Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 2026 yılının ilk parti grup toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere kürsüye çıktı.
Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
"2026 yılının ilk grup toplantısındayız. 2025 yılı ülkemiz ve milletimiz için çok zor bir yıl oldu. Ancak yeni yıla, 2025’i bütün acılarıyla, bütün haksızlıklarıyla, adaletsizlikleriyle, bütün yaşattıklarıyla geride bıraktığımızı ümit ediyor; yeni yıla yeni umutlar ve yeni inançlarla giriyoruz. Bir kez daha 86 milyon yurttaşımızın yeni yılını kutlarken her biri için sağlık, huzur, refah, adalet diliyor ve içinde bulunduğumuz bu zorlu şartlarda, bu zorlu günlerde hiçbiriniz yalnız değilsiniz; her şeyin var bir çaresi, onun da adı Cumhuriyet Halk Partisi demek istiyorum.
"YÖK'ÜN ETİNDEN SÜTÜNDEN İSTİFADE EDİYORLAR"
Dün Boğaziçi Üniversitesi’ndeki direnişin de 5. yıldönümüydü. 2 Ocak 2021 tarihinde üniversitenin iradesine karşı rektör değil bir kayyum atadılar. Melih Bulu, Boğaziçi’nde siyasal vesayetin ilk kulu oldu. Ve o günden bugüne hem ona hem kendisinden sonra atanan kayyuma karşı öğretim görevlileri ve Boğaziçi’nin öğrencileri ve mezunları büyük bir direniş gösteriyorlar. Her hafta aynı gün, aynı saatte direniyorlar. Sırtlarını kayyımlık binasına dönüyorlar, yüzlerini özgür akademiye dönüyorlar.
Biz parti programımızda YÖK’ü, 1980 darbesinin tortusu, her partinin iktidara gelirken kaldıracağız deyip sonra etinden, sütünden, yününden istifade ettiği YÖK’ü; AK Parti’nin geldiğinde en önemli taahhüdü olan, şimdi en önem verdiği alan olarak kullandığı YÖK’ü kaldıracağımızı yazdık. Rektör atamalarıyla ilgili çalıştık. Buradan Boğaziçi öğrencilerinin, öğretim görevlilerinin ve tarihin huzurunda şunu ifade etmek istiyorum: Bir sandık gelecek. O sandıkta herkes bir şeylerle yüzleşecek ve hesaplaşacak. Yoksullukla hesaplaşacağız, işsizlikle hesaplaşacağız, güvencesizlikle hesaplaşacağız. İş cinayetleriyle, kadın cinayetleriyle, doğa katliamlarıyla hesaplaşacağız."
"İKTİDARIMIZIN İLK YILINDA YIKACAĞIZ BU DÜZENİ"
Ekonomide maalesef çok zor geçecek bir yıla girdik. Kimden ne alınacağını kime ne verileceğini karara bağladılar. 15.16 Trilyon lira vergi ödeyeceğiz, saniyede millet olarak 500 bin TL vergi ödeyeceğiz. Bu vergiyi asgari ücretli ile milyarder aynı vergiyi ödeyeceğiz. Saniyede 496.000, 500.000 lira. Saniyede 500.000 lira vergi ödeyeceğiz. Kim ödeyecek vergiyi? 100 liralık verginin 64 lirasını dolaylı vergilerle, yani fabrikatörle fabrikanın kapıcısını ayırmayan, multimilyarderle asgari ücretliyi ayırmayan vergilerle hepimiz ödeyeceğiz. Elektrik harcarken, doğalgaz harcarken, süt alırken, ayakkabı alırken, çocuğumuza hırka, gocuk alırken gelirimize bakmadan aynı vergiyi ödeyeceğiz. Yüzde 64.
Sonra bir de yüzde 24’lük bir dilim var. Onu da maaşı çekmeden, maaş eline değmeden maaşından gelir vergisi kesilenler ödeyecek. Yani beyaz yakalılar, mavi yakalılar, işçiler, emekliler. Geriye ne kalıyor? Yüzde 12. Onun yüzde 1'i gayrimenkul sahiplerinden alınan diğer vergiler. Yüzde 11, Türkiye'de yapılan tüm ticaretten, imalattan, ihracattan, hizmet sektöründen para kazananların verecekleri kurumlar vergisi, yüzde 11. Yüzde 88'ini orta direk ve yoksullardan alan, verginin sadece yüzde 11'ini vermesi gerekenden alan bu düzenin adı AK Parti'nin kara düzenidir. İktidarımızın ilk yılında yıkacağız bu düzeni.
Kimse Erdoğan'dan masallara inanmasın, kimse bu yılın geçen yıldan iyi olacağına inanmasın. Durumunun geçmişten iyi olması için bu milletin sandığa gitmesi ve AKP iktidarını göndermesi lazım.
"EMEKLİLERİ EN DAYANILMAZ, SEFALET MAAŞINA MUHTAÇ ETTİLER"
Açlık sınırı 30.000 lira. Cumhuriyet Halk Partisi belirlemiyor bunu. Türk-İş belirliyor. 30.000 liranın üzerinde açlık sınırı var ve tarihte ilk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altındaydı. 28.000 lira ilan ettiler, ilan edildiği gün altında. Alındığında açlık sınırı biraz daha yükselmiş olacak. AK Parti işçiye 12 ay boyunca, biliyorsunuz seçimden önce yılda 3-4 kez düzenleriz diyorlardı, seçimden sonra asgari ücrete yıl içinde hiç dokunmadılar, 28.000 lira vermeyi kafaya koydu. Peki en düşük emekli maaşı? 18.975 lira. 19.000 lira bile değil. 18.975 lira. Bu rakamı artıracaklarını söylemesini dün bekledi herkes, döndü baktı, Erdoğan'ın ağzını bu konuda bıçak açmadı.
AK Parti iktidarı gelmeden önce bir en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret alıyordu. Yani emekliye hiç ilişmeseler, hiç çelme takmasalar, hiç yakalarına yapışmasalar, 1,5 asgari ücret verseler bugünkü itiraz ettiğimiz yetmeyen asgari ücret üzerinden yine emekliye 42.000 lira para vermeleri gerekir. Ama emekliye 19.000 lira veriyorlar, 18.975. Emekliler tarihlerinin en kötü değil, artık en en en dayanılamaz, katlanılamaz sefalet maaşına muhtaç edildiler.
"EMEKLİDEN KÖTÜSÜ VAR, GELİN BU AYIBI TEMİZLEYELİM"
Bir de emekliden kötüsü de var dedi arkadaşlar, notları hazırlıyoruz. Dedim 'daha ne kötüsü olacak?'. 65 yaş aylığı, 5.390 liraymış olmuş 6.393 lira. Engelli aylığı, 4.300 liraymış olmuş 5.100 lira. Evde bakım maaşı 11.702 liraymış olmuş 13.878 lira. Türkiye büyük bir sosyal krizin, sosyal patlamanın eşiğindedir. Buradan bütün siyasi partilere, bilhassa Adalet ve Kalkınma Partisi'ne sesleniyorum: Emekliyi bu halde bırakamayız. Kök maaşlara kanun yoluyla artış yapmak şarttır. Seyyanen zam vermek şarttır. Bir emekli maaşının bir asgari ücretin altında olması kabul edilebilir değildir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak buradayız. Gelin bu hafta bu ayıbı temizleyelim.
"AK PARTİ GELDİĞİNDE BU DURUM BÖYLE DEĞİLDİ"
Gelir vergisindeki adaletsizlik de aynen devam ediyor. 2025'te gelir vergisinin ilk dilimi 158.000 liraydı, şimdi 190.000 lira oldu. Şu demek: Maaş almaya başlıyorsun. Sene başından itibaren 190.000 lirayı geçince aldığın maaş, yani bunu 3 ayda 4 ayda geçtiğinde, ikinci yüksek vergi dilimine, sonra bir sonraki yüksek vergi dilimine... Bu rakamlarla 70.000 lira maaş alan bir çalışan 180.000 lira, 2,5 maaşını vergiye verecek. 100.000 lira maaş alan bir mühendis diyelim 320.000 lira, 12 maaşın 3 maaştan fazlasını vergiye verecek. Neden böyle oldu? Aslında AK Parti geldiğinde durum hiç böyle değildi. Gerçekten yüksek maaşlar yüksek vergi dilimine giriyordu. Ama virgülden sonrasını katmayarak, bazı sene daha da başka oyunlar yaparak en az işte sendika açıklamış 750.000 olacak, bize sorarsan 1 milyon liraya kadarki maaşların en düşük dilimde yüzde 15'te vergilenmesi lazımken 190.000 liradan itibaren, 3. 4. aydan itibaren yüksek vergi dilimi başlıyor.
"SAVAŞA MI GİRDİK? İŞGALE Mİ UĞRADIK?"
Cumhuriyet Halk Partisi olarak 2025 yılını çok önemli bir mücadeleyle, çok önemli bir direnişle, bunu da tek başımıza değil, Türkiye'nin bütün demokratlarıyla birlikte... Teker teker isimlerini saymayayım, bütün muhalefet partilerinin dayanışmasıyla ve Türkiye'nin bütün demokratlarının sahip çıkmasıyla bir büyük mücadeleyle geçirdik. Bir yönetimde çarkın ilk dişlisi hiç şüphesiz adalettir. Adalet olmazsa refah da olmaz, zenginlik de olmaz. Bakın, 2025'in enflasyon hedefi yüzde 17 idi, yıl sonunda yüzde 31'le bitti. Ne oldu 2025'te? Büyük bir felaket mi oldu? Deprem mi oldu? Meteor mu düştü? Savaşa mı girdik? İşgale mi uğradık? Ne yaptık, ne oldu da bu hale geldi bu memleket? 19 Mart'ta, bir yıl önce 31 Mart'ta partisiyle ilk kez seçim kaybeden birinin hazımsızlığı yüzünden ve seçim kazandığında baş tacı yaptığı milli iradeyi küçük gören, "onlar karar veremez, İstanbul'u kimin yöneteceğine ben veririm. Binali yönetsin' dedim, 'olmaz' dediler, 'Murat Kurum yönetsin' dedim, 'evine dönsün' dediler, deyip bu iradeyi hiçe sayan birisinin cumhuriyetimizin bir sonraki cumhurbaşkanına, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir sonraki iktidarına mevcut gücüyle, haksızca kullandığı, bağımsız olması gereken yargı üzerindeki talimatlarıyla bir sivil darbe girişimi oldu.
"BULUNAMAYAN KAYNAK 19 MART'TA YAKILAN PARADIR"
O günden sonra 160 milyar dolar kaynağımız darbeye gitti. Bugün emeklilere 'Gel para ver' dediğinde bulamadığı para 19 Mart'ta yanan paradır. 'Asgari ücreti artır ama esnafa yük olmasın. Esnafın SGK desteklemesi 1.000 lira olmaz, 10.000 lira yapalım küçük esnafa' dediğinde bulamadığı kaynak 19 Mart'tan sonraki süreçte yaktığı paradır. Borsayı çökerten, yatırımcıları kaçırtan, faizleri yükselten ve kredi kartına yüzde 96 ödeyemediğin zaman faiz bindiren hep 19 Mart darbesinin ürünüdür. Bugün kredi kartından çektiği parayı, minimumunu ödeyemeyip ya da ödemek için başkasından çekip, topu birazcık çevirip sonra o kartopunun, hızla büyüyen kartopunun altında kalınmasının sebebi tutturulamayan hedefler ve hızla yükselen faizlerdir. Hepsinin sebebi 19 Mart'taki hukuksuzluktur."