren, üzerindeki ölü toprağını da atmış görünen Göztepe yaklaşık 20 dakika boyunca rakibine adeta sahayı dar etti. Juan’ın mükemmel kafası hepimizi umutlandırmış olsa da üst üste kaçırdığımız goller maçı çevirebilmek adına önemli fırsatlardı. Juan’ın al da at dediği topu boş kaleye yuvarlayamayan Janderson “Bu kadar da olamaz” dedirtti. Futbolun ana kurallarından biri olan atamayana atarlar prensibi en güçlü yönümüz olan hava toplarında belirdi ve Barış’tan sonra Lemina da filelerimizi havalandırdı.
Özellikle bu maç özelinde konuşmamız gereken en önemli unsur yedekten oyuna dahil olan Antunes, Krastev ve Jeferson ‘dur. Ligin devre arasında transfer edilen bu isimlerin Avrupa Kupaları hedefine katkı sağlamaları beklenirken ne sisteme ne de oyun planına kesinlikle uymadıkları açık ve net olarak görülmektedir. Romulo’dan sonra Jeferson’u, Olaitan’dan ve hatta Tijaniç’ten sonra Krastev ile Antunes’i izlemek resmen gözlerimizi kanatıyor. Takımımızın geçen sezona göre seviye ve kalite olarak %50 geriye gittiğini söylemek sanırım hatalı olmayacaktır. Avrupa Kupalarına katılan Samsunspor’un kadro genişliği bizlerden çok daha fazla olmasına rağmen 36 puanla 7.sırada kalması Göztepe için ders niteliğindedir. Avrupa Kupaları için geniş kadro ve kalite şarttır. Az bütçeli vasat oyuncularla şapkadan tavşan çıkartma çabalarının sonu hezimettir, ya bu işin hakkını vermeli veya taraftarı umutlandıran Avrupa sözleri ağızlardan çıkmamalıdır.