Harun ÖZDEMİR
Başkanlığa öykünmek ha!
23 Temmuz 2013 Salı

Eski dünyanın siyasal krizleri, Türkiye’de isim değiştirerek devam ediyor! Osmanlı’daki saray içi darbeler, Cumhuriyet tarihinde her “cumhurbaşkanlığı” seçimlerinde farklı bir şekilde ortaya çıkar.
 
Kimin padişah olacağını “hanedan” gelenekleri belirlemiş olsa da kimse hakkına razı olmaz, padişahlar küffara karşı verilen mücadele kadar, aile içinde de verirlerdi! Bu nedenle Padişah seçilmek ve seçildikten sonra da yönetimde kalmak sanılandan zordu!  
 
İlk adıyla Büyük Millet Meclisi, Osmanlı “Meclis-i Mebusan”ın devamıdır. Milli Mücadelenin Meclis’ten yürütülmesi, Türk-İslam tarihinde örneği olmayan bir olaydır. Yanlış hatırlamıyorsam dünyada da örneği yok!
 
İlk Meclis’in yeni bir devlet kurma başarısı ve bir yıl gibi kısa bir sürede hazırlayıp yürürlüğe koyduğu anayasa, dünya demokrasi tarihi için örnek bir olaydır. Ne yazık ki, Cumhuriyet aydını, bunu ne yurttaşlarına ne de dünyaya anlatabilmiştir. Bu konuda adam gibi bir tez bile yapılmamıştır.
Aydınlarımız, Fransa’yı konuştuğu kadar kendi yakın tarihi ile ilgilenmemiştir.
 
TBMM’nin darbelerle kapatılması...
Her darbenin ülkede yarattığı korku...
Herkesten önce ilk korkanların akademisyenler olması...
Adamım diye caka satan akademisyenlerin cesaretlerini “yazarak dahi gösterememesi”...
Ekonomik, sosyal ve kültürel dokunun zedelenmesi gibi nedenler siyasal kültürün gelişmesini engellemiştir.
 
***
Bu ülkede Cumhurbaşkanlık makamı Atatürk’e göre ihdas edilmiştir. Sembolik bir makam gibi gösterilmesinin nedeni, işler yolunda gitmediği zaman halkın hedefi olmamaktır. Osmanlı’da işler karıştığında feda edilenler hep “sadrazam”lar olduğu gibi Cumhuriyet döneminde de “başbakan”lar feda edilir!
Yürütmenin başı cumhurbaşkanı da olsa başbakanlar kötü olur!
Dikkatle incelendiğinde başbakanlar, cumhurbaşkanlarının her durumda “paratoner”idir.
 
***
 
Türkiye, son iki yıldan beri yeni bir süreç yaşıyor!
Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı olacak mı, sorusu 2005-2007 arasında Türkiye’yi üstü kapalı veya açık, ne kadar meşgul/tehdit ettiyse, 12 Haziran 2011’den beri daha sert bir şekilde, yine Erdoğan üzerinden yapılıyor!
 
İç ve dış telkinler ile Cumhuriyet Mitingleri 2007’de Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasını engellemişti! Bakalım, Gezi Parkı’nda başlayan ve muhtemelen bir yıl daha farklı şekillerde kendini gösterecek olan “kalkışmalar” Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını engelleyebilecek mi?
 
İç ve dış telkinler, dün olduğu gibi bugün de yapılıyor!
Bekleyip göreceğiz, bunlar Erdoğan’ı yolundan döndürebilecek mi?
 
Erdoğan dün akşam “Başkanlık Sistemi”nde ısrarlı olmadığını, kırmızı çizgisinin “başkanlık sistemi” olmadığını belirtirken amacının da “sistem”in tartışılmasını istemekten ibaret olduğunu söyledi.  
Erdoğan bir taktik olarak muhaliflerini “ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” mi istiyor yoksa gerçekten ABD başkanlık sistemini mi istiyor?
Kimse bunu tartışmak istemiyor!
Gösterilen bir çaba var, o da Erdoğan’ı önce başkanlıktan sonra da cumhurbaşkanlıktan uzak tutmak!
İşler tam yolunda giderse de “aralıksız üç kez seçildin” deyip siyaseten emekli etmek!
 
Özellikle Erdoğan’ın bir yurt dışı gezisi sırasında gündeme getirdiği “Partili Başkanlık Sistemi” çıkışı yok mu, bu çıkış, iç ve dış muhalefetin ödünü koparmaya yetmişti!
 
Kolay kolay tava gelmeyen Erdoğan gibi bir liderin partiyi, hükümeti ve başkanlığı tek başına kontrol etmesi, kabul edilemezdi! Çünkü Erdoğan’a etki edilemiyor ve bu adam tava gelmiyordu!
 
Erdoğan; başbakan olarak rahmetli ne Ecevit’e ne de Erbakan’a benziyordu!
Cumhurbaşkanı olarak da Demirel ve Ahmet Necdet Sezer’e benzemeyeceği kesindi!
 
Hal böyle iken, Erdoğan’ın Partili Başkanlık Sistemi veya ABD başkanlık sistemi, eh olmazsa en azından yarı başkanlık sistemi de olsa, bunların hiçbiri kabul edilemezdi!
 
Geldiğimiz noktada şu tespiti yapabiliriz:
-Gezi kalkışması işe yaramıştır! Türkiye başkanlık sistemini bir süre daha uykuya yatırmak zorunda kalmıştır!
-Erdoğan’ın yeni hedefi cumhurbaşkanlığıdır! Bundan vazgeçecek değildir!
 
Yeni soru ise şudur:
Acaba Atatürk gibi mi cumhurbaşkanı olacaktır yoksa Gül gibi mi?
Bunu nasıl olacağını zaman gösterecektir!

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Kadir Er 23 Temmuz 2013 Salı 10:27

Yazarla aynı kanaatteyim. Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki tüm kritik ve kargaşalı süreçlerin temelinde Cumhurbaşkanının kim olacağı sorusunun yattığına inanıyorum. Haklı-haksız demiyorum ancak Cumhurbaşkanının kim olacağı Cumhuriyet tarihimizin en önemli olaylarıdır

Yorumu oyla      13      6  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Hepsi yaşasın anne aşkıyla!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Katılımcı değil, kayırmacı belediyecilik...
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Tüketim cehenneminde gündelik hayat
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Maymunlar Cehennemi ve Cujo
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Köylüler tarımı bırakmaya başlayınca neler oldu?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
İzmirli bir hukuk kahramanı: Bekir Behlül
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Düzen
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Ülkeme adalet diliyorum, gönüllere vefa!
Ümit YALDIZ
Ümit YALDIZ
İmamoğlu’nun suskunluğu!
Dr. Hakan Tartan
Dr. Hakan Tartan
Can dostlar tartışması!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA EGE'DE SON SÖZ
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva