Ozan EKİZ / EGEDESONSÖZ – TÜİK’in 2025 verilerine göre mevsimlik tarım işçileri ücretleri açıklandı. İzmir’de kadınların aynı işi yapmasına rağmen kazançlarının daha düşük olduğu görüldü. Yayımlanan istatistiğe göre; erkeklerin günlük ücretleri 1461 TL olurken, aynı işi yapan kadınların günlük ücretleri ise 1193 TL olarak açıklandı.

‘KADINLARIN PAYINA HEP KIRINTILAR DÜŞÜYOR’
Aradaki farka dair Tarım – Sen Örgütlenme Uzmanı Esra Işık açıklamalarda bulundu. Işık, istatistiklerin görünmeyen yüzlerini anlatarak, “Tarımda kadın emeği yıllardır görünmez bir omurga gibi kullanılıyor. Tarlalar, seralar, paketleme alanları kadınların emeğiyle dönüyor ama ücretler söz konusu olduğunda kadınların payına hep kırıntılar düşüyor. TÜİK’in açıkladığı veriler, mevsimlik tarımda kadınların karşılaştığı zorlukların ve üstlendiği yükün yalnızca çok küçük bir kısmını gösteriyor; mevsimlik tarımın gerçek yüzü açıklanan bu rakamlardan çok daha ağır. Gün doğmadan kalkan kadınlar; sırtlarında bebekleriyle, yanlarında daha okul çağında okul sıralarında olması gereken kız çocuklarıyla tarlaya gidiyor. Gün boyu eğilerek, taşıyarak, ayıklayarak çalışan bu kadınlar sadece tarla işçisi değil; aynı zamanda çadırda yemeği yapan, çocuklara bakan, hasta olanı kollayan kişi de yine onlar. Erkek işçi gün sonunda dinlenirken, kadınlar için mesai hiç bitmiyor. Yani mevsimlik tarımın arkasındaki görünmeyen emek ordusu kadınlar ve kız çocukları. Tarımın yükünü sırtlayan ama emeği en az görülen, en az karşılık bulan kesim de yine onlar” dedi.

‘KADINLARIN KIRSAL ALANDA TEK SEÇENEĞİ TARIM’
Kadınların kırsal alanda tek çalışma sahası tarım olduğu için ücretlerin düşük olduğunu anlatan Işık, “İzmir’de kadın mevsimlik işçilerin yevmiyelerinin erkeklerden yüzlerce lira daha düşük olması tesadüf değil. Tarım sektöründe genel olarak kadın emeği bilinçli biçimde ucuz tutuluyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, kırsalda kadınların erişebileceği istihdam alanlarının son derece sınırlı olması. Ücretli iş alanları çoğu bölgede erkeklere göre şekillenmiş durumda; kadınlar ise çoğu zaman ya ev içi bakım emeğine sıkıştırılıyor ya da tarım gibi güvencesiz alanlara yönelmek zorunda kalıyor. Bu nedenle tarım işi birçok kadın için bir tercih değil, çoğu zaman tek geçim seçeneği haline geliyor” diye konuştu.

‘İŞVERENLER YAPISAL EŞİTSİZLİĞİ BİLİP ONA GÖRE POLİTİKA BELİRLİYOR’
İşverenlerin kadınlara verilen ücretlerin ‘bilerek’ düşük tutulduğunun altını çizen Işık, “İşverenler de bu yapısal eşitsizliği çok iyi biliyor ve ücret politikalarını buna göre belirliyor. Daha güvencesiz yaşam koşulları içinde olan kadınların yaşamak için çalışmak zorunda olduğunu bilmek, düşük ücretlerin ve ağır çalışma koşullarının dayatılmasını kolaylaştırıyor. Böylece kadınlar için ekmek kavgası, güvencesizliği aşmanın yolu olmak yerine, çoğu zaman güvencesizliğin yeniden üretildiği bir döngüye dönüşüyor. Başka iş imkânı olmayan kadınlar, tarımda düşük ücret ve ağır şartlara mahkûm ediliyor” dedi.

‘ERKEKLERİN KABUL ETMEDİĞİ İŞLER KADINLARA DAYATILIYOR’
Tarımda erkeklerin kabul etmediği işlerin kadınlara dayatıldığını belirten Işık, “Bu durum sadece mevsimlik işçilikte değil, sigortalı tarım işlerinde ve özellikle seralarda da aynı şekilde karşımıza çıkıyor. Erkek işçilerin kabul etmediği ücretler ve çalışma koşulları kadınlara dayatılıyor. Seralarda da sabahın karanlığından akşamın karanlığına kadar eğilerek ve taşıyarak yapılan emek yoğun işlerde kadınlar çalıştırılıyor; ama ücret söz konusu olduğunda yine en aşağıya itiliyorlar. Hatta çoğu yerde erkeklerin sigortaları gününde başlatılırken, kadınların sigorta girişlerinin yıllarca yapılmaması da bu anlayışın bir ürünü. Devlet politikaları bu eşitsizliği bilinçli olarak sürdürüyor. Kadınların emeği, tarımda ucuz işgücünü garanti altına alan bir sigorta gibi görülüyor. Erkek işçilerin kabul etmediği koşulların sürdürülebilmesinin nedeni de çoğu zaman bu. Eğer kadın emeği bu kadar sistematik biçimde ucuz tutulmasa, bugün tarımda dayatılan birçok ağır çalışma koşulu sürdürülemez hale gelir. Çünkü bu düzen ucuz emeğe dayanıyor; o ucuz emeğin büyük kısmını da kadınlar oluşturuyor. Kadınların emeği üzerinden kurulan bu düzen, hem tarımı ayakta tutuyor gibi görünüyor hem de aslında tarımın geleceğini çürüten bir sömürü mekanizması yaratıyor” ifadelerini kullandı.

Kamuda tasarruf tedbirleri: Araç kiralamada yüzde 21 tasarruf!
Kamuda tasarruf tedbirleri: Araç kiralamada yüzde 21 tasarruf!
İçeriği Görüntüle

‘TARIMDA ÇALIŞAN KADINLAR YALNIZ DEĞİL’
Işık, son olarak şu ifadeleri kullandı:

İzmir’de ortaya çıkan uçurum bu yüzden sadece rakamlardan ibaret değil. Tarlada çalışan kadınların emeği bu ülkenin gıdasını üretiyor ama karşılığında o gıdaya bile ulaşamayacak kadar düşük ücretlere mahkûm ediliyor. Tarım-Sen olarak açıkça söylüyoruz: Bu ülkenin gıdasını üreten kadın işçilerin emeği ucuz ve değersiz değildir. İnsanlık onuruna yakışır, insanca yaşam ve çalışma koşulları, tarım emekçisi kadınlara lütuf değil, onların en temel hakkıdır. Sigortalı, sigortasız, yevmiyeli veya mevsimlik fark etmeksizin, tarımda emeğiyle var olmaya çalışan hiçbir kadın işçi, her gün ortaya koyduğu emeğin karşılığında yalnız değil. Bunun için seralarda, tarlalarda, köylerde örgütlenme çalışmalarına; düşük ücretlerden tazminat gaspına, mobbingten güvencesiz çalışma koşullarına kadar her alanda mücadelemizi sürdürüyoruz.