Politika

Tugay’dan ‘mutlak butlan davası’ yorumu: Kapatırsanız kapatın, yasak koyarsanız koyun!

Devam eden CHP’nin ‘mutlak butlan davası’ ile ilgili açıklamalarda bulunan Başkan Cemil Tugay “Onun için mahkemeleri erteliyor ve sakız gibi uzatıyorlar. Kapatırsanız kapatın kardeşim. Bana da yasak koyarsanız koyun. Umurumuzda mı? Biz ülkenin içinde bulunduğu bu felaketi gidermek ve düzeltmek için siyaset yapıyoruz.” dedi.

Abone Ol

EGEDESONSÖZ- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Halk TV’de katıldığı programda açıklamalarda bulundu.

1 Temmuz’a ertelenen dava hakkında konuşan Tugay, sürecin kurultayda yaşanan usulsüzlük iddialarıyla bağlantılı olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bugünkü dava kurultayda usulsüz şekillerde delegelerin oylarını değiştirmiş, kurultayın sonucunu değiştirmiş bir grup insanla ilgili bir dava. Onlardan biri de benim. Bahsi geçen 12 kişi arasında beni 3. sıraya koyarak sayıyorlar. Ben geçen dönem Karşıyaka Belediye Başkanıyken kurultay delegesi oldum. Bizim ilimizde 56 delege vardı. 55 delege geçen dönemki merkezi yönetimin taraftarı olarak imza verdiler ve orada yer aldılar. Ben tek başıma değişim taraftarı oldum. Sonrasında Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ile görüşerek sürece katkı vermeye çalıştım. Bana diğer kurultay delegelerini ikna etmem noktasında görevler verildi. Ekrem Başkan o dönem, ‘tavrını açıkça belli eden tek belediye başkanı sensin, belediye başkanlarıyla konuşursan iyi olur, seviniriz’ dedi. Öyle bir görevle ben daha çok İzmir dışında kurultay delegeleriyle ama ağırlıklı olarak belediye başkanlarıyla görüşerek, onlara neden haklı olduğumuzu ve neden değişim istediğimizi anlatmaya çalıştım. Ben o süreçte Özgür Özel’e pek çok yerde eşlik ettim. Onun dışında tesadüfen karşılaştığım insanlarla da konuşmaya çalıştım. Geçen dönem Sağlıklı Kentler Birliği encümen üyesiydim. Bu dönem başkanıyım. Mardin’de bir bölge toplantısı oldu. Gitmişken oradaki il başkanlığını ziyaret ettim. Orada kurultay delegesiyim diyenler oldu. Tanışınca ben değişim taraftarı olduğumu ve partimizin 2023 seçimlerinden sonra kamuoyunda itibar kaybı olduğunu söyledim. İzmir’de ben bunu sokakta yaygın duydum. İnsanlar seçimi kaybedince depresif oldular ve ardından tepki ortaya koydu. İzmir’den yüzde 70 oy çıktı ve biz daha ne yapalım dediler. ‘Biz ne yaparsak yapalım, bizim dışımızda bir şey olmalı ki parti başarısız oluyor ve seçimi kazanamıyor’ dediler. Bir şey değiştirmeniz lazım mesajı verdiler. Şunu çok açık söylediler: bu yönetim değişmezse ve aynı şekilde devam ederseniz oy vermeyeceğiz dediler. Yakınım olan insanlar bile, ‘senin hatırın için bile oy vermeyiz’ dediler. Ben o zaman yüzleştim. Biz siyaseti toplum için yapıyoruz. Toplum, ‘değişmeniz lazım’ diyor. Kulak vermezseniz iş çok kötü noktaya gider. O dönem bana, ‘sen değişim taraftarı oluyorsun ama Kemal Kılıçdaroğlu kazanırsa aday olamazsın’ dediler. Aday olamazsam olmayayım, annemden belediye başkanı olarak doğmadım dedim. Toplum başka bir yerdeyken biz başka siyaset yapmaya kalkarsak bedeli ağır olur. Parti kaybettikten sonra ben belediye başkanı olsam ne olur olmasam ne olur. Biz belediye başkanı olalım diye değil, ülkede bir şeyleri değiştirelim diye siyasete girdik. Bu benim için hiç önemli değildi. İnandığım şey neyse onun için mücadele ettim. Bu mücadele pırıl pırıl, tertemiz, bir gram lekesi olmayan bir mücadeledir. Benim şahit olduğum hiçbir ahlaksız bir şey olmadı. Böyle bir sürecin sonucunda üzerinden 1,5 sene geçti ve kurultayda usulsüzlükler olduğunu söylediler. Madem olduysa neden başında konuşmadınız. Hele benimle ilgili iddia o kadar kötü ki… İzmir’den bir kurultay delegesi çıktı, ‘ben duydum Cemil Tugay birilerine para teklif etmiş’ dedi. Ben duydum diyor. Nereden duydun diye hâkim sordu. Bir yerde otururken yanımdaki masada konuşuluyordu diyor. Böyle abes bir şey olabilir mi? İçinde yaşadığımız kötü demokrasi ortamının, hukuksuz ortamın ne kadar berbat olduğunu bundan daha fazla hiçbir şey anlatamaz. Dünyada daha başka örneği yoktur”

Tugay, davaya ilişkin değerlendirmesinin devamında ise sürecin siyasi baskı niteliği taşıdığını ifade etti:

“Bu davanın varacağı bir yer yok. İktidardakiler ve yandaşları siyasetçileri sindirmeye çalışıyorlar. Bastırılmış siyasetçiler özgürce muhalefet yapamasın diye uğraşıyorlar. Onun için mahkemeleri erteliyor ve sakız gibi uzatıyorlar. Kapatırsanız kapatın kardeşim. Bana da yasak koyarsanız koyun. Umurumuzda mı? Biz ülkenin içinde bulunduğu bu felaketi gidermek ve düzeltmek için siyaset yapıyoruz. Ben giderim, yerime bir başka arkadaşımız gelir. Bu partiyi kapatmaya kalkarsanız ve başına uyduruk yönetimler koymaya kalkarsanız o partinin tabanı gereken dersi herkese verir. O işler o kadar ucuz değil. Bu işler mide bulandıran, insanların kafasını karıştırmayı amaçlayan ve dünya tarihine yapılmış en kötü siyaset örneği olarak geçecek derin hukuksuzluklar ve yanlışlar… Gideceği hiçbir yer yok. Yanlış asla sonsuza kadar süremez. Bu da öyle ya da böyle bitecek.”