Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Meslek Fabrikası’nın önünde başlatmış olduğu nöbet ikinci gününde sürüyor.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin ve meslek odalarının temsilcilerinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda yeni yol haritası çizildi. Buna göre, STK’lar, sendikalar direnişe tam desteklerini açıklarken, CHP eylemlerin süreceğini dile getirdi.
Toplantının ardından Başkan Tugay, Fabrika önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya CHP Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç de katılım sağladı.
Başkan Tugay’ın açıklaması şu şekilde;
“Hepinize iyi bir gün diliyorum ama iyi bir gün yaşamıyoruz. Dün sabahın erken saatlerinden beri hepimizi üzen ve geren bir olayı yaşıyoruz ve neler yapabileceğimizi konuşuyoruz. İl Başkanımız STK’ların katılımıyla bir değerlendirme toplantısı yaptı.
Dün yaşananları daha detaylı açıklamak istiyorum. Dün Meslek Fabrikası’nda neler yaşandığını herkesin bilmesi ve unutmaması gerekiyor. Demek ki Türkiye’de bunlar olabiliyormuş, bunları bu kez yaşattıkları gibi başka seferlerde de yaşatabilirler. Dün güya bir tahliye girişimi oldu. Tahliye ettikleri sadece belediye personeli oldu. Onun dışında olan biten her şey adeta bir oldu bitti şeklinde oldu. Sabah 5 civarında yüzlerce polisle birlikte Meslek Fabrikası’nın etrafı çevrildi, personelin içeri girmesi engellendi. Yöneticilerin, avukatların girmesi engellendi. Çok az arkadaşımız girdi. Ben girebilen şanslılardan olamadım. İzBB’nin Meslek Fabrikası binasına alınmadım, bahçesine dahi alınmadım. Mülki idarelerle görüşmek istedim ama cevap verilmedi. Dün sabaha kadar kapıdaydım. Kesinlikle içeri bir adım bile atamadım. Demek ki bunlar Türkiye’de olabiliyormuş.
Hangi gerçeği hatırlamamız lazım. Mülkiyetle ilgili dava süreci devam ediyor. Sanki davalar sonuçlanmış gibi AKP’li siyasetçiler konuşuyor. Büyükşehir Belediyesi binasının Vakıflar’a geçirilmesi konusuna nedense çok sahip çıkıyorlar. Mülkiyet davası devam ediyor. Mülkiyetle ilgili iddia yasanın açık hükümlerine aykırı şekilde ileri sürülüyor. Bir vakfın adı kullanılıyor. Beyazıd Baba Vakfı. Arkadaşlarımız araştırdılar, Osmanlı zamanında bu vakıf hukuken ortadan kaldırılmış. O dönemin padişahı bu vakfı kapatmış. Bu bir hayali, gerçekte olmayan bir vakıf. Fi tarihinde olmuş ama Osmanlı zamanında kapatılmış. Meslek Fabrikası’nın tapusunda şu an o vakfın adı yazıyor. Var olmayan bir vakıf adına mülkiyet iddiası ortaya koyuyorlar. Onların savunucusu olan güya İzmir Milletvekili olan AKP’liler. Bu yapının yapılmasıyla o vakfın hiçbir ilgisi yok. Kesin belgelerle ortaya konuyor ki burası bir un fabrikası olarak 2 kişinin yaptığı bir bina. Bu bina dönemin Cumhurbaşkanı tarafından kamulaştırıldı ve belediyemize verildi. İzBB şerhi kaldırmak için para ödemiş. Ortada ciddi bir hukuk tartışması var.
Dün buna rağmen ne yapıldı? Sabahın 5’inde Meslek Fabrikası çevrildi. Mesai saati başlamadan önce 7.40’ta tahliye başladı. Kurum bir hazırlık yapamadı. Kaymakamlığın yazdığı tahliye yazısına karşı itiraz hakkımızı kullanmıştık. Bu itirazdan dolayı Kaymakamlığın yazılı bildirimde bulunması gerekiyordu. Normal hukuk devletinde olması gereken bu. Bizim bildiğimiz devlet böyle yönetilir. Ancak hiçbir yazı yazmadan, mesai saati başlamadan gayri hukuki, gayri etik bulduğumuz tahliye işlemi yapıldı. Yargı süreci hiçe sayıldı. Asliye Hukuk Mahkemesi tedbir kararı vermişti ama hemen kaldırdı. Bu kararın gerekçesi yazılmadı. Ortada tam ve denetlenebilir mahkeme kararı da yoktu. Bu süreçte itirazlarımız sürerken tahliye işlemleri başladı. Yargıdan önce fiili durum yaratıldı. Henüz ortada olmayan bu karar akşam saatlerinde tahliye biterken UYAP sistemine yüklendi.
Bu fiili tahliye sırasında içerde belediyeye ait yüz milyonlarca liralık kamu malına el konuldu. Çalışanlarımızın kişisel eşyalarını almalarına izin vermediler. Bu bina tescilli bir kültür varlığı binası. Bu tarihi binaya zarar verdiler. Kapılar tokmakla zorlanarak kırıldı ve değiştirildi. Yetkisi olmayan özel güvenli girişleri engellendi. Hukuki teslim yapılması bile engellendi. Kameralar çalışmasın diye binanın elektriği kesildi. Vakıflar’ın güvenliklerinden bir tanesi Atatürk imzalı pankartı, vatandaşı tahrik etmek için keserek aşağı attı. Ortada mülkiyeti tartışmalı bir yapı, devam eden bir dava ve beklenen bir yargı süreci var. Bunlar varken sabahın köründe polis ablukasıyla yapılan işleme hukuki diyemeyiz. Oysa İzmir hukuk kentidir. Bu şehir oldu bittilerle teslim edilemez. Bu nedenle İzBB Başkanı olarak halkımızın her şeyi doğrusuyla anlamasını ve sesini yükseltmesini bekliyoruz.
Dün gece ben sabaha kadar buradaydım. Birkaç saat dinlendikten sonra geleceğim ve yine sabaha kadar burada olacağım. Biz sizlerle, bu şehrin gerçek sahipleriyle, rant hesabı olmayanlarla, ahlak dışı hesabı olmayanlarla bir aradayız. Beni ve arkadaşlarımı sizler göreve getirdiniz. Yüzümüzü döndüğümüz insanlar sizlersiniz. Sizden güç alıyoruz. Beni ve bize bu durumu yaşatanlara karşı mağdur olan herkesi yalnız bırakmama günüdür.”