Nedim ATİLLA
Önemli bir kaybın ardından…
6 Ağustos 2022 Cumartesi

İletişim sosyolojisi denilince aklıma gelen bu memleketteki yaşayan en değerli isimdi Aydın Uğur Hocamız…

Birkaç gün önce covit aldı bizden…

Hani derler ya “İsmiyle müsemma” tam da öyleydi. Her kaybın ardından bir şeyler yazılmaz. Aklı fikri, gülüşü ve sesi de kendi gibi aydınlık, zarif, muzip, meraklı, ufku geniş, birikimli, ilham veren bir insanı yitirdiğinizde ardından neler yazılmaz ki…

Aydın Uğur yazılarını 1991’de derlediğinde, toplumumuzun günlük alışkanlıkları ve zihniyet kalıpları henüz yeniydi, keşfedilmemişti. Aradan geçen on yılın sonunda, yazılarının genişletilmiş derlemesinde kıta keşfedildi, adı kondu ve haritası çıkarıldı: Kültür Kıtası Atlası.

Bu kitaptan ne kadar çok şey öğrendik.

Sonra “Keşfedilmemiş Kıta” geldi:

“Anlaşılan 19. yüzyıla sıkı sıkıya bağlıyım. Ama yaptıklarına değil, umutlarına. 20. yüzyılı hep hayal gücü fukarası olarak kabul etmiş; 19. yüzyılın düşlediklerini, tasarladıklarını çoğu kez tersinden anlayarak uygulamaya geçirmekten öte bir beceri gösterdiğine inanmamıştım. Sığ mühendislik ve çiğ gerçekçilik yüzyılında yaşıyorum. O yüzden 21. yüzyılı özlüyorum.”

Aydın Uğur’dan, giderayak 20. yüzyıla, en çok da Türkiye’nin ve ’80’li yılların iklimine dair hava raporu idi bu kitap…

Ne güzel görmüştü Türkiye’de medyanın başına gelecekleri… Ne güzel anlatmıştı Kültür Kıtası Atlası’nda:

Orta halli bir aileyi ele alalım. Evin erkeği akşam işinden döndü. TV o sırada açık değilse açıldı. Bir Güney Amerika dizisi ekranda. Bu dizi aylardır devam ediyor. Kahramanlarla neredeyse akraba kadar yakınlaşılmış. Her akşam karşımızdalar. Evin erkeğinin yerine kendinizi koyun. Biraz geç geldiyseniz, kaçırdığınız kısımda ne gelişmeler olduğunu, kahramanların neler yaptığını soracaksınız elinizde olmadan. O yapıntı kişilikler sizin günlük yaşamınızın parçası.

Gerçi siz, örneğin bir doktorlar dizisinde güvendiğiniz bir karaktere, bir hastalığınız konusunda akıl danışmak üzere mektup yazma aşamasında henüz değilsiniz. Ama unutmayın ki, örneğin bir "Doktor Kildare" dizisine ABD'deki izleyicilerin bazılarının kanı öylesine kaynamıştır ki, diziyi yayınlayan TV kanalı yüzlerce hasta mektubu almıştır.

Bizim ülkemizde yazma alışkanlığı yaygın olmadığından olsa gerek, benzer bir durum TRT'ye henüz yansımamıştır. Ama bunun ilk adımlarını kendi içimizde yakalayabiliriz. Filmlerde hafif meşrep rollerine çıkan kimi son derece dengeli kadın oyunculara gerçek hayatta kolay kadın gözüyle bakmaya eğilimli değil miyizdir?

(Hoca’nın bu öngörüsü gerçekleşti tabii ki. Muhabbet tellalı yayınları, doktorları gerçek sanan hastaları, yemek-aşçı yarışmalarında olanları gerçek sanan sürüleri hep birlikte görmedik mi?)

Ekranımız açık: Şimdi bir savaş filmi yayınlanıyor. Birtakım silahlı araçlar, askeri giysili kişiler. Film bitti; biraz başka şeyle uğraşırken siz, haberler başladı. Dünyanın bir köşesinde meydana gelen bir çatışmaya ilişkin haberler sunuluyor. Biraz önce yapıntı filmde gördüklerinizin neredeyse aynıları... Üstelik bir dönemde haber kameramanlarının çekim üslûpları film kameramanlarınınkinden farklıydı; bir değişiklik sezilirdi. Şimdi her iki meslek erbabı da, birbirinden etkilenip benzer çekim açıları, benzer çekim üslûpları benimsediler. O yüzden zihninizin gerçeklik ile yapıntı arasındaki farklılığı sezmesi için imajların özelliğine yaslanması da artık mümkün değil.

(Son Ukrayna savaşında aynı duyguları yaşamadıkmı. Dramatik kameramanlar, belgesel kameramanları, haber kameramanları hep aynı görüntüleri çekmediler mi?)

Ahmet Makal’ın dediği gibi Akademik yaşamın ve akademisyenlerin büyük ölçüde tek tipleştiği; kendi insanî, entelektüel, akademik tarzı olanların yok denecek kadar azaldığı bir ortamda genç akademisyenlerin Aydın Uğur’un yaşamından öğrenecekleri çok şey vardır.

Ne mutlu yaşamı örnek alınacaklara

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Din, mezhep ve mezhepçilik…
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
1000 yıllık kavga!
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Çevreyi asıl Çevre Bakanlığı’ndan korumak lazım!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Zafer ve barış
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Hayalet emlakçı 10 bin TL haram olsun!
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Mevzu çok derin
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Olof Palme kurtuldu!
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Atatürk’ün kooperatifçisi
Ender ALDANMAZ
Ender ALDANMAZ
İki ay… Çarpı… Tükeniş…
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Carpe Diem… An’ı yaşamak… 
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva