Ege

Yanık Ülke’nin dibine dinamit!

Türkiye’nin ilk ve tek joeparkı Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı’na komşu ruhsat sahasında, İzmir merkezli İtalyanlara ait Çimentaş Şirketi açılmak istenen patlatmalı taş ocağı ile ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED süreci başlattı. Jeopark alanı antik çağ coğrafyacısı Strabon tarafından "Yanık Ülke" olarak tanımlanmıştı.

Abone Ol

Metehan UD / EGEDESONSÖZ – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) geçtiğimiz aylarda ülke genelindeki pek çok maden sahasının ruhsatı için ihaleye çıktı.

İhaleye çıkan 4 maden sahası ise Türkiye’nin ilk ve tek joeparkı Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı’na 2 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Ruhsat sahaları ayrıca ormanlık alan sınırlarında yer alıyor.



277 hektar büyüklüğündeki 4 sahaya ise tek teklifi İzmir Çimento Fabrikası Türk Anonim Şirketi (Çimentaş) verdi. Şirket her bir saha için 1 milyar 150 milyon 440 bin TL rakam önerdi.

İhalelerin kesinleşmesi ardından şirket harekete geçti ve ÇED başvurusunda bulundu.



Projeye göre, Manisa’nın Kula ilçesine bağlı Ahmetli, İbrahimağa ve İncesu mahalleleri mevkiinde yer alan 91983 ruhsat numaralı sahada kalker ocağı işletilecek. Toplam 50,74 hektarlık ruhsat alanının 24,42 hektarlık kısmı ÇED alanı olarak belirlendi.

Planlama sahası tapu kayıtlarında tarla ve orman olarak kayıtlı.

PATLATMA YÖNTEMİ
Yıllık 500 bin ton üretim kapasitesi öngörülen sahada, basamaklı delme-patlatma yöntemi kullanılacak. Çıkarılan kalker, şirketin tesislerine gönderilecek; piyasa koşullarına göre doğrudan satış da yapılabilecek.

Proje alanı Kula ilçe merkezine yaklaşık 6 kilometre mesafede bulunurken, en yakın yerleşim olan Ahmetli Mahallesi’ne kuş uçuşu yaklaşık 1,9 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Ayrıca 1,2 kilometre mesafede başka meskun alanlar da bulunuyor.

Jeoparkla olan yaklaşık 2 kilometrelik mesafe ise projeye yönelik en büyük tartışma başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

Proje tanıtım dosyasında faaliyet sırasında ortaya çıkabilecek olumsuzluklara da yer verildi. Buna göre; üretim sürecinde toz, gürültü, flora kaybı, fauna hareketliliği ve atık oluşumu gibi etkilerin meydana gelebileceği belirtildi.

Ancak, UNESCO tescilli jeolojik miras alanına bu denli yakın bir bölgede patlatmalı madencilik yapılmak istenmesi, çevre örgütleri ve bölge halkı açısından yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemiş durumda.

KULA SALİHLİ JEOPARKI HAKKINDA
Kula-Salihli Jeoparkı sahası doğal, jeolojik, kültürel ve arkeolojik zenginliğinden dolayı antik dönemlerden günümüze dek pek çok seyyahın ve araştırmacının ilgisini çekmiş ve eserlerine konu olmuştur. Keppel (1830), Hamilton ve Strictland (1841), Texier (1862), Bresh ve Premerstein (1891), Washington (1900), Philippson (1914) bunlardan yalnızca bazılarıdır. Kula ve çevresinde peribacalarından karstik mağaralara, kanyonlardan volkan konilerine pek çok doğal miras bulunur. Üstün nitelikli jeolojik ve jeomorfolojik mirasın yanı sıra Kula, çok iyi korunmuş Osmanlı kent mimarisiyle zengin bir tarihi ve kültürel mirasa sahiptir.

Prehistorik insan ayak izleri ile birlikte tüm volkanik yapı ve şekiller ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel, kültürel, rekreasyonal ve turistik amaçlara hizmet edebilecek değerde doğal ve kültürel unsurlardır.

Kula-Salihli Jeoparkı sahası Paleozoik yaşlı metamorfik kayaçlardan (şist, gnays, serpantinit) prehistorik volkanik püskürmelere dek yer kürenin 200 milyon yıllık geçmişine ışık tutan zengin bir jeolojik çeşitliliğe (geodiversity) sahiptir.

Kula-Salihli Jeoparkı sahasının oluşumunda tektonik faaliyetler geniş yer tutar. Kula-Salihli Jeoparkı'nın içerisinde bulunduğu Ege bölgesi kıtasal çarpışma ve dalma batma süreçlerinin kontrolü altında dünyanın tektonik (depremler, volkanlar) bakımından en aktif sahalarından birisidir.

Kula'da günümüzden kabaca bir milyon yıl önce başlayan volkanik faaliyetler üç ana püskürme döneminin ardından nihayet günümüzden yaklaşık 10 bin yıl önce son patlamalarıyla Türkiye'nin en genç geniş ölçekli volkan topoğrafyalarından birini oluşturmuşlardır.

Kula'nın Jeopark ilan edilme sürecinin 10 yıllık bir geçmişi vardır. Bu süreçte çeşitli araştırmacılarca pek çok değerli eser ortaya koyulmuş olsa da planlama hataları ve tecrübe yetersizliği nedeniyle bu girişimlerin tamamı sonuçsuz kalmıştır. 2011 yılında Kula Belediyesi himayesinde ve Jeopark uzmanı Dr. Erdal Gümüş koordinatörlüğünde hayata geçirilen “Kula Volkanik Jeoparkı Avrupa Jeoparklar Ağı Başvuru Eylem Planı 2012” inisiyatifi neticesinde nihayet 4 Eylül 2013 tarihinde Kula Volkanik Jeoparkı Türkiye'nin ve Avrupa'nın ilk ve tek UNESCO Jeoparklar Ağı üyesi ilan edilmiştir

Turistik amaçla ziyarete gelenlere doğada yürüyüş fırsatı sunan 2 bin 320 kilometrekarelik jeopark, yer bilimcilere de bilimsel çalışma yapma olanağı sağlıyor.

Jeoparkta volkan konileri ve sönmüş lav kalıntılarını inceleyen öğrenciler ve bilim insanları, bölgeden taş örnekleri de toplayabiliyor.