Neşe ÖNEN
Hemşireleri dinleyelim
4 Nisan 2020 Cumartesi

Sevgili Yılmaz Özdil’in 4 Nisan 2020 tarihli köşe yazısı; hemşirelerin, hasta bakımının sağlanması açısından, ne kadar önemli olduğu üzerineydi. Bu yazıyı okuduktan sonra şöyle düşündüm; “Sevgili Yılmaz Özdil, beni hatırlar mı bilemem ama Ege Basın Yayın Yüksek Okulu’nda benim bir üst sınıfımda okuyordu. Yani bendeniz de hayatımın erken döneminde gazeteci olmak için yola çıkmıştım. Ancak şartlar başka noktalara getirdi. Son 16 yıldır Amerika’da hemşirelik yapıyorum. Bu nedenle Sevgili Yılmaz Özdil’in yazdıklarına ilave edecek bazı tecrübelerimi ve fikirlerimi paylaşmalıyım”.

Önce bir not düşmeliyim. Amerika’ya yerleşip hemşire olmadan önce, Türk Hava Yolları’nda hosteslik yapıyordum. O zamanlar iki meslek grubu sadece kadınların alanı olarak görülüyürdu; hosteslik ve hemşirelik. Benim hostesliğe ilk başladığım 1989 yılında, Türkiye’de henüz erkek hostes ya da kabin görevlisi yoktu. Keza, erkek hemşire de yoktu. Ne yazık ki her iki meslek grubunda çalışan kadınlara karşı, toplumun bazı kesimlerinde, çok çirkin yargılar hakimdi. Hatta bazı muhafazakar aileler, oğullarının hosteslerle evlenmelerini tasvip etmezlerdi. Aynı kötü bakış açısı hemşireler için de geçerliydi. Bugün artık her iki meslek grubunda, erkekler de çalışıyor. Her iki meslek grubunda hala aynı önyargılar geçerli mi bilemem ama yaşanılan gelişmeler; bu meslek gruplarında çalışanların  aşağılayıcı ve onur kırıcı yaftaları haketmediğini ve her iki grupta çalışanların, diğer tüm meslektekiler gibi, saygınlığı hak ettiklerini umarım bir kez daha vurgulamıştır.

Ben üniversite sınavına girmeden önce babam “Hemşire olmak ister misin?” diye, sormuştu. O zamanlar hemşirelik mesleğinin benim için hiç uygun olmadığını düşünüyordum, bu nedenle babama derhal “Asla” cevabını yapıştırdım. Fakat “Asla, asla deme” diyenlerin bir bildiği varmış ki, hayat bana büyük bir süpriz yaptı. Amerika’ya yerleşince, bu ülkede doktorlardan sonra en kıymet verilen sağlık sektörü çalışanlarının hemşireler olduğunu öğrendim. Tam yedi yıllık eğitim alarak hemşirelik fakültesini bitirdim. Bugün iyi ki hemşire olmuşum diyorum. Bu meslek bana; benden çok daha kötü koşullarda yaşayan ve yardıma ihtiyaç duyan insanlar olduğunu, sağlık ve yaşam koşullarım için şanslı sayıldığımı, insani dayanışma ve bir muhtaca el dahi uzatmanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi; mütevazi olmam gerektiğini, insan olmaya giden yolun insana yardım etmekten geçtiğini öğretti.

Hemşirelik okuluna ilk başladığımda, okul arkadaşlarım ve hocalarım “Türkiye’li” olduğumu öğrendiklerinde bana büyük ilgi göstermişlerdi. Çünkü “Hemşireliğin bir bilim dalı olarak tanınıp, ilk hemşirelik okullarının tesis edilmesinde öncü olan  ve hemşirelerin annesi kabül edilen “Florence Nightingale” bu ününü Türkiye’de Kırım Savaşı (1853-1856) yılları arasında yaptığı hizmetler sayesinde kazanmıştı. İstanbul Selimiye Kışlası’nda, beraberindeki 38 hemşire ve rahibe ile, hijyen kurallarını sıkı bir displin içerisinde uygulayarak ve savaşta yaralanan ya da hasta olan askerlerin tek başına, havalandırması olan ayrı koğuşlarda kalmalarını temin ederek, ölen askerlerin sayısının oranını yüzde kırklardan yüzde ikiye indirmeyi başarmış; Abdülmecid tarafından bu üstün başarısından dolayı madalya ile ödüllendirilmişti. Florence Nightingale; tıpkı bugünkü Corona Virüsü pandemesinde davranılması gerektiği gibi, izolasyon ve temizlik kurallarının uygulanması sayesinde, sadece yüzlerce askerin hayatını kurtarmakla kalmadı, tüm dünyaya ve tıp bilimine hastaların iyileşmesinin, bu kurallara uyan hemşireler olmadan başarılamayacaığını da ispatladı.

Bugün ben ve diğer meslektaşlarım sık sık şunu söyleriz; “Biz olmadan doktorlar hastalarını tedavi edemez”. Bu cümle; kendini çok önemseyen ve kibirli bir üslup gibi algılanabilir. Ancak öyle değil. Yaptığımız işten basit bir örnek vereceğim; hastahaneye gelen hastayı ilk hemşire görür. Onun semptomlarını değerlendirir. Hastanın bütün biyolojik ve sosyolojik verilerini analiz eder. Doktoru aramadan önce hemşerilik bilgi, tecrübe ve öngörüsüne dayanarak, hastanın ilk teşhisini koyar ve doktordan hangi labaratuvar ve radyolojik testleri istemesi gerektiğine karar verir. Sonra doktoru arayarak, hastanın genel durumuyla ilgli bütün verileri özetler. Doktor hastayı görmeden önce, hemşire doktora yardımcı olabilecek bütün verileri toplamıştır. Doktora düşen, büyük ölçüde; muayene etmek ve labaratuvar ile radyoloji için tetkik istemektir. Fakat hemşirenin işi burada bitmez. Doktor gerekli tedavi yönteminine karar verdikten sonra; hastanın bakımı ve iyileşmesi için gerekli olan tüm çaba ve özveri hemşirelere kalmıştır. Bu yüzden biz deriz ki; “Hastalarımızı iyileştiren doktorlar değil, biz hemşireleriz. Doktor teşhis koyar, ancak tedaviyi bizzat biz yaparız, hastaya biz bakarız, hastaya biz ne kadar iyi bakarsak hasta o kadar kısa sürede iyileşir”. Bundan sakın; doktorların görevini küçümsediğim gibi bir anlam çıkarılmasın. Ancak, doktor reçeteyi yazar ve gider. Ya sonrası? O reçete hassasiyetle uygulanmazsa, reçetenin ne önemi kalır?

Aslında tüm sağlık ekibi; doktoruyla, hemşiresiyle, hasta bakıcısı, hademesi, aşçısı, kat görevlis vs bir bütünüz. Hasta bakımı bir ekip işidir. Ekip ruhu ve dayanışması gerektirir. Birimiz işini iyi yapmazsa bu diğerinin işini de etkiler ve zora sokar. On dört yıllık hemşirelik hayatım bana iki şeyi çok iyi öğretti; hasta bakımı için hijyen ve izolasyon birincil iyileşme şartı ise ikincisi; sağlık çalışanları arasındaki organize işbirliğidir. Türkiye ve dünya Corona Virüsü pandemesini aşabilir. Florence Nigtingale’in zamanındaki tifüs, kolera, dizanteri gibi ölümcül salgın hastalıklar dünya sathında zaman zaman yaşanmıştır. Ve bütün bu pandemiler; ilaç ve aşı bulunmadan, sadece izolasyon ve hijyen tedbirleri sayesinde önemli ölçüde atlatılmıştır. Florence Nihgtingale bunu 200 yıl önce kanıtladı. Bu yüzden ben derim ki; “Hemşireleri dinleyelim”...

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Acıların küçük hanımefendisi
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Tatilim ne olacak!
Ender ALDANMAZ
Ender ALDANMAZ
Neden Adnan Süvari Sezonu?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Biyoçeşitlilik neden bu kadar önemli, anladınız mı?
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
6. Güneş!
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Mescid-i Nebevi’de canlı dans ve müzik
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Sosyolojik açıdan Avrupa’da yaşayan Türklerin karşılaştıkları kültürel sorunlar, zorluklar
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Tunceli’ye geçmek
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Mahşerin dört doğrusu
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva