Tayfun MARO
Gösteri ve itiraz
7 Ekim 2019 Pazartesi

Yüzyılımız, sistemde yaşanan paradigma çökmesiyle açılan tükeniş çağına tanıklık ediyor.

Çevre sorunlarının ve iklim değişikliğinin yeryüzünü yaşanılmaz kılmasından endişe ediyoruz.

Kapitalist sistemin içinden geçtiği krizde, dengelere geri dönüş ihtimali git gide azalıyor.

Dünya nüfusunun dörtte üçünün yoksulluğu, sisteme olan güveni enikonu sarstı.

İnsan varlığını tehdit eden olumsuz gelişmeler, sistemi dengeden çıkaran ekonomik kriz ve giderek büyüyen sosyal sorunlar karşısında, halkların muhalefeti yeryüzü ölçeğinde büyüyor.

Hal böyle olunca, isyan büyürken, “her şey tam da olması gerektiği gibi,” diyeceğim ama olmuyor; yolunda gitmeyen bir şeyler var. İnsanlığın kendisi için iyi bir gelecek talebini mümkün kılacak gelişmeler olmuyor.

Öyle ki, karşı çıkma ihtiyacı salt gösteriye dönüşmüş, görüntü ve gürültü kıvamında sürüyor. Söz ve eylem adeta boşluğa savruluyor.

Değerler sisteminde meydana gelen çöküşün yanı sıra, yapay zekânın endüstriyel ve tarımsal üretimde olsun, kamu yönetiminde ve iletişimde olsun başlattığı değişim ve dönüşüm, ezberleri bütünüyle bozdu.

Ezber bozulması, kavramların içinin boşalması ve toplumsal değişim; Bunlar, yeni durumu kavramanın önündeki engellerdir.

Sözün söz olmaktan çıktığı koşullarda, görüntü ve gürültüden ibaret bir devingenlik, itirazın kendisi oluyor. Mazlum halkların yaşam koşullarını iyileştirmeyen itirazlar…

Ve yoksullaşan toplumlar ile dünya nimetleri arasındaki mesafeler giderek açılıyor.

Yanı sıra, bozulan ezberler ve çöken paradigma sadece mazlum halkların mücadelesine zarar vermiyor fakat aynı zamanda, muktedirlerin iktidar alanlarında da sorun yaratıyor.

Bu nedenle, muhalefetin görkemli bir gösteri olarak sürmesi, kapitalistleri memnun ediyor.

Dünya nimetlerinden payımıza düşeni almak için, eşitsizlik üreten sisteme itiraz ediyoruz.

İyi de, payımıza düşen nedir?

Payımıza düşeni, her ideoloji kendine göre tanımlıyor. Ancak teorik olarak mümkün gibi görünen çözümler pratikte sonuç vermiyor.

Bir ihtimal, koşullarda görece eşitlik sağlanabilir...

Öyle ya da böyle, her insan, yeryüzü nimetlerinden payına düşeni, hakkı olanı talep ediyor. Fakat bu talebin gerçekleşmesi, karar süreçlerine her kişinin katılmasını sağlayan sistemin ve siyasal temsilin kusursuz işlemesini gerektiriyor.

Oysa biliyoruz ki katılımcılık ilkesi ve siyasal temsil sadece ve sadece göz boyamak için vardır.

Çağımızda, hak aramak ve itiraz etmek, bir gösteri olarak gürültü ve görüntüyle aynılaşmıştır. Mesela, 30 bin kişi, Kaz Dağları’nda piyano konseri izleyerek altın madenini protesto edebilir. Bu, gösteri olarak mükemmeldir.

Ama o 30 bin kişi, arama iznini veren makamı basıp kararı iptal ettirmeyi, aklından bile geçirmez. (Yanlış anlaşılmasın. Bunu önermiyorum. Mesela dedim…)

Birincisi, dostlar alışverişte görsün” türünden neşeli bir protesto gösterisidir. Sonuç vermeyeceğini herkes bilir.

İkincisi ise, gerçek bir protesto eylemidir. Yüreklere korku salar. Bu yüzden, eyleme katılanların başının derde girmesi kaçınılmazdır.

Gösteri ve itiraz, bu binyılda, görselliğin öne çıktığı gösteriler olarak zihinlerimizde yer ediyor.

Ama yine biliyoruz ki, efendiler, canlarını sıkan eylemlerde, aramızdan kaç kişinin öleceğinin hesabını yapmıyorlar. Üçe beşe bakmıyor, öldürüyorlar…

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Lombak 8 Ekim 2019 Salı 08:41

Metin Feyzioğlu nerede duruyorsa ben de o noktadayım.

Yorumu oyla      0      0  
Sarı Çizmeli Memed'A. 7 Ekim 2019 Pazartesi 10:38

Gelişmiş ülkelerde, unutulmaya yüz tutmuş şöhretlerin yeniden ilgi çekmek için "düzene başkaldırı" veya "hak arama" maskesi altında sunduğu ama aslında mega volume bangırtılar eşliğinde "depinmek" ve eh biraz da "vicdan boşaltmak" amacıyla yılda bir kez falan filan düzenlediği protestomsu(?) konserleri de sözünü ettiğiniz "neşeli protesto gösterileri" arasında sayabiliriz... diye düşünüyorum.

Yorumu oyla      1      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Attila İlhan düşünceleriyle yaşıyor
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
İzmir-İstanbul hattı
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Sevdiğiniz kadının ayakkabısından şampanya içer misiniz?
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Sözün haysiyeti
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Mektup
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Adım adım Terra Madre Anadolu’ya…
Nüvit TOKDEMİR
Nüvit TOKDEMİR
Umudu çoğaltanlar
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
İzmir-İN
Erkan SEVİNÇ
Erkan SEVİNÇ
Ters köşe
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
Neden Bogota başkanından örnek verdi?
ÇOK OKUNANLAR
SPOR CAFE
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva