Kestelli'den korkutan veri: Tarımda tarihi dip!
Kestelli'den korkutan veri: Tarımda tarihi dip!
İçeriği Görüntüle

Ozan EKİZ / EGEDESONSÖZ – Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) mart ayı olağan meclis toplantısı gerçekleştirildi. Meclisi, EBSO Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu yönetti. Meclisin açılışında, ay boyunca yapılan faaliyetler meclis üyelerine sinevizyon gösterimiyle sunuldu.

YORGANCILAR’DAN ANKARA TEMASLARI DEĞERLENDİRMESİ
Sinevizyon gösteriminin ardından EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar meclis konuşmasını gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile gerçekleştirilen toplantıya değinen Yorgancılar, “Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu Toplantısı’na katıldık. İcrada bulunan bakanlarımız ve bakan yardımcılarımızla istişarelerde bulunduk. Ana gündem maddeleri AB’nin Hindistan ile yapmış olduğu Serbest Ticaret Anlaşması ve 'Made in Europe' oldu. Çin ürünlerine ilave gümrük vergisi koruma tedbirlerinden, finansmana erişimdeki kolaylaştırmaya dair bütün önerilerimizi paylaştık. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a başlık başlık içerikleri anlattık” dedi.

‘MADE IN EUROPE’ SANAYİ İÇİN RİSKİ ŞİMDİLİK AZALTTI’
Made in Europe Anlaşması’na değinen Yorgancılar, “Enflasyon, krediye erişme ve yüksek faiz, savaşla birlikte devam ediyor. Merkez Bankası toplantılarında faiz indirimi yapılmadı. Savaşın gidiş sürecine göre indirmekten ziyade aynı seviyede kalması bile gelecek açısından önemli. Mevduat faizleri bugün %42’lere kadar çıkmış durumda. 'Made in Europe' kapsamında ülkemiz ürünleri Avrupa menşeli sayıldı. Sanayimiz adına çok önemli bir riski şimdilik bertaraf ettik. Henüz tasarı komisyondan geçmedi. Bu geçerse aynı tasarının içinde devletimizin açmış olduğu ihalelerde ‘yerli üreticide yüzde 15 iade var’ diye bir madde var ve bunun kalkma durumu var. Gerçekleşmesi uzun vadede beklenen Mercosur Anlaşması, 1 Mayıs itibarıyla uygulamaya alınacak” diye konuştu.

‘SAVAŞ BİTSE DE GERİYE DÖNÜŞ YILLAR ALACAK’
ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın ekonomiye etkisine değinen Yorgancılar, “Savaş haritasına bakınca coğrafyamız savaşın en fazla yaşandığı coğrafyalardan biri. Politika ve temaslarla bu savaşın içine girmedik, inşallah girmeyiz. Savaşta bir tek silah satıcıları kazanıyor. Her saldırıda insan kaybı oluyor. Basra Körfezi’ne inen ve bölgeye yayılan savaşın kara savaşına dönüşmesi hâlinde planlar yeniden yapılmak durumunda kalacak. Politik konuşma ve temaslarla bu savaşın sonlandırılması önemli. Nükleer santral ve nükleer silah riski var. Etrafımız nükleer santral ve silahlarla çevrili. Her fırsatta tehdit hâline dönüşüyor. Olası sızıntılardan dolayı çok büyük bir tehlikeyi barındırıyor. Hürmüz Boğazı’nın bu kadar önemli olduğunu savaşta öğrendik. Boğazda küresel ticaret sisteminde büyük aksamalar yaşandı. Boğazdan binlerce gemi geçiyormuş, kimsenin farkındalığı yokmuş. İran boğazı kapatınca dünya buranın ne kadar önemli olduğunu anladı. Ülkelerin bölgeye bağımlılık oranları yüksek seviyededir. Birçok ülke stokları azalınca enerji kısıtlamalarını gündeme getirdi. Akaryakıt satışlarında kısıtlamalar getirildi. Yurt dışına fuara gittiğim zaman mazot 1,74 idi, pazar günü 2,14 oldu, geçen gün 2,40 Euro’ya kadar ulaştı. Servis ve tedarik zinciri fiyatlarını olumsuz etkileyecek. Asya’da yaşanan olası zincirleri bozabilecek bir öneme sahip bu boğaz. İran burada petrol ve su tesisleriyle tehdit ediyor. Ülkelerin su ihtiyacı denizden karşılanıyor. Enerji ve suyun olmadığı ülkede yaşamın ne kadar zor olacağını tahmin edebiliyoruz. Bugün savaş bitse ve barış sağlansa, geriye dönüşü yıllar alacak. Bu süre zarfında petrol fiyatlarının savaş öncesi duruma düşemeyeceğini hepimiz biliyoruz. Bugün iyileşme olsa petrol fiyatları 80-85 dolara kadar iner. Kartların yeni baştan karılacağı bir süreçte olacağız” ifadelerini kullandı.

FAİZ SABİT, MOTORİN ARTIŞTA: EKONOMİYE ÇİFTE BASKI
Savaşın ülke ekonomisine etkisine değinen Yorgancılar, “Ülkemiz özelinde bakınca faiz sabit kaldı, motorin fiyatları yükseldi. Enerjide körfeze bağımlılığımız sınırlı olsa da artan maliyetler bizi olumsuz etkileyecek durumda. Bu bile tek başına bütçe dengesini bozmaya yeter. Savaşın seyrine göre ekonomideki dalgalanmalar değişebilir. Biz böyle bir savaşa, düştüğümüz noktadan daha kalkmamışken yakalandık. Rusya-Ukrayna bizi etkiledi ve İran savaşı da bizi etkiledi. Enerji şokunun derinleşmesi sanayide maliyet baskısını artıracak. İhracat pazarlarımızdaki sorunlar devam ederken, bu tür şok krizler firmalarımızı gelecekte sıkıntılı bir sürece itecek” dedi.

‘İZMİR SANAYİSİNDE İSTİHDAM PAYI GERİLİYOR’
İzmir üzerinden ekonomiye değinen Yorgancılar, “İzmir’de sanayide istihdam payı azaldı. Ticarette tedavi edilebilir zararlar her zaman olmuştur. Kontrolümüz dışında olan aksilikler olabilir. Çevremizdeki savaşlara dair hiçbir etkimiz yok. Desteklenmek sonuna kadar sanayicinin hakkı. Eşit dağıtım olsaydı sanayicinin bugün gücü olacaktı. Sanayicilere elektrik ve doğal gaza zam yapılmaması gerekiyor. Otoyolların ücretsiz kullandırılması gerekiyor. KDV iade süreci hızlandırılmalı. Vadeli alışverişlerde doğan KDV’lerin vade tarihinde tahsil edilmesi gerekiyor. Körfez ve savaş bölgesine ihracat yapamayan firmalar için kredi ödemelerinde kolaylık sağlanması gerekiyor. Çiftçiler için gübre ve akaryakıta ilave devlet katkısı verilmesi gerekiyor. Devletimiz ve hükümetimiz bazı konularda destek veriyor. İmalat sanayi finansmanı ve istihdamı koruma programı üzerinden destekler veriliyor. Ticaret Bakanlığı da elektrikli araç ve türevleri alanlarında destekler verecek” ifadelerini kullandı.

‘OKULLARDA VE CAMİLERDEKİ ÇEŞMELERDEN SU BOŞA AKIYOR’
Su ve kayıp-kaçaklara değinen Yorgancılar, “Susuzluk ülkelerin en öncelikli konularından biri. Ulusal Su Planı 2026-2035 dönemi güncel hâli yayınlandı. Sanayici ve tarımla ilgili yeni yapılanmalar gerekecek. Eski fabrikalar için su tesisatları güncel değil. Yeni ve güncel tesisat ile su kullanımı aşağı çekilebilir. Biz bunu kendi fabrikamızda yaptık. Belki bu zorunlu olabilir. Su dendiğinde herkes sanayiciye söylüyor. Tarımda kullanılan su yüzde 78 civarında, sanayide ise yüzde 13 civarında seyrediyor. Evlerde ve sanayilerde iyileştirmeler yapılabilir. Bugün hangi okula ve camiye gitsek çeşmelerden boşa su akıyor. Buralardaki çeşmeleri değiştirsek bile büyük su tasarrufu olabilir” dedi.

ALSANCAK LİMAN DEVRİ YORUMU: KATKI SAĞLAYACAĞINA İNANIYORUM
Yorgancılar, geçtiğimiz günlerde işletme hakkı devredilen Alsancak Limanı ile ilgili geçmiş dönemleri hatırlatarak, “Alsancak Limanı günlerdir konuşuluyor. Herkes bir şeyler anlatıyor. Türkiye’nin en önemli limanlarından biri. Neden gözden düştü? Gözden düşmesinin sebebi büyük tonajlı gemilerin buraya girememesidir. İzmir Körfezi’nin girişinde ‘Pelikan’dan içeri girince gemi yolu var. Buradaki derinlik 11-12 metre. Yüksek tonajlı gemi için minimum 15 metre olması gerekiyor. Burada bir kazı yapılması gerekiyor. Kazı yapıldığında pisliğin atılacağı yer olması gerekiyor. Ben denizci veya limancı değilim ama özelleştirmeye çıkınca İzmir’deki 70-80 tane iş adamı birleştik ve şirket kurduk. Arkas’ın başkanlığında kurduk. Bize bununla ilgili bilgiler verildi. Ben oradan öğrendim. Gemi gelip yanaşsa vinçlerin ekipmanlarının değişmesi lazım. İhaleye girdik şirketle; Mersin’deki limanı alan firma aldı ama verdikleri teminat mektubunu yaktılar. Gidip Mersin Limanı’nı aldılar, o günden beri İzmir Limanı’na çivi çakılmadı. Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur. Alternatif olarak Aliağa Limanı çıktı. Çandarlı Limanı konteyner elleçlemesi için ön plana çıktı. Çandarlı Limanı da yapılamadı. Çandarlı Limanı’nın yapılması için Uzak Doğu’dan gelen iki önemli grup var; biri Mersin’de. Biz Çandarlı’yı onlara verecekken onlar Pire’yi aldı. İzmir Limanı’nın yeni baştan konteyner ve kruvaziyer limanı olarak açılmasının büyük katkı sağlayacağına inanıyorum” dedi.