Hanzade ÜNUZ
Neşeli bahar kuzuları
15 Mayıs 2021 Cumartesi

X, Y, Z kuşağı mensubu değilseniz, illa ki hatırlıyorsunuzdur...

Çıngır çıngır zil sesiyle başlayan heyecanla beklediğimiz teneffüsler vardı.

Akabinde sınıfların kapılarından sel gibi fışkıran siyah önlüklü bızdıklar, merdivenlerde alabildiğine itişip tozu dumana katar...

Ağıldan salınan bahar kuzuları gibi çılgın bir neşeyle bahçeye fırlardık.

Kimin neden o tarafa koştuğu, bu tarafa sıçradığı, neden çığlık attığı, bağırdığı ya da güldüğü bilinmezdi.

Sınıfa tıkılı, sıkılmış çocuklar olarak tüm delirme hakkımızı kullanır, kan ter içinde koşuştururduk.

Okul bahçesi siyah önlüklü çılgın çocukların enerji patlamasıyla rengarenk olurdu.

Teneffüs zili demek oyundu, temiz havaydı, bahçeydi, eğlenceydi, arkadaştı, gülmekti, sohbetti.

Yani yaşadığını hissetmek, özgür olmak, o içten gelen en kıymetli hazinemiz çocuk coşkusunu alabildiğine yaşamaktı.

***

ESKİ fotoğraf albümünde yaralı bereli dizlerimizi görünce hatırladığımız o yıllardan bahsetmek gerekirse...

Üstüme her zaman büyük gelen kapişonlu paltom, kolalı beyaz yakam, kenarlarına kırmızı kalemle süsler çizdiğim okul defterim, tuhaf kıyafetler giydiğimiz ve adımlarını hiçbir zaman  ezberleyemediğim ront gösterileri, ilk mandolin konserim...

Bir de ilkokulda yediğim çıtır gevreklerin lezzetini unutamam.

Fevzi Özakat İlkokulu’nun kantini ne büyük gelirdi gözüme.

***

TENEFFÜSTE  gevrek, gazoz almak meşekkatli bir maceraydı.

Biraz itiş kakışlı sabırsız kantin önü bekleyişi...

Alüminyum tepside dizili gevreklerin içinden gözüne kestirdiğin birkaç çıtır gevrek...

Siyah önlüğün cebinde güzel kız suratlı 25 kuruşluk madeni parayı kontrol şıkırtısı.

Sıranın sana geleceği anın uzaması, diğer çocuklarla birlikte elini sallayıp para uzatarak bekleyişin...

Sonunda kantincinin seni görmesi, rastgele seçtiği ama şanslıysan iyi pişmiş hatta üstü bir miktar yanık gevreklerden birini uzatışı.

Ploppf diye bir ses, mermer bankoya düşen gazoz kapağı ve sade gazozuna kavuşma.

Bir elde içi baloncuklu soğuk gazoz şişesi, diğer elde çocuk gürültüsünden bıkkın kantincinin uzattığı gevrek...

Kasaptan o günkü nevalesini almış kedicik misali kantin önündeki  kalabalıktan sıyrılış....

***

İLK ısırıkla birlikte gevreğin dışı ezilirken, üstteki yanık susam tanelerinin kokulu tadına karıştığı çıtır bir lezzet.

Lokma acıkmış çocuk midesine henüz ulaşmadan şekerli gazozdan alınan bir yudum.

Gevreği ıslatan sade gazoz mu, gevrek mi daha lezzetli bilinmez...

Lokmayı fazla çiğneyemeden acele bir hevesle yutarsın.

Tabii ki o zamanlar gevrekler de büyüktür senin boyuna göre, teneffüste hepsini yiyemezsin ama gazoz bir dikişte biter.

Derste gevreği sıranın altında gizlice koparıp yemeye devam...

Siyah önlüğe dökülen susamlar çocuk madalyası gibi parıldar üstünde.

Son teneffüste kantinci gevrek tepsisini banko üstüne koyar, dipte birikmiş susam yığınını sıyırmamıza izin verirdi.

İşin püf noktası sağ avcuna doldurduğun susamları, sol avcunun içine döküp diline yapıştırarak yemekti.

Dişlerinin arasında ezdiğin yanık susam dilini biraz acı yapsa da bayılırdık tadına.

Dişlerinde susam, ağzında acı, midende gazoz ve gevrekle son derse girerdik.

***

ŞİMDİLERDE ise hayatımızda covit var, zil sesi sustu, teneffüs bitti.

Hepbirlikte sıkıcı dev bir sınıfta tıkılı kaldık sanki.

Kısıtlamalar geldi, 15 günü aşkın evde kapalıyız.

Dört duvar arasında sabır sınavı veriyoruz.

Dostlardan, sevdiklerimizden, yakınlarımızdan ayrı kaldık.

Avare sohbetlerden, gülmelerden, dertleşmelerden, yarenlikten uzaktayız.

Gevrekler sohbetsiz, susamlar kahkahasız.

Hayattan uzakta bir yerde, siperde yaşıyoruz.

Ve artık hepimiz büyük bir sabırsızlıkla...

17 Mayıs’ta çalacak zil sesini bekliyoruz.

Korkusuzca yaşamak, özgür olmak, coşku duymak istiyoruz.

Oldukça ağır geçen son dersimizin teneffüsüne çıkmak...

Evlerimizden ağıldan çıkan neşeli bahar kuzuları gibi fırlamak...

Kendimizi sokağa atmak istiyoruz.

Çünkü artık çoook sıkıldık.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Ahmet Aktaş 15 Mayıs 2021 Cumartesi 14:27

Siyah onluge PODYA denirdi Salihlide.. Yıllar yıllar sonra Sakiz Adasında tesadüfen bunun Yunanca olduğunu öğrendim..

Yorumu oyla      0      0  
Süreyya öngel 15 Mayıs 2021 Cumartesi 13:16

Tamda anlattığın gibi Hanzade.Simit gazoz teneffüs ne güzel yıllardı.Birde çözemediğim matematik problemleri olmasa.Konuyu dagitmiyalim şimdi ama gerçekten sabir sınavı veriyoruz.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kitlesel cinnetin eşiğinde
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Giraud’un domuzu
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Doğduğumuz yerde doysak!
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Zor günlere kalmak
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Şekerin tadı, kota ve özelleştirme ile nasıl kaçtı?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Gündüz denetleme, geceleri kirletme!
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Babayı kim oynar?
Kemal ARI
Kemal ARI
Atatürk’ü yeterince tanıyor muyuz?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Futbol ırkçılık, vandalizm ve lümpenlik değildir
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Kızı ve gelini
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva