Kemal ARI
Tarihe şaşı bakma yanlışımız
10 Nisan 2020 Cuma

Bizim gerçek sorunlarımızdan birisi ne yazık ki budur:

“Tarihe şaşı bakma yanlışı”

Evet, biz tarihe çoğunlukla şaşı bakan bir ulusuz.

Böyle olmaması gerekiyor; ancak ne yazık ki böyleyiz.

Tarihi olayları gerçeğinden başka türlü göstermeye bayılıyoruz:

Çoğu zaman da bunu içinde bulunduğumuz siyasal etkilerle yapıyor ve tarihi yeniden kurgulamaya çalışıyoruz:

Yani yeniden inşa etmeye…

Oysa bireylerin ve ulusların böyle bir görevi olamaz.

Tarih, tarihtir. Olaylar geçmişte yaşanmıştır ve onların günümüzde etkileri vardır. Daha da ötesi, gelecekte de bu etkiler olacaktır.

Bizlere düşen bu etkileşimi açık biçimde görmek; kritik etmek, analitik bir düşünceyle çözümlemeye çalışmak ve gelecekteki etkileri üzerine de oluşabilecek varsayımlar üzerine odaklanmak…

Bunu yapabilirsek, tarihten edinmeye çalıştığımız yararları edinebileceğiz.

Ancak bunu yapmıyoruz biz:

Herkes, kendi siyasal görüşüne ya da içinde bulunduğu duygu dünyasına yandaş olaylar arıyor tarihin içinden.

Bir tür seçicilik yapıyor.

İnsanımız, işine yarayan yönleri alıyor; değiştiriyor, çoğu kez abartıyor, bambaşka bir niteliğe sokuyor gerçekleri ve bunlara dayanarak sanal bir algı dünyası yaratıyor.

Ondan sonra da bunu tek gerçek olarak görüp, başkalarının da bunu kabul etmesini bekliyor.

Ancak bu olmaz.

Bu dayatma ortaya çıktığında, gruplar ya da siyasal ideolojiler arasında çatışma kaçınılmazdır.

Toplum gerçek tarihten ve onun verilerinden yararlanmak durumundayken, sırf bu yanlış ve inatlaşma yüzünden kendini yoğun bir tarafgirliğin ve çatışma ortamının içinde buluveriyor.

Bu kendi kendimize, hatta çocuklarımıza yapacağımız en büyük kötülüktür.

Hastalıklı bir ruh halidir bu.

Bundan sıyrılmalı ve tarihte kendimize ve siyasal görüşlerimize uygun bir yer arama yanlışından derhal caymalıyız.

Bu olgunluğu ve erdemi gösterebilmeliyiz.

Bu olgunluğu yakalayamazsak, tarih bizim geleceğimizi oluşturmamıza katkı sunamayacağı gibi, tam tersine yeni ayrışmaların, kavgaların, gerilimlerin ve çatışmaların alevlenmesine bol bol malzeme sunar.

Ya bu çıkmazdan kendimizi çıkaracağız ya da körler savaşı içinde birbirimizle didişip duracağız.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Yoksulluğu yeniden düşünmek
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Bir 'Ayşecik' daha gelmedi!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Cin arabası
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Amerika’da siyahiler, beyazlar ve göçmenler
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Dünya Çevre Günü, çevrecilik ve ekolojizm
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Nefes alamıyorum
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
ABD yüzyılı krizde!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
İnsan ırkçı olamaz! Irkçıysa insan olamaz!
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Hayatımın hayali
Serdar DEĞİRMENCİ
Serdar DEĞİRMENCİ
Nazım Hikmet'ten Ahmed Arif'e
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva