İhsan Özbelge ÖZDURAN
Toptan ve perakende anılar…
13 Mayıs 2024 Pazartesi

İkibinli yılların başı… Anneler gününe yaklaştığımız güzel bir Mayıs günü…

Kızlarağası Hanı arka kapısından çıktım… Elimdeki adresle Yemişçiler Çarşısı’nda olduğu söylenen bir sahafı arıyorum…

Karşı kaldırımda bir dükkanın önünde, alt alta üst üste duran eski eşyalarla karşılaşıyorum…

Sahibi ile yaşadığı yıllar bitmiş lakin işi bitmemiş; toz içinde kalmış, boynu bükük objelerin her biri… 

Evinden yurdundan ayrılmış bir mahzunlukla, nereden nereye geldiklerini birbirlerine anlatır gibi duruyorlardı yan yana…

Bana soracağım adresi unutturan, ceviz çerçeveli ağrandizman bir fotoğraf ilişiyor gözüme..

Nutkum tutuluyor

Orta yaşlı bir çiftin ikinci evliliklerinde çektirdikleri her ayrıntısı ile hatırladığım, Hamza Rüstem damgalı bir nikah fotoğrafı çıkıyor karşıma…

Büyük bir şaşkınlık içinde bağırıyorum… “Ama bu benim büyük halam!… “

Ve, kendimi tutamıyorum, ağlıyorum.

Beni sakinleştirmeye çalışan dükkan sahibinin hiçbir söylediğini anlamadan…

Gözlerimi bir lahza fotoğraftan ayırmadan çocukluk günlerime gidiyorum.

***

Mithatpaşa Caddesi’nde ilerleyen troleybüste hangi durağa geldiğimizi haber veren biletçinin sesi geliyor kulaklarıma… “Karantinaaa”

Köşk Sineması karşısındaki merdivenleri çıkmaya başlıyorum büyüklerimin elini tutarak.

Ve…

Merdivenlerin bitiminde sağdaki ikiz evlerden birine yaklaşıyorum sevinç içinde koşturarak…

Önünde küçük bir balkonu olan kapının, kadın eli şeklindeki tokmağına asılıyorum hızlı hızlı…

Yeşil yağlıboyalı demir kapının kuzuluk penceresi açık…

Tam karşıki duvarda asılı duran bu fotoğraf karşılıyor önce bizi…

Üzerinde kruvaze yakalı yünlü elbisesi, kulağında gül küpeleri ile büyük hala…

Ve yanında…

Onurlu yaşamını, mesleki başarılarını  omuzlarındaki  apoletlerde taşıyan üniformalı eşi...

Mis gibi yemek kokuları geliyor içerden… Kapının tokmağına heyecanla vuruyorum bir daha…

Bükülmüş beli ile yavaş yavaş yürüyerek büyük halam çıkıp geliyor, arka odaların birinden…

“Hoşgeldiiiniiz, sefalar getirdiniz” diyor, kendine has kahkahası ile… “Anaa ne iyi ettiniz de geldiniz”

Her zamanki o sevinç kaplıyor içimi mobilyaları hiç değişmeyen, o mis kokulu baş odaya geçerken…

Çünkü… Biliyorum üzüm desenli bardaklarda, kabarmış baloncukları ile buz gibi gazoz gelecek az sonra… Yanında da yemeğe doyamadığım içi kaymaklı bisküvi…

***

Dükkan sahibinin verdiği iskemlenin üzerinde, gözümü fotoğraftan ayırmadan o güzel anılardan kurtulmaya ve kendime gelmeye çalışıyorum…

“Kimin işine yarar bu fotoğraf, neden burada?” diye soruyorum.

“Hamza Rüstem damgası için” diyor dükkan sahibi…

“Peki nasıl geldi bu fotoğraf buraya?” diyorum…

“Evin içindeki eşyaları toptan aldık” şeklinde bir cevapla karşılaşıyorum…

“Anladım” diyorum… “Anladım…”

“Anıları toptan aldınız, ona buna perakende satıyorsunuz…”

Bütün işlerimi bırakarak gözlerim yaşlı eve dönüyorum

Bir ümit diyerek… Eski telefon defterimin sayfaları arasında bulduğum bir ev telefonunu çeviriyorum

O güzel resimdeki o güzel kadının ikinci evliliğinden olan oğlu, çocukluğumdaki ağabey çıkıyor karşıma.

“Anneler gününde annene bir hediye vermek istemez misin?“ diyorum…

Ne demek istediğimi anlamıyor… Şaşırıyor…

Karşılıklı ağlaşarak konuşuyoruz , sakince anlatıyorum durumu..

Ve.. O resmin neden orada olduğunu anlıyorum anlattıklarından…  

Ve o gün, annemin her bir eşyasına ömrüm oldukça sahip çıkmaya söz veriyorum kendi kendime…

Ve o ibret dolu günün gecesinde… Bu şiir dökülüp geliyor yüreğimin derinlerden, bir yerlerden… Annemle hasbıhale dalıyorum.

 ANNEME…

Bir demet çiçekle yanına gelsem
Halini hatırını sual eylesem,
Boynuna sarılıp elini öpsem
Bunca yıl olanı anlatsam anne...

Bu gece seninle hasbıhal etsek
Anlatırken dizinde uyusam anne
Dizinde gördüğüm rüyamı yorsan                               
Sabaha seninle uyansam anne...                                              

Yaklaşırken yavaşça mevsimler güze
Sözlerin bir bir yerini buldu da anne
Artık aklım eriyor kabuğa, öze
Usum eğriyi, doğruyu seçiyor anne...

Dünya karışık, değerler yitik
Kardeş kardeşe düşman şimdi ne yazık
Sevgi yozlaştı, aşklar sancılı
Aşık da maşuk da yalancı, anne...

Hiç olmasa derdin ah! bu savaşlar 
Hani İzmir’di ya? En güzel diyar
Acep bulan oldu mu, ana gibi yar?
Kalbin gibi yaralı o diyar anne...

Ayrılık vakti geldi, söyle ne çare? 
Çocuklar seslendi bir baksam anne
Gücüm yettiğince koşturabilsem
Ben de senin gibi yaşlansam anne.

***

Hatıralarımda saklanmış bu anımı da… Bu köşede kayıt altına alarak…

Ve… “Yaşanan her gün, ana yürekli kadınların günüdür” diyerek…

Emekleri boşa gitmemiş / gitmeyecek tüm kadınlarımızın…

Ve hayallerimizde yaşattığımız annelerimizin anneler gününü tekrar yürekten kutluyorum… 

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 16 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Berrin Yağcı 23 Mayıs 2024 Perşembe 09:21

Gözlerim doldu, boğazım düğümlendi. Anılara yaşanmışlıklara Maalesef değer vermeyi unuttuk. Şiiriniz hepimizin yüreğine dokundu.Şahane yazmışsınız. Bu dünyadan göçüp giden annelerimizin ruhu şad olsun, hepimizin anneler günü kutlu olsun

Yorumu oyla      0      0  
Bircan Tağıl İzmir 16 Mayıs 2024 Perşembe 09:15

Siz gibi değerli evlatları yetiştiren, geçmişine ve geleceğine sahip olma duygusunu benliğimize yayan “ O özel ve güzel annelere, sevgi ve saygıyla” Anılarınızın ve an’larınızın kıymetini bilmek ve bu şahane aktarım ile bizleri, ruhumuzu besleyen yüreğinize, kaleminize sağlık. İyi ki, bu köşe sizin. İyi ki, topluma kıymet bilmemin yüceliğindeki bu değerlerinizi yansıtıyorsunuz. Sizin de, anneler gününüz “çook kutlu olsun…” Çok sevgiler…

Yorumu oyla      0      0  
Begüm Keleş 14 Mayıs 2024 Salı 07:57

İçim burkularak, değerleri ve değer vermeyi yeniden düşünerek okudum... Elleriniz dert görmesin, kalbiniz ve kaleminiz hep yazsın, anneler gününüz kutlu olsun????

Yorumu oyla      0      0  
Nesrin Topak 14 Mayıs 2024 Salı 05:13

??????????????çok güzel

Yorumu oyla      0      0  
Betül Yıldırım 13 Mayıs 2024 Pazartesi 20:16

İhsan hanım yine çok duygu yüklü bir yazı yazmışsınız.inanırmısınız gözlerimden yaşlar akıtarak yazınızı okudum.Siz sanki köşe yazısı değil eskiden radyolarda arkası yarın diye proğramlar vardı ayni onun gibi bundan sonraki yazınızda acaba hangi konudan bahsedecek diye merakla bekler oldum. Arada da olsa eski eşya satanlar gördükçe bu yazı aklıma gelecek. Şiiriniz de çok anlamlı mesajlarla dolu . Kaleminize sağlık.

Yorumu oyla      0      0  
Gülay Gültek 13 Mayıs 2024 Pazartesi 20:05

Ana yürekli harika kadın,yine tadı damağımızda kalan muhteşem anlatım...yüreğine,diline sağlık.Kalemin hep varolsun.

Yorumu oyla      0      0  
Mürvet Sungur 13 Mayıs 2024 Pazartesi 18:19

Bu en güzel yazınız demek geliyor içimden ama biliyorum ki her okuduğum yazınız için bu cümleyi kurabilirim.Hayranlıkla ve çok yoğun duygularla okudum şiirinizi …Sağlıklı nice yaşlarınız olsun .Anlatılacak çok güzel anılarınız deneyimleriniz ve saptamalarınız var .Emeğinize sağlık

Yorumu oyla      0      0  
Müge Yalçın 13 Mayıs 2024 Pazartesi 16:30

İhsan ablacığım,küçüklüğümden beri senin yaşadıklarını,anılarını dinleyerek büyüdüm ve büyümeye devam ediyorum. Sen uzun ve sağlıklı yaşa ki ben hep seni dinlemeye ve okumaya devam edeyim

Yorumu oyla      0      0  
Cavide Atakan 13 Mayıs 2024 Pazartesi 16:11

Yine can evimizden vurulduk.Canım duygular nasıl böyle böyle sözlere dökülebilir?

Yorumu oyla      0      0  
Fidan Cabar 13 Mayıs 2024 Pazartesi 15:13

Ne güzel yazmışsın okurken annemi andım ağladım

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Keşke bir kedi sevmiş olsaydınız…
Ender ALDANMAZ
Ender ALDANMAZ
İzmir’in Robin Hood’u İngiliz Gazetesi’nde!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Benim Yunanlılarım!
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
‘Beni unutun şarkılarımı unutmayın!’
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Hepiniz oradaydınız!
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
100 yıl sonra bile korkutuyor
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Çeşme’de Atatürk ve Türk düşmanlığı
Ahmet Aydın AKANSU
Ahmet Aydın AKANSU
173 bin 677 futbol sahası 'orman' yok sayıldı
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Aymazlık
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Çarpıcı gerçeğimiz: Sıfır çeken 64 bin aday!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA EGE'DE SON SÖZ
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva