Metehan UD/ EGEDESONSÖZ - Balçova ilçesinde uzun yıllardır tartışma konusu olan “Balçova Arsaları” dosyasında kritik bir aşama geçildi. Çetin Emeç Mahallesi sınırlarında yer alan yaklaşık 89 hektarlık alanı kapsayan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği kesinleşti.
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan düzenlemeyle birlikte, mevcut planda “Ağaçlandırılacak Alan” ve “Orman Alanı” statüsünde bulunan bölgeler “Kentsel Gelişme Alanı”na dönüştürüldü. Söz konusu değişiklik, uzun süredir tapu ve mülkiyet sorunu yaşayan hak sahipleri açısından yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
320 İTİRAZ REDDEDİLDİ
Balçova Arsa Mağdurlarının Sesi Derneği (BAMSES) tarafından hem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na hem de İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne toplam 320 itiraz dilekçesi sunuldu. Ancak Bakanlık, yapılan değerlendirmede planın yeniden düzenlenmesini gerektirecek bir durum olmadığı sonucuna vararak itirazları reddetti.
İTİRAZLARE RET
Bakanlık kararında, belediyeye ait mülkiyet alanlarının planlama bütünlüğü açısından sürece dahil edilmesinin zorunlu olduğu belirtilirken, mülkiyet ve hak sahipliği tartışmalarının çevre düzeni planlarının kapsamı dışında kaldığı ifade edildi. Böylece 28 Kasım 2025 tarihli plan değişikliği kesinleşmiş oldu.
DERNEKTEN TEPKİ
Balçova Arsa Mağdurlarının Sesi Derneği Başkanı Ruhi Eroğlu, karara ilişkin yaptığı açıklamada Bakanlığın tutumunu sert sözlerle eleştirdi. Eroğlu, yıllardır tapu bekleyen vatandaşların mülkiyet hakkının korunması gerektiğini savunarak, planlamada bu alanların dışarıda bırakılması ya da mağdurlar lehine güvence altına alınması gerektiğini dile getirdi.
Dernek açıklamasında ayrıca, Bakanlığın “plan bütünlüğü” gerekçesinin somut teknik ve hukuki dayanaklardan yoksun olduğu öne sürüldü. İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetindeki 671 ada 99 parselin 120 bin metrekarelik bölümünün plana dahil edilmesine yönelik gerekçenin de tartışmalı olduğu ifade edildi. Dernek, 2011 ve 2023 yıllarında hazırlanan planlarda söz konusu alanın farklı şekilde değerlendirildiğini hatırlatarak, mevcut düzenlemenin “tutarsızlık” içerdiğini savundu.
YARGI HAZIRLIĞI
BAMSES, Bakanlık kararının ardından hukuki süreci işleteceklerini ve plan kapsamında yer alan parsellerin korunması için yargıya başvuracaklarını duyurdu. Açıklamada, mağduriyetlerin giderilmemesi halinde mücadelenin daha geniş bir toplumsal destekle sürdürüleceği ifade edildi.
BAMSES Derneği Başkanı Ruhi Eroğlu’nun açıklamasının tamamı şu şekilde:
Manisa İzmir 1/500.000lik Çevre Düzeni Planı DeğişikliğiAralık ayında askıya çıkmış veplanda tapusuz arsa mağdurlarına dağıtılması gereken bir kısım parsellerin Belediyelerin tasarrufuna bırakılmasına özellikle yıllardır arsa tapularını bekleyen arsa mağdurları itiraz etmişlerdi. İtirazın Bakanlık tarafından reddedilmesi Balçova Arsa Mağdurları tarafından tepki ile karşılanmıştır. Konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan Balçova Arsa Mağdurlarının Sesi Derneği başkanı Ruhi Eroğlu Bakanlığın kararı bizler için tam bir hayal kırıklığına yol açmıştır, samimi olarak söylemek isterim ki Bakanlığın tapusunu bekleyen arsa mağdurlarının meşru haklarını ön plana alarak söz konusu parselleri plan dışında tutmasını veya arsa mağdurlarına tahsis edilmek kaydıyla koruma altına alınmasını Belediyelerin bu alanlarda tasarrufta bulunmasını engellemesi için gereken yasal tedbirleri almasını bekliyorduk.
Çünkü ,vatandaşın mülkiyet hakkını korumak devletin görevleri arasındadır.
Biliyoruz ki devlet, vatandaşın mülkiyet hakkını anayasal bir temel hak olarak güvence altına alır.Devletin rolü sadece bu hakka keyfi şekilde müdahale etmemek değil, aynı zamanda mülkiyet hakkını etkili biçimde koruyacak hukuki ve idari mekanizmaları oluşturmaktır.
Örneğin:
Mülkiyete yönelik haksız müdahalelere karşı yargısal koruma sağlamak,Mülkiyet hakkı ihlallerine karşı etkili başvuru yolları oluşturmak devletin yükümlülüğündedir.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da devletin mülkiyet hakkını koruma yönünde hem "negatif yükümlülükleri" (haksız müdahaleden kaçınma) hem de "pozitif yükümlülükleri" (koruyucu tedbirler alma) bulunduğu kabul edilmektedir , beyanında bulunmuştur.Ruhi Eroğlu açıklamalarına devamla ;
Bir devlet kurumu olan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının,tapusunu alamayan arsa mağdurlarına verilmesi gereken parsellerin (arsa mağdurları adına) korunması ve Belediyelerin tasarrufuna bırakılmaması içinbu alanların plan dışında bırakılarak tedbir alınması yönündeki itirazlarımızıreddetmesivatandaşın mülkiyet hakkının göz ardı edilmesi anlamına gelmektedir.
Ret kararının gerekçeleriyasaldayanaktan yoksun olup işlem hukuka uygun değildir.
** Büyükşehir Belediyesinin mülkiyetindeki 671 ada 99 parselin 120.000 m2 likbölümünün plan içerisine alınmasının gerekçesi plan bütünlüğünün bozulmaması olarak açıklanmıştır.
Oysa ; 2011 yılında yapılan ve halen geçerli olan planda ve 2023 yılında Sn.Tunç Soyer döneminde hazırlanan ve tanıtımı yapılan planda söz konusu 120.000 M2 alan plan içerisine alınmamıştır. Demek ki plan için mevcut alan yeterlidir, tapusuzların alanına gerek bulunmamaktadır. İllaki arazi ilave etmek gerekiyorsa Balçova Belediyesinin arsa tahsis işlemine konu ettiği eski 3 ada 1188 parselden üretilmiş olan ve Maliye Hazinesinin mülkiyetinde bulunan 14 adet parselin bir kısmı plan bütünlüğü için kullanılmalı , arsa mağduru vatandaşların yerlerine Belediyeler tarafından tecavüz edilmesi alışkanlığından vaz geçilmelidir.
** Plan bütünlüğü gerekçesi soyut olup hak sahiplerine verilmesi gereken alanların neden plan kapsamına alınmasının zorunlu olduğu teknik ve hukuki olarak ortaya konulmamıştır. Plan bütünlüğünü sağlayacağımiddiasıyla vatandaşın meşru tapu beklentisi olan alanları plana dahil etmek açıkça mülkiyet hakkına tecavüz anlamında olup, hakkaniyete ve adalete uygun değildir.
** Plan sınırlarının Belediyeler tarafından önerilmiş olması,planı kesinleştiren Bakanlığın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
** Bakanlığın ret kararı, arsa tapularını bekleyen vatandaşların uzun yıllardır devam eden hak ve meşru beklentilerini dikkate almaksızın verilmiş olup mülkiyet hakkı,hukuk devleti ilkesi,hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkelerine aykırıdır.
** Bakanlık,hak sahiplerine verilmesi gereken alanların Belediyelerin tasarrufunda bırakılmasının sonuçlarını değerlendirmemiş,kamu yararı ile bireysel haklar arasında gerekli dengeyi kurmamıştır.
** Bakanlık, “ Hak sahipliğini belgeleyemeyen vatandaşların da Çevre Düzeni Plan Değişikliği kapsamında dahil edilmek istemelerine ilişkin olduğu tespit edilmiştir “ gibi bir gerekçeyi de ret gerekçeleri arasında öne sürmüştür.
İtiraz edenlerden bazılarının hak sahibi olup olmadıklarının nasıl bir inceleme sonucunda tespit edildiğinin izah edilmemiş olması nedeni ile somut belge ve bilgiye dayanmayan bir gerekçeile yapılan itirazın reddedilmiş olması tarafımızdan anlaşılamamıştır.
Ret kararı ile Bakanlık vatandaşların anayasal mülkiyet hakkının korunması yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçınmıştır.
Bakanlık, ret kararı ile Balçova Belediyesi’nin ve Büyükşehir Belediyesi’nin elli yıllık hukuksuzluklarına adeta destek çıkmış, bir anlamda süregelen hukuksuzluğa ortak olmuştur.
Belediyelerin haksız ve hukuksuz tutumları ile çok büyük mağduriyete uğramış vatandaşlar için koruyucu liman olması gereken birkamukurumunun , hukuksuzluğun yaratıcılarına adeta kucak açması, zararauğrayan vatandaşlarına kapılarını kapatması binlerce arsa mağdurunda büyük hayal kırıklığı yaratmıştır.
Sonuç olarak ;
Tapusuz arsa mağdurları olarak yargıya başvurulacak ve dağıtıma konu parsellerin hukuk yoluyla korunmasına çalışılacaktır.
Gelinen bu aşamadan sonra yürüttüğümüz hak mücadelesine daha büyük bir inanç ve kararlılık ile devam edilmesi gerektiğinin bilincindeyiz.
İnanıyoruz ki elli yılı aşkın süredir aynı kaderi paylaşan tapulu ve tapusuz Balçova Arsa Mağdurları omuz omuza vererek Belediyelerin yaşattıkları bu büyük mağduriyete son verecekler , hak ettikleri arsa tapularına ve imar haklarına mutlaka kavuşacaklardır.
Tüm kamuoyunu hak mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz…