Ender ALDANMAZ
Olağanüstü döneme giriş
14 Mayıs 2022 Cumartesi

Türkiye 2023 seçimlerine “olağanüstü” bir ortamda pupa yelken gidiyor.

İktidarını sürdürmek isteyenler kendi ajandasını oluşturdu ve işletmeye başladı.

Siyasallaşan yargının verdiği kararlar siyasal alanda belirleyici oluyor. Ve iktidar sahipleri seçim öncesinde bir yol temizliğine başlamış durumda…

Gezi Parkı Davası’nın ardından CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verilen karar, sancılı bir seçim sürecini yaşayacağımızın ilk işaret fişeği olmuş durumda… Artık olağanüstü günlere giriş yapmış bulunmaktayız.

*

BAŞARISIZLIĞINI SİLMEK İSTEYEN ERDOĞAN
Gezi Parkı Davası ve Kaftancıoğlu’nun yargılanmasında alınan zorlama kararlarının altında bir rövanş alma isteği görünüyor. Gezi Parkı eylemlerinde sokakta rövanş alamayan Erdoğan’ın Gezi davasında çok kere beraat kararları verilmesine karşın ısrarla yargılamanın devam etmesini ve cezaların verilmesini istiyordu. Yargı hamlesi ile başta Osman Kavala olmak üzere çok sayıda isme cezalar yağdırıldı ve insanlar demir parmaklıkların ardına atıldı.

Gezi Parkı Davası ile ardından İstanbul Seçimleri’nin alınmasında başrol oyunculardan olan Canan Kaftancıoğlu’na verilen ceza aslında tek başına intikam duygusu ile açıklamak yeterli olmayabilir. Erdoğan, geriye dönük bir temizlik yaparak kendi geçmişindeki yenilgileri ve olayları silmek niyetinde… Bir yandan kaybedilen ne var ise yargı eliyle geri alarak başarısızlıklarını silmek istiyor. Kendi tabanına “kaybettik ama bırakmadık” mesajını dosdoğru vererek hala güçlü olduğunu göstermeye çalışıyor.

Ayrıca Haziran’ın başında Ekrem İmamoğlu hakkında görülen davanın da sonuç mahkemesi yapılacak ve bu davada da İmamoğlu hakkında siyasi yasak verilmesi isteniyor. HDP ise bir sürpriz olmazsa kapatılacak ve geniş çaplı bir siyasi yasaklılar listesi de oluşturulacak.

Türkiye 7 Haziran-1 Kasım sürecine benzeyen sert bir iklime doğru itekleniyor. İktidar sahipleri olağanüstü şartlar yaşandığını önce kendisine, sonra kitlelere kabul ettirme derdinde… Kaos ve çatışmalı bir ortamın oluşmasının ise zemini maalesef bulunuyor.

ÖZDAĞ’IN PROVOKAYON ÇIKIŞI… BİRİLERİ DÜĞMEYE Mİ BASIYOR?
Siyasetin bir diğer sıcak konusu da mülteciler meselesi… Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında yaşanan sert tartışmanın etkileri sürüyor.

Özdağ’dan hafta içerisinde dikkatlerden kaçmaması gereken bir mesajı var. Özdağ, bazı çevrelerin hazırlık içerisine girdiğini, partilerinin bir komploya alet edilmek istendiğini, bu komploda kimlerin görev alacağının istihbaratının kendisine geldiğini, partilerine yakın bazı sosyal medya hesapları üzerinden mültecilere yönelik olarak bazı illerde karışıklık çıkartılmak istendiğini dile getirdi. Siyasi ortamın 7 Haziran-1 Kasım seçimleri arasında yaşanan kaos ortamına benzer bir sürecin yaşanabileceğini ve bu kaosun mülteciler üzerinden çıkarılmak istendiğini de kaydetti.

Sığınmacılar üzerinden bir provokasyon dalgasının yaratılmak istendiği iddiası oldukça vahim… Anlatımlarına bakılırsa mesleği ve geçmişindeki ilişkileri gereği istihbarat çevreleri içerisinde ilişkileri olma olasılığı çok yüksek olan bir siyasetçiye gelen bu bilgilerin doğruluğunun yüksek olabileceğini de kaydetmek gerekir.

Diğer yandan ise memleketin bir numaralı sorununun mülteciler olduğunu vurgulayan ve bu mesele üzerinden de siyasi ivme yakalayan Ümit Özdağ’ın mülteciler üzerinden bir kaos yaratılacağını vurgulaması da oldukça ilginç…  Provokatif eylemlerin oluşma zemini maalesef bulunuyor ve burada tüm meseleyi mülteci konusuna indirgeyen Zafer Partisi’nin aldığı tutumun da unutulmaması gerekiyor. 

Tablo böyle ise mülteci konusunu iki yılda bitireceğini söyleyen ve bu konuda bir ajandası olan muhalefetin dil ve söylemlerine daha özen göstermesinde fayda olacaktır. Olası bir çatışma ve kaos ortamının kazananı ise 7 Haziran-1 Kasım sürecinde olduğu gibi iktidarı elinde tutan güçler olacaktır.

ÖZDAĞ’IN ETKİLEDİĞİ MHP TABANI VE BAHÇELİ’NİN TEPKİSİ!
Bir diğer parantez açılması gereken konu da MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Ümit Özdağ’ı hedef almasıydı. İki dönem MHP’de milletvekilliği yaptıktan sonra İYİ Parti’nin kuruluş sürecine katılan ve İYİ Parti’den ayrılıp kendi partisi kuran Özdağ’ı İçişleri Bakanlığı’na gittiği için hedef alan Bahçeli “edepsiz, densiz, terbiyesiz” kelimelerini kullandı.

Mülteci konusunu siyasetin gündemine taşıma başarısı gösteren Özdağ’ın Bahçeli tarafından sert bir dille hedef alınmasının altında bence tek başına iktidar ile olan ortaklığı yatmıyor. Özdağ, Türkçü siyaseti ile MHP’ye oy veren kesimleri ve tabanını pekala etkiliyor. İYİ Parti’den ayrılarak zaten alacağını almış olan partinin en büyük hedef kitlesi aslında MHP… MHP kitlesinin de mülteciler konusunda Özdağ’ın yaklaşımlarına sıcak baktığı da aşikar. Yani Bahçeli’nin Özdağ’a yönelik hoyratça çıkışının altında parti tabanından yaşanabilecek olası olumsuzluklar engellemek olarak da okunabilir.

*

DÖNEN DEVRAN!
Ve gelelim halkın gündemine…

Kriz hayatımızın her hücresini etkiliyor ve tek tek bireyler olarak hayatımıza devam edebilmek adına çıkış yolları arıyoruz.

Toplum olarak kolay yoldan para kazanmaya da çok açık bir toplumuz. “Benim memurum işini bilir” diyen bir kişinin koca ülkeyi yönettiği bir coğrafyada imam-cemaat ilişkisi de pek farklı olmayacaktır.

Neredeyse her köşe başında bir İddia, ganyan bayisi bulunuyor. Dershanede temizlik yaparak geçimini sağlayan bir hademe bile elindeki üç kuruşu Bitcoin’e yatırıp parayı vurma derdinde…

Sitemizde “İzmir’de kriz manzaraları… Üniversiteli gençlere ahlaksız tuzak” başlığı ile yayınlanan haber kanımızı dondurdu.

Onlyfans isminde bir sosyal medya hesabı üzerinden ailesi yoksul olan genç üniversitelilerin çıplak videolarını ve fotoğraflarını yükleyerek elde ettikleri gelir ile eğitimlerini tamamlamaya çalıştıklarını Ozan’ın haberi ile öğrendik.

Bu dünyanın bir an önce batıp bu rüyanın da bitmesini istiyor insan…

Üniversite okuyan ve maddi güçlükler yaşayan kadınların durumu çok daha ağır…

Part-time bir iş yapsan bile zam furyası altında kazandığın para zaten buhar oluyor. Zaten sokakta sürekli uğranılan tacizin yanı sıra genç kadınların çalıştığı alanlarda da tacize uğrama olasılıkları oldukça yüksek… Ve tüm bunlar olurken kurulan büyük tuzakların içerisine düşülebiliniyor.

Dağılmış Rus cumhuriyetlerinde yaşanan büyük dramın bir benzerini biz yaşıyoruz. Memleketlerinde avukat, mühendis gibi mesleklere sahip olan kadınların Türkiye’ye gelerek escortluk yapmasını yoksulluğun dibini yaşadıkça anlamaya başlıyoruz.

Aşırı yoksulluğun olduğu bir ülkede her türlü çöküş kaçınılmazdır.

Devlet Baba bizi terk edeli çok oldu. Ortada gençlerimizi koruyacak bir mekanizma da bulunmuyor. Bir biçimde kendi kendimizi korumanın yollarını arayıp bulmaktan başka bir çare de gözükmüyor.

*

PARAYI ÜRETİME DEĞİL BETONA GÖMMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan mültecilere Suriye içerisinde 200 bin adet briket konut yapılacağını ve Suriye’ye gönüllü dönmek isteyenlere kalıcı konutlar vereceklerini temin etti. Aynı Erdoğan, konut almak isteyen Türk vatandaşlarına da 0,99 faiz oranı ile kredi verileceğini duyurdu.

Kredi kelimesinin “K”sinin duyulması ile İzmir’de küçük bir 2+1 evin fiyatı 1 milyon TL’yi gördü.

Ev sahipleri, emlakçılar, müteahhitler, herkes vurgun peşinde…

Ucuza yağ ve et almak için kuyruklarda bekleyen yüzbinlerce insanın cebinde 1 milyon TL çıkması ise imkansız…

Suni bir emlak refahı yaratıp olayı seçime bağlamak isteyen Erdoğan’ın planının tutacağına inanasım gelmiyor.

Ayrıca enflasyonun kalıcı olarak düşmesi için üretim şart… Fiyatların normale dönmesi için üretimin teşvik edilmesi gerekiyor. Ve yine üretim değil beton teşvik edildi. Ucuz yağ ve et almak için kuyruklara girilen ülkede krediyi betona değil ziraatçıya vermek gerekmez miydi? Beton mu yiyecek bu millet?

*

CİTTASLOW’UN İNTERNET SİTESİNE BİR BAKIN!
Türkiye’de özellikle de İzmir’de Cittaslow-Sakin Şehir konusu oldukça popüler. Türkiye’nin ilk sakin şehri olan Seferihisar’ı takiben çok sayıda kent Sakin Şahir unvanı aldı. İzmir ise dünyada cittaslow metropolü unvanını kapan ilk büyük kent oldu.

Türkiye’ye Cittaslow markası ile tanıtan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, geçtiğimiz hafta “sakin mahalle” programı kapsamında Karşıyaka-Demirköprü’de bir ziyaret gerçekleştirdi.

Cittaslow ile ilgili biraz daha detaylı bilgi almak için kurumsal internet sitelerine girmek istedim ve girdim. (İki ayrı site var biri Türkçe, diğeri kurumsal site)

Anne tarafım Söke’nin kırsalında Beşparmak Dağları içerisinde bulunan Çavdar köyünden. Köylülerimiz bir rica etse ve köyümüzü tanıtmak için bir internet sitesi yapalım dese inanın Cittaslow’un internet sitesinden daha iyi bir site yapardım.

Türkiye’de oldukça popüler olan Cittaslow’un kurumsal olmayan bir internet sitesine sahip olmasına şaşırdım. Cittaslow konusunda bilgi almak isterken bu meselede kafamın daha fazla karışması cabası oldu.

*

İZMİR BABAYİĞİDİNİ ARIYOR
Ulaşım yine zamlandı.

Artık enflasyona bağlı olarak yapılacak zamlar sürekli gündemimizde olacak.

Okuluna, işine, gücüne gitmek zorunda olan yüzbinlerce İzmirli her gün 7,10 TL’den yolculuk yapıyor. İZBAN’a binebilmek için ise 20 TL bakiyeniz olması şart.

El insaf…

İstanbul’da biniş ücreti 7,69 TL… Ancak İstanbul’da aylık abonman sistemi örnek alınması gereken bir sistem. Öğrenci abonman bileti ise oldukça makul. Aylık yüklemeni yap ve 1 ay boyunca istediğin yere gönül rahatlığı ile git.

İstanbul’da öğrencilik yaptığım dönemde İstanbul’un tadını çıkarabilmiş olmanın tek aracı uygun fiyata aylık abonmanımın olmasıydı.

İzmir’de ise bu keyif maalesef yapılamıyor.

Ulaşımda aylık abonmanlık sistemi İzmir’de uygulanmaya başlarsa zor şartlarda yaşamını sürdüren yüzbinlere biraz olsun soluk alacaktır.

Aylık abonman ile insanlar gidemedikleri yerlere gidebilir, göremedikleri yerleri görebilir ve hatta günübirlik tatillerini dahi yapabilirler.

Ve bu durum zamlara tepki gösteren İzmirlilerin tepkilerini az da olsa nötrleme fırsatı yaratabilir.

Peki bunu dillendirecek ve kamuoyu oluşturacak bir babayiğit var mı?

Onu da geçtim bu sistemi İzmir’de oturtup uygulayacak bir irade var mı?

Oldukça kuşkuluyum…

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
TC misafir 14 Mayıs 2022 Cumartesi 16:02

İktidarın oyuna koyduğu kaos senaryosunu ön göremeyip gerekli önlemleri almayan muhalefet zaten ülke yönetmekten acizdir. Ben özelikle son 10 yıldır ekonomiden ziyade siyasi fukaralık yaşadığımızı düşünüyorum, zaten yaşanan tüm sorunların temelinde bu yatıyor. Bir ülkede enflasyon ne kadar fazla ise beceriksiz ve liyakatten yoksun çıkarcı siyasetçi sayısı da bununla paraleldir. Bu ülkeyi düzeltecek tek çare eğitimli, bilinçli ve ülkeye hizmet için elini taşın altına koymaya çekinmeyen dik duran vatandaşlardan geçmektedir. Mevcut siyasi partilerin ve o parti kapılarından içeri geçenlerin hiçbirinin böyle bir birikimi, zekası ve bu yönde bir niyeti yoktur. tek amaçları şahsi çıkarlarıdır. Aylık abonman meselesine gelirsek, eskiden kentimizde de uygulanırdı Tam, Öğrenci ve Öğretmen olarak ama nedense kaldırıldı. Adında ve kuruluşunda "Halk" bulunan ve her fırsatta yoksulluğun karşısında ve halkın yanında olduğunu ifade eden bir partini yönettiği şehirde ulaşım ücretleri enflasyona endekslenmiş durumda bu da her enflasyon artışında geliri artmayan insanların ocağına bir incir ağacı daha dikmek anlamına geliyor. Eskiden, hatta bundan 4-5 sene önce nasıl da övünürdük "izban ile şu kadar km yolu tek ödemeyle şu kadar fiyata gidiyoruz" derdik. Şimdi ise sizin de belirttiğiniz gibi kartında 20TL olmayan bırakın izbana binmeyi kapısından içeriye bile geçemiyorsunuz. Şunu bir türlü anlatamadım: Bu ülkede sadece iktidar değil muhalefet ve hatta siyasi zihniyet sorunu var bu durum son bulmazsa hiçbir sorunumuz çözülmez ne şimdi ne de 50 yıl sonra.

Yorumu oyla      0      0  
İzmir li 14 Mayıs 2022 Cumartesi 14:08

Bu ülkede terör ve terör örgütlerini ortalığı yakıp yıkanları itfaiye polis ambulans yıkanları savunuyorsanız takdir görürsünüz.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Devlerin aşkı başka oluyor!
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Kurtlar Vadisi Teksas
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Sözün haysiyeti kalmadı
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
İçimizdeki kor ateş neden hiç sönmüyor?
Oya DEMİR
Oya DEMİR
Yasemin kokulu sokak… Ve 'siz' yoksunuz…
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Uyanmak zamanı...
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Tarım mı, sanayi mi?
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Önemli bir demokrasi sorunu: Naylon parti üyeliği...
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Karşıyaka'da İzmir'in gülü
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Köylerin kültürel zenginliğini korumak için
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva