Harun ÖZDEMİR
Gelecek, gelecek mi?!
22 Ekim 2018 Pazartesi

Rûm suresi; Elif, Laaam, Miiim şeklinde insanların alışık olmadığı harflerle Dikkat! Dikkat! diyerek başlar.

Dikkat! Dikkat! Uyarısından sonraki ayet, sözü eğip bükmeden “Rûmlar yenildi!” der. Üçüncü ayette ise büyük keşiflerin yapıldığı ve uygulandığı Rûm coğrafyasında yenilgiden sonra tekrar galip gelineceğine vurgu yapılır.

Yenilgi; yardımlaşma ve dayanışmanın zayıfladığı, iç çatışmaların ve güvensizliğin egemen olduğu, bireyciliğin ve bencilliğin kurtuluş sanıldığı bir dönemin arkasından, yaklaşık 60 yıl denebilecek toparlanma süresinden sonra Rûmların tekrar galip geleceği haberi verilir.  

Dördüncü ayet de, üçüncü ayet gibi bir zaman ve mekan zarfı () ile başlar.

Dördüncü ayette, Rum beldelerinde periyodik olarak tekrarlanan çöküşlerin ve toparlanışların tarihi verilir!

Soru şudur:

Rûm beldelerinde insanlığın geleceğini değiştirecek toparlanış ve büyük buluşlar tekrar ne zaman olacak?

Bu gerçekten tekrar edecek mi?

Ayrıca bunu tarihlemek mümkün müdür?  

 

Dördüncü ayet, bu zamanın “3 ile 9 yılları arasında” olacağını haber veriyor!

-Dördüncü ayette “3’üncü yılda başlan ve 9’üncü yılda yeni bir aşamaya gelen” bir periyoda vurgu yapılıyor. Dikkat çeken birinci nokta budur!

-İkinci nokta, “Acaba hangi on veya doksan yılın içindeki kaçıncı 3 ile 9 yıllar arasıda?

-Üçüncü nokta “Bütün süreç sadece 3 ile 9 yılları arasındaki 6 yılı mı kapsamakta?” Yoksa

-3 ile 9 ve onun katları olan 30 ile 90 ve 300 ile 900 yıllarını da kapsamakta mıdır?

Akıp giden zamanda hangi takvime göre “3 ile 9’lu yıllar”?

***

Rûm Suresi indiği zamanlarda geniş Rûm coğrafyasında birçok takvim kullanılmaktaydı. Rûm beldelerinin yükseliş döneminde en yaygını Hicri takvimdi.

Rûm suresi, İslam öncesi sefalete ve dibe vuruşa vurgu yaptıktan sonra coğrafyanın İslam ile tekrar yükselişinin haberini verir. Ve der ki, her çöküşten sonra bir yükseliş dönemi olacaktır.

Bu dönemler periyodiktir ve asla bir defalık değildir!

Bunun tarihsel ve sosyolojik bir yasa olduğunu dördüncü ayet, “… ÖNCEDEN böyle olduğu gibi SONRADAN da böyle olur…” ifadesi ile açıklar.

Sorun; tarih ve sosyoloji ile örtüşen takvimin hangisi olduğunu ve hangi büyük olayların bu takvime denk geldiğini belirlemektir. 

Büyük Rûm coğrafyasındaki büyük çöküş yılı bize göre 1699, Miladi takvime daha uygun düştüğüne göre yeni bir yükselişin de Miladi takvimle tarihlenebileceğini düşünebiliriz.

***

Tarih ve sosyoloji esas alındığında 3 ile 9 yıllarını Miladi takvimde aramak daha doğru olacaktır. Ancak, isteyenler Hicri takvime göre de bir araştırma yapabilir. 

Öyle ki araştırmayı derinleştirmek için İlkçağdan başlayarak günümüze kadar da gelebiliriz.

Ya da en iyi bildiğimizden başlayarak daha az bildiklerimize doğru incelemeyi sürdürebiliriz.

***

Osmanlı Beyliği, 1293’te büyüme sürecine girmiş olmalı ki, altı yıllık bir hazırlıktan sonra 1299’da özerk bir beylik oldu!...

Vs vs vs…

1699’da da küçülmeye başladı…

Vs vs vs…

1919’da dibe vurduğu yerde ve zamanda, ulusal direniş başladı.

24 Temmuz veya 29 Ekim 1923’te ete kemiğe büründü…

Vs vs vs …

***

2018’deyiz.

Bugünkü soru şu:

2019 nelere gebe?!

2030… 2090… bunların projeksiyonları neler olabilir?!…

***

En iyi bildiğimiz süreç, Osmanlı Tarihi kronolojisi ise bu örneği inceleyerek geleceğe dönük projeksiyonlar yapabiliriz.

Osmanlıları; 3 ile 9 ve 30 ile 90’lı yıllarda dondurmadan periyodu 300 ile 900 ve 3.000 ile 9.000’e kadar sürdürmek aşırı bir yorum olmayacaktır.

Özetlersek;

3’de başlayıp 9’da biten 6 yıllık süreçlerde nelerin olmaya başladığını anlamak, kolay olamayabilir.

İnce fikirli ve analitik düşünebilenler için 6 yıl az bir süre değilse de kolay olmayabilir!

En azından gelişmeleri 3 ve 9’un katlarında görmek gerekir.

Başlı başına bir doktora tezi çalışması gerektiren “bid’i sinîn – 3 ile 9 arasındaki” yılları anlamaya dönük entelektüel mesai, aynı zamanda tefsir, te’vil, projeksiyon, interpolasyon ilimlerine de ciddi bir katkı olacaktır.

(Devamı var)

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Arif celik 22 Ekim 2018 Pazartesi 20:08

Sevgili hocam sizde biliyorsunuzki, Kur''an temelde bir ahlak ve hukuk kitabıdır niçin böyle zorlama işlere girip kendinizi sıkıntıya sokuyorsunuz ,hiç gerek yok.

Yorumu oyla      9      6  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Polis kurşunu ile ölen ilk üniversiteli!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Sorun, sadece seçmenin öfkesi mi?
Nüvit TOKDEMİR
Nüvit TOKDEMİR
Papi Mehmet
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Türk kimliğine husumet beslemek
Ender ALDANMAZ
Ender ALDANMAZ
İmamoğlu’nun el uzattığı Somalı köylüler
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Mahfi Eğilmez’den Yeni Ekonomi ve Çevre
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Bugün hepimiz çocuk olalım!
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklemek!
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Çok başarılı bir STK örneği: EÇEV
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Bizim Yahudiler neden susuyor?
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA EGE'DE SON SÖZ
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva